Mendil verdim geline
Tarih: 11.5.2018 17:11:41 / 120okunma / 0yorum
Ahmet ÖZDEMİR

İlkokula giden öğrenciler, hafta sonları annelerinin yıkayıp ütülediği, yumuşak beyaz kumaştan yapılmış mendilini, özenle sıranın üzerine koyar, öğretmene minnacık ellerinin temizliğini gösterirdi. Mendil, okulda temiz öğrenci olmanın göstergesiydi. Ne yazık ki şimdi göz nuru işlemeli, oyalı mendiller kalmadı. Cebinde sevdiklerinin oyalı mendilini taşıyan,  özledikçe çıkarıp bakan, koklayan erkekler kaldı mı bilmeyiz. Kaldıysa, eşlerinin mendillerini kar gibi yıkayıp ütülemeyi sürdüren hanımları kutlamak gerek. Kına gecelerinde gelinin eline verilen mendiller türkülerde yaşıyor.

"Mendili eline, 
Mendil verdim geline, 
Kara kına yollamış, 
Yar benim ellerime."    

Mendilin kültürümüzdeki yerine bir örneği de meddahların kullandıkları mendilleri gösterebiliriz. Son kullanan Orhan Boran´dı. 
Bir fıkra anlattıktan sonra türkümüzü dinleyelim: 

Bayan turistin biri ağacın dallarına bağlanmış mendilleri görmüş. Bunların ne anlama geldiğini sormuş. Rehber evlenmek isteyen kızların bağladığını söylemiş.  Kadının daha çok ilgisini çekmiş. Elindeki mendili bağlamadan önce tekrar sormuş: 

Belirli bir erkekle mi yoksa herhangi bir erkekle evlenmek için mi bağlıyorlar?" Rehber yanıtlamış: . 
"30 yaşından önce belirli bir erkekle, 30 yaşından sonra herhangi bir erkekle." Turist elindeki mendili bağlamaktan vazgeçmiş. 
Elbette bu bir fıkra... 
Mendil edebiyatımıza, müziğimize ve oyunlarımıza konu olmuş.

Masal kahramanı Keloğlan´ın yolculuğa çıkarken yanına aldığı iki şeyden biri uzun sopası ve diğeri bu sopanın ucuna taktığı içinde bir parça ekmek ve bir kuru soğan olan azık mendilidir.  

Mendil çocuk oyunlarında da bir oyun aracı olarak kullanılıyor.  Kapanın elinde kalan mendille "mendil kapmaca", ebenin gözlerini bağladığımız mendille "körebe" ve ardına bıraktığımız halde aymayanı, ucunu top yaptığımız mendille patakladığımız "yağ satarım bal satarım" gibi çocuk oyunları mendille oynanan oyunlarımızdan bazıları... 
Sevgilisinin işlendiği mendil, askere giden delikanlının, özlemini giderdiği armağandı.  Bu mendiller biraz sevgi biraz hasret kokan, menekşe renkli işlemelerle doluydu. Suskun dillerin dili, sevdalı gönüllerin mektubu, utangaç yüreklerin ilan-ı aşkıydı.  O mendiller ki, Vuslat gününde damadın Jilet gibi ütülenmiş takım elbise ceketinin cebini süsleyen, bir aksesuar olacaktı.  

Kimi zaman da haberleşme aracı olarak da kullanıla geldi mendiller. . 
On yedi benli Şadiye, istemeyerek evlendiği kocası ölünce altı aylık bebeğini bırakıp komşu oğluyla kaçmış. Onu aramaya çıkanlar haberleşmek amacıyla dut dalına astığı mendili görmüşler. Bu olay Uşak yöresinde türkü olmuş dilden dile yayılmış.  

"Ay bulutta bulutta
Mendilim kaldı dutta"

Günlük hayatta kullanılan mendillerin adları ve görevleri var. Birkaç örnek verebiliriz: Ağır işte çalışanların ter silmek için kuşaklarının arasına sıkıştırdıkları damalı mendillere ter, cenaze defin işlerinde tabutun üzerine örtülmek üzere hazırlanmış, koyu renk mendiller ise yas mendili adını almış. Çıkın yapmak, içine öteberi koymak için kullanılan mendile çıkın mendili deniyor. Kenarları işlemeli, oyalı, dantelli bazıları altın simli ebatları küçük mendillere süs, burun ve yüz silmede kullanılanlara ise silme mendil adı verilmiş.  
Anadolu´nun dört bir tarafında düğünlerinin simgesi mendillerdi. Evlenecek gençlerin tanışma safhasından başlayıp nişan ve düğün gibi bütün safhalarda mendillerin işlevi vardı. Karşılıklı gönderilen bohçaların vazgeçilmeziydi. Kız tarafına gönderilen mendil geri gönderildiğinde "size verilecek kızımız yok" demekti. Eğer mendil iade edilmezse "Kızımızı istemenize memnun olduk. Buyurun görüşelim," anlamına gelirdi. Her genç kızın çeyizinde kendi eliyle işlediği birkaç mendil mutlaka bulunurdu. 
Şu Elâzığ türküsü beni hep duygulandırmıştır. Sevgilinin izini görmek, duyumsamak bu kadar güzel anlatılır: 

"Mendilim işle yolla
İşle gümüşle yolla
İçine beş elma koy
Birini dişle yolla"

Bu sözlerin üzerine dana bir şey yazmaya gerek var mı? 

Anahtar Kelimeler: Mendil, verdim, geline
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Baki kalan bu kubbede (14 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Ahmet Kutsi Tecer Sempozyumu (01 Mayıs 2018 - Salı)
Kitabımsın kitap (28 Nisan 2018 - Cumartesi)
Atatürk ve Bektaşilik (24 Nisan 2018 - Salı)
Hani benim çocukluğum? (23 Nisan 2018 - Pazartesi)
23 Nisan´a doğru (22 Nisan 2018 - Pazar)
Eskiden baharın müjdesi kardelenlerdi. (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
Şakanın kataloğu olur mu? (03 Nisan 2018 - Salı)
Âşık Veysel, kahır ve sabır (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Kadınlar Günü (09 Mart 2018 - Cuma)
Alparslan (05 Mart 2018 - Pazartesi)
Asker mektupları (26 Şubat 2018 - Pazartesi)
BU VATAN KİMİN? (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
Sevgi ile yarış olmalı sevgi (13 Şubat 2018 - Salı)
Kızıldan beyaza Aksultan Abdülhamit (06 Şubat 2018 - Salı)
Şark bülbülü (04 Şubat 2018 - Pazar)
Nazım Hikmet ve Bekir Sıtkı (31 Ocak 2018 - Çarşamba)
Emrah Sivas´ta (28 Ocak 2018 - Pazar)
Kış şarkıları (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Avcılık ve Şarkışlalı Serdari (23 Ocak 2018 - Salı)
Tel helva, arabaşı ve konuk (21 Ocak 2018 - Pazar)
Mehmet Emin Yurdakul (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şiir şiirdir. başka söze ne hacet... (15 Ocak 2018 - Pazartesi)
Çalışan gazeteciler bayramı (10 Ocak 2018 - Çarşamba)
Yardım eyle bozatlı hızır (05 Ocak 2018 - Cuma)
Noel Baba mı Ülgen Baba mı? (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bulutlar ağlamasa yeşillik nasıl güler (30 Aralık 2017 - Cumartesi)
Kış Türküleri (26 Aralık 2017 - Salı)
İnternet medyasının resmi ilan alması hayal (23 Aralık 2017 - Cumartesi)
Yerel medya ve sorunları (21 Aralık 2017 - Perşembe)
Garbın ilim ve sanatı (19 Aralık 2017 - Salı)
Zaralı Halil (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
Gazetecilik eğitimi ve istihdam (06 Aralık 2017 - Çarşamba)
Bu da Karadenizli Fitnat Hanım (03 Aralık 2017 - Pazar)
Fitnat Hanım fıkraları (01 Aralık 2017 - Cuma)
Fitnat Hanım (28 Kasım 2017 - Salı)
Yörük ve çadır (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
Bir acı kahve (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
Faruk Nafiz´in sanatı (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
Atatürk´ü Anlayabilmek (10 Kasım 2017 - Cuma)
Mualla Orhon (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
Divan-ı Lügat-it Türk (19 Ekim 2017 - Perşembe)
Ahmet Kutsi Tecer (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
Gazetecilik ve kültür (15 Ekim 2017 - Pazar)
Fasık kime denir? (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Kudüs ortak hedefimiz olmalı (09 Eylül 2017 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çizik bir elmas, çizik olmayan bir çakıl taşından daha iyidir.

KONFİÇYÜS