Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet
Tarih: 5.12.2017 11:00:23 / 72okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Bu köşede 20 Temmuz 2017 tarihinde yayımlanan “Nâzım´a göre Yahya Kemal ve Akif” başlıklı yazımda, Nâzım´ın Akif´ten Kurtuluş Savaşı Destanı´nda “büyük şair” diye söz ettiğini, ancak bu mısraın eserin sonraki baskılarında sansür edildiğini yazmıştım. Geçenlerde bir vesileyle aklıma şöyle bir soru takıldı: “Mehmed Akif, Nâzım´ı tanır mıydı, acaba hiç karşılaştılar mı?”
***
Bu sorunun cevabını bilmiyorum. Ancak Akif´in kızı Suat Ersoy, kendisiyle röportaj yapan Dündar Akünal´a Nâzım´ın annesi Celile Hanım´dan resim dersleri aldığını söylemiştir. Daha sonra herhangi bir şekilde aksini söylemediğine göre bu bilgiyi doğru kabul etmek gerekiyor. Suat Hanım´ın bu konuda Akünal´a söylediklerinin tamamı şöyledir:
“Babam resim yapmazdı. Fakat bir yeri gördükten sonra ya da konuştuğu bir kimseyi anlatmasını bir dinleseniz bunları görür gibi olurdunuz. O kadar ayrıntıları içine yerleştirirdi. Ben küçük yaşta resme başlamıştım. Babam sürekli özendiriyordu. Resim derslerini ise Nâzım Hikmet´in annesi Celile Hanım veriyordu [...] Zaman zaman da yaptıklarıma bakar, eksiklerimi, tutarsızlıklarımı bana buldurmaya çalışırdı. Sağdan soldan biraz beğeni alınca dışarıda resim çalışanlara özendim. Avrupa´ya gidecektim. Bir gün babama ‘Biraz daha ilerlersem, beni resim çalışmalarım için Avrupa´ya gönderir misin?´ diye sordum. Düşündü, sonra gözlerinde tatlı bir yumuşaklıkla, ‘Bak, eğer resim çalışmalarında sen artık burada bir şey alamayacak bir seviyeye gelirsen o zaman resmini daha ilerletmen için seni Avrupa´ya gönderirim,´ dedi. Sonra alçak sesle kendi kendine söylenmeye başladı.” (“Suat Ersoy: ‘Bizi kimseden başka türlü yaşatmadı”, Gösteri, sayı 73, Aralık 1996).
Daha da şaşırtıcısı, Celile Hanım tarafından Akif´in bir portresinin yapıldığına dair Taha Toros tarafından öne sürülen iddiadır (Türk Edebiyatından Altı Renkli Portre, İsis Yayınları, İstanbul 1998, s. 49, 126). Akif, Rus ressamı Feldman´a ve aynı zamanda bir ressam olan Şerif Muhiddin Targan´a portrelerini yaptırdığına göre, Celile Hanım´a da izin vermiş olabilir. Bu arada, o yıllarda gelecek vaadeden, dinî ve millî duyguları güçlü (“Ağa Camii” şiiri hatırlansın) bir şair olan Nâzım´dan herhangi bir vesileyle söz açılmış olması hiç de düşük bir ihtimal değildir.
***
Nâzım´ın bazı akrabalarıyla Akif arasında yakın dostluk ilişkisi de vardı. Mesela Sâmih Rifat... Nâzım Hikmet´in teyzesi Münevver Hanım´la evli olan Sâmih Rifat, Akif´in yakın dostuydu, hatta Ali Fuat Cebesoy´un babası İsmail Fâzıl Paşa için birlikte bir mezar taşı kitabesini yazmışlardı (Ali Fuat Cebesoy´un Siyasî Hatıraları, İstanbul 1957, cilt II, s. 37). İsmail Fâzıl Paşa, Nâzım Hikmet´in anneannesi Leyla Hanım´ın kız kardeşi Zekiye Hanım´la evliydi. “Zâir” hitabıyla başlayan söz konusu kitabe şöyledir:
Vatan yolunda vazîfem ayakta ölmekti,
Bu gâye uğruna koştum, didindim, uğraştım.
“Hayâtımın sonudur, tâkatim mi var?” demedim
Dikenli yollara düştüm, diyarlar aştım.
Nihâyet işte eriştim o bî-fütûr ölüme
Şahâdet etmede gurbet, ayakta öldüğüme.
1924
***
Sâmih Rifat´ın kardeşlerinden bestekâr Ali Rifat Çağatay´ın da Akif´in dostlarından olduğunu, sadece İstiklâl Marşı´nı değil, “Bülbül”, “Ordunun Duası” ve Asım´ı da bestelediğini hatırlatmak isterim. “Köse İmam” adıyla bestelediği Asım bir perdelik operetti. Akif, Ali Rifat Bey´in “Bülbül” bestesini Ankara´da ilk defa Sâmih Rifat´ın oğlu Hâtif´ten dinlemişti. Ankara´ya bir gelişinde, bu besteyi de beraberinde getirip Balıkesir mebusu Hayreddin Bey´e geçen Hâtif, Tanburi Cemil Bey´in talebelerinden biriydi ve amcası Ali Rifat Bey´in konserlerinde tanburi olarak yer alırdı (Eşref Edib, Mehmed Akif I, İstanbul 1938, s. 92).
***
Mehmed Akif´i şair bile saymayan Nurullah Ataç, Taranta Babu´ya Mektuplar hakkında yazdığı bir yazıda, Nâzım Hikmet´in dilini ve şiirini övmek ihtiyacını hissedince ister istemez Akif´i ve onun hakkında yazdıklarını hatırlamıştı. Türkçenin en büyük şairinin Akif değil, Nâzım olduğunu, çünkü Akif´in “geri”, Nâzım´ınsa “ileri” bir kavgayı temsil ettiğini iddia eden Ataç, bu iki şairi niçin karşılaştırdığını de şöyle açıklıyordu:
“Safahat sahibini bir zamanlar, sadece estetik düşüncelere göre muhakemeye kalktığım için, hesaba katılmağa değmez bir şair saymaya alışmıştım. Onun da şahsî elem, sevinç hülyalarından bahseden şairciklerden ne kadar üstün olduğunu, Nâzım Hikmet´i okuduktan sonra anladım. Beni, daha birkaç yıl önceye kadar inandığım ölü sanat fikirlerinden kurtaran Nâzım Hikmet oldu.”
Ataç daha sonra bu fikrinden vazgeçecektir. Eşref Edib´in Mehmed Akif´inden kısa bir iktibas:
“Hukuk Fakültesi ikinci sınıf talebesinden Ahmet Bey anlatıyor? Bir gün Nurullah Ataç´la görüşüyorduk. Nurullah Ataç -ki Türk ülkesinde Akif aleyhinde yazan tek adam- söz arasında bana şöyle dedi: Nâzım Hikmet´in Taranta Babu´sunu okuduktan sonra hiç şüphe yok, Akif´i de beğenmem lâzımdı. O da bir ideal peşinde koşan adam. Fakat etrafta onun lehinde yazılan yazıları görünce bana da aleyhinde yazma arzusu geldi.” (s. 673)

Anahtar Kelimeler: Mehmet, Hikmet
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:54 07:38 12:38 15:02 17:20 18:51
Adem suretinde olan herkes adem değildir?

Hacı Bektaşı Veli