Mehmed Âkif , Kudüs ve Hüseyin Dâniş´in bir şiiri
Tarih: 30.5.2018 16:57:20 / 260okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Geçen haftaki yazımda Kudüs, Mescid-i Aksa ve dolayısıyla Filistin meselesinin edebiyatımızda yeterince yer almadığından söz etmiştim. Bu yazıyı yazdıktan sonra Mehmed Akif´in niçin sustuğunu merak ettim, makul bir cevap bulamadım. Sonra birden aklıma Midhat Cemal Kuntay´ın Mehmed Akif (1939) isimli eserinde Kudüs´le ilgili bir anekdotun bulunduğunu hatırladım. Kuntay, Tevfik Fikret´in meşhur “Halûk´un Amentüsü” şiirindeki “Milletim nev´-i beşerdir, vatanım rûy-i zemîn” mısraına Akif´in çok sinirlendiğini yazar. Bir gün bu mısraı hatırlattığında, Akif , “Sen de bu yalana inanıyor musun?” dedikten sonra şunları söylemiş:
“Avrupa´nın nev´-i beşerine, rûy-i zemînine Türkler ve Müslümanlar dâhildir sanıyor musun? Umumi Harp´te biz üç kişi Berlin´e gittiğimiz zaman Alman hükümeti bize ne dedi bilir misin? Türklerle ittifak ettik diye Rayiştak´ta Katolik mebuslar bağırıyorlar, ‘Müslümanlar ve Türkler gibi vahşilerle medeni Alman milleti nasıl birleşir?´ diyorlar. Makaleler yazınız da Türklerin ve Müslümanların da insan olduklarını bu adamlara karşı ispat edelim, dedi.”
Midhat Cemal, hayretini “Acayip!” diye ifade edince, Akif, “Bundan daha acayibi var!” der ve Birinci Dünya Harbi sırasında Viyana´da olduğunu, bir gece çanların çalmaya başladığını, otelin penceresinden bakınca caddede her elde bir mum, herkesin haykırdığını, kendi kendine “Müttefiklerimiz galiba cephede yeni bir zafer kazandılar?” diye düşünerek sokağa fırladığını ve bir dükkâncıya “Bir zafer haberi mi var?” diye sorduğunu anlatır. Adam, Akif´e şu cevabı vermiş:
“Zafer de söz mü? İngilizler Müslümanlardan Kudüs´ü aldılar: İngiliz ordusu Allenby´nin kumandasında Kudüs´e girdi. Mukaddes şehir aydan kurtuldu, haça kavuştu.” (s. 265-266)
***
Almanların Birinci Dünya Harbi´nde İngilizlerle boğaz boğaza gelmelerine rağmen Kudüs´ün Müslümanların elinden onlar tarafından alınmasına sevinmiş olduklarından eminim. Fakat kafamı kurcalayan mesele şudur? Akif 1917 yılında Viyana´da ne geziyordu? Benim bildiğim, 1914 sonlarında gönderildiği Berlin´den 1915 Martının ilk yarısında dönen Akif, Mayıs ayı başlarında da Ceziretü´l-Arab´a gönderilmişti. “Necid Çöllerinden Medine´ye” şiirinin yazılmasına vesile olan bu seyahatten döndükten sonra Viyana´ya gittiğine, yani Kudüs´ün düştüğü tarihte Viyana´da olduğuna dair bir bilgiye hiçbir kaynakta rastlamadım.
Peki, Midhat Cemal uyduruyor mu? Ben uydurmaktan ziyade bir hafıza yanılmasından söz edilebileceğini düşünüyorum. Akif, bu hadiseyi yaşayan birinden dinlemiş ve Midhat Cemal´e anlatmış, o da zamanla hafızasında bunu Akif´e mal etmiş olsa gerek. Anlaşılan o ki, Midhat Cemal´in yazdıklarını kullanırken çok dikkatli olmak gerekiyor.
Fakat İslam dünyasının hemen her meselesinin dile getirildiği Safahat´ta, Kudüs´ten tek kelimeyle söz edilmemiş olmasını bir anlam veremiyorum. Mesela Asım´da Köse İmam´la Hocazade bu büyük felaket hakkında konuşamazlar mıydı? Acaba diyorum, Akif, Kudüs´le ilgili duygularını, düşüncelerini Salahaddin-i Eyyubî hakkında yazmayı planladığı, fakat yazamadığı manzum piyese mi saklamıştı?
Unutmadan kaydetmeliyim: Akif, 1935 yılında hava değişimi için Cebel-i Lübnan´a giderken Kudüs ve Hayfa´ya da uğramıştı.
***
Akif´in Kudüs hakkında bir şeyler yazmış olsaydı şimdiye kadar mutlaka ortaya çıkardı. Fakat edebiyatımızın geneli hakkında hüküm verirken ihtiyatlı olmakta fayda var. Kudüs´ün bombardıman edildiği ve elimizden çıktığı tarihleri esas alarak gazete ve dergileri ciddi bir taramadan geçirmek gerekir. Nitekim geçen haftaki yazımı okuyan müdekkik dostum İbrahim Öztürkçü, Servet-i Fünun mecmuasının 14 Haziran 1333 (1917) tarihli 1352. sayısında rastladığı bir şiiri gönderdi. “Kudüs´te Bir Gece” adını taşıyan şiirin altındaki imza, ancak uzmanlara tanıdık gelecek birine aittir: Hüseyin Dâniş...
Türkiye´ye yerleşmiş İranlı bir tüccarın oğlu olan Hüseyin Dâniş (1870-1943), Darülfünun´da hocalık yapmış, Farsçadan Türkçeye epeyi eser kazandırmış bir aydındı. Şairliği kayda değer değildir, ama, herkes susarken onun Kudüs için gözyaşı dökmüş olmasını dikkate değer buldum. Kudüs´ün bombalandığı sıralarda yazıldığını tahmin ettiğim, nedense kutsal şehrin sadece Hıristiyanlık açısından öneminin vurgulandığı bu sekiz kıt´alık şiiri bugünkü Türkçeye çevirerek sunuyorum:
Ay, Kudüs vadisinin saf ve nurlu bulutlarından kederli, fakat yüzünden tebessüm eksik olmayan bir yetim gibi doğar. Ay ışığının yansımasından kuşların rengi mavidir; Kudüs´te geceyi bezeyen sessizlik, ruhların vaadidir.
Hızlı hızlı uçan hüdhüdler ve kutlu kanatlarıyla güvercinler, ziyaretçilerin güzergâhında hiç korkmadan gezinirler. Ağaçlıklar yol başında Kudüs´e gelenleri karşılarlar. Buralar adeta İsa´nın ve yardımcılarının Me´va cennetidir.
Dağlar hiçbir yerde burada olduğu gibi ahenkli bir şekilde dizilmemiştir ve hiçbir yerde bundan daha yüksek fikirleri ilham etmemiştir. Meryem´in oğlu, kendisine inananların çektiği acılardan kalbi daraldıkça çok sevdiği bu tufan görmüş dağlara sık sık kaçarmış.
Bu yerlerde yıldızların esrarıyla söyleşir, İlyas ve Davud´u ararmış. Bu yerlerde alırmış mabudunun sınırsız feyzini. Yaratılışı bu yerlerde dalgalar gibi birbirine çarparak coşarmış.
İsa peygamber, dünya vahşetten kurtulsun diye “Size düşmanlık besleyen insanları bile tiksinmeden sevin!” dermiş. Eğer, gaybın örtüsünden birden sıyrılıp ortaya çıksaydı da bugün olup bitenleri görseydi, ne derdi?
İnsanlar olanca hırs, kin, nefret ve şiddetle bir diğerine sürekli saldırır, zorlar, kırar; kanlar akar, canlar yanar ve gayretli vicdanlar susar. Adeta ateş yağar ve kahredici dalgalar fışkırır.
Demir dilli zebaniler nefesleriyle ufukları yakarlar; gök kubbeyi uğursuzluk dumanları bürür; hayrete ve korkuya kapılan melekler dört bir tarafa kaçışır. Dökülen kanlar denizleri ve ovaları kirletir.
Bunca hayal kırıklığı, bunca hasret yetmiyor mu? Göklerden yere hâlâ lanet ve nefretler yağmıyor mu? Kudüs “arz-ı mukaddes”ken bugün adeta cehenneme dönmüştür. Bu savaş erbabı Meryem oğlu İsa´dan utanmaz mı?

KUDÜS´DE BİR GECE

Doğar vâdî-i Kuds´ün sâf ü nûrânî sehâbından
Kamer mağmûm, lâkin mübtesim dâim yetîm-âsâ
Kebûdîdir tuyûrun rengi aks-i mehtâbından
Kudüs´de mev´id-i ervâhdır leyl-i sükûn-ârâ.

Sebük-pervâz hüdhüdler, hümâyun-per kebûterler
Gezer âzâde-i haşyet güzergâhında züvvârın;
Ser-i râhında istikbal eder mâşiyi meşcerler
Bu yerler cennet-i me´vâsıdır İsâ ve ensârın

Teselsül etmemiş bir yerde dağlar böyle pür-âheng,
Ve ilhâm etmemiş bir yerde bundan yüksek efkârı;
Severmiş zâde-i Meryem bu tûfan-dîde kûhsârı,
Kaçarmış semt-i kûha kalbini ettikçe şîven teng.

Bu yerlerde edermiş güft ü gû esrâr-ı encümle
Bu yerlerde edermiş cüst ü cû İlyas ve Dâvûd´u;
Bu yerlerden alırmış feyz-i nâ mahsur-ı ma´bûdu,
Bu yerlerde coşarmış tab´-ı zehhârı telâtumla.

Halâs olsun diye âlem yed-i cebbâr-ı vahşetten
Sevin –dermiş- size buğz eyleyen insânı bî-ikrâh!
Zuhur etseydi de birden hicâbu´l-gayb-ı kudretten
Bugün görseydi evzâı ne derdi zât-ı rûhullah?

Olanca hırs u gayz u savlet ü şiddetle insanlar
Demâdem saldırır yek-dîgere, zorlar, kırar bî-sûd;
Akar kanlar, yanar canlar, susar gayretli vicdanlar,
Yağar bârân-ı âteş, fışkırır emvâc-ı kahr-âlûd.

Yakar âfâkı enfâsiyle âhen-dil zebânîler,
Bürür dûd-ı şeâmet kubbe-i vârûn-ı gerdûnu;
Kaçar sû-be-sû hayrân ü tersân âsmânîler,
Eder hûn-ı beşer telvîs reng-i bahr ü hâmûnu.

Kifayet etmiyor mu bunca haybetler ve hasretler?
Semâdan yağmıyor mu arza la´netler ve nefretler?
Kudüs ayniyle dûzahdır bugün, arz-ı mukaddesken
Hicâb etmez mi erbâb-ı vegâ İsâ ibni Meryem´den?

Haseyin Daniş
Servet-i Fünun, sayı 1352, 14 Haziran 1333-1917, s. 448.

Anahtar Kelimeler: Mehmed, Kudüs, Hüseyin, şiiri
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Sevda bölüğünde kıdemli bir asker´ (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
Millet bahçeleri ve Gülhane Parkı (16 Ekim 2018 - Salı)
Yunan mitolojisi ve biz (13 Ekim 2018 - Cumartesi)
Yunan mitolojisi ve biz (10 Ekim 2018 - Çarşamba)
Tatlı aşurenin acı hatırası (05 Ekim 2018 - Cuma)
‘Aylar bize hep Muharrem oldu´ (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Eğer ilerlemek isterseni her yere atılma. Merhem ve mum gibi ol. Diken gibi olma?

Hacı Bektaşı Veli
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Dikkat! Türkiye´nin sosyolojisi metamorfoz geçiriyor!
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
BUNLAR HEP BASİT MANTIK KURALLARIDIR
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Sorun sadece döviz ve faiz olsa keşke
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Ehl-i Sünnet tek tip midir?
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Para görününce vicdan sıvışır
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
İslam´ın ölçütleri
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Son günlerin dünyası
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Âlet işler el övünür
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Nasılsın dediklerinde
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Beşiktaş´a Futbol Dersi
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Sessiz karşı devrim
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
TÜYAP Kitap Fuarı´na ve Selim İleri´ye dair
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Avucunuzdaki Kelebek
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Dikkat, PKK dönüşüyor
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Ey ana toprağı, ey Anadolu
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
“YAZIN ÜÇ AY YATAN ÖĞRETMEN” HA!
Salih Tuna
Salih Tuna
Türk ekonomisi McKinsey´e mi emanet edildi?
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ