Yusuf Ziya Cömert


Masaj gibi haberler

Masaj gibi haberler


Gazeteler elektrik ve doğalgaz zamlarını vermek ya da vermemek için güzel yöntemler geliştirmişler.

Hoşuma gitti.

Bir önceki elektrik zammını hiç görmeyen gazeteler vardı. Ekonomi sayfasına bile koymamışlardı.

Haberi hiç görmemek gazeteciliğin en alt seviyesidir.

Hatta klasman dışıdır.

Bari fiyat ayarlaması deyin. Okuyucularınız haberdar olsun. Sonuçta müşteriniz. Zammı fatura kapıya geldiği zaman öğrenmesin.

Hürriyet “Elektrikte yeni tarife” diye manşet atmış.

Çok ‘nötr’ bir manşet cümlesi. Zam mı oldu, indirim mi oldu, anlatmıyor.

Birinci sayfada zammın yüzde kaç olduğunu yazmamış. Ama fiyat yazmış. Az tüketenlerin görece düşük tarifeden ödeyeceğine odaklanmış.

Kademeli tarifenin hedefinin dar gelirli vatandaşları korumak olduğunu da yazmış.

Olsun, vermiş ya haberi.

Türkiye gazetesinin manşeti de hoşuma gitti.

“Faturanın yarısı yine devletten.”

“Geçen yıl gaz faturasının yüzde 75’ini elektriğin de yarısını devlet karşıladı. Bu sene destek oranı yüzde 25-50 olacak.”

Masaj gibi bir haber olmuş.

Tabii ki bunlar haberin etkisini yönlendirme çabası.

Ama hiç yazmamaktan, haberi hiç vermemekten iyidir.

Ayrıca… Hani mizah için söylenir ya. Daha çok da karikatür için.

Güldürürken düşündürüyor.

Sen hiç mi yapmadın böyle şeyler? Diye soracak olursanız.

Yapmışımdır.

Fakat bizim zamanımızda teknik bu kadar ilerlememişti.

Siyasi şartlar da zam haberini verirken bu kadar maharet sergilememizi gerektirmiyordu.

***

Elektriğe yüzde 127 zam yüksek bir oran.

Doğalgaza da meskenler için yüzde 25 işletmeler için yüzde 50 yapılmış.

Köprüler de zamlandı.

Köprülerin iki tarafına kurulmuş sensörlerden şüpheleniyordum. Acaba bunlar dönüşte de mi para alıyorlar?

O zaman almıyorlarmış ama şimdi alacaklar.

Demek o zaman kafalarına koymuşlar, ileriye yönelik yatırım yapmışlar!

Zamlar dövize endeksli mevduat hamlesinin psikolojik etkilerini izale edecek kadar şiddetli.

Ekonominin üretimden tüketime, market raflarından pazar tezgahlarına kadar her tarafını etkiler.

TÜİK sepete koyar mı bilmem ama başlı başına enflasyon menbaı.

Gazeteler yazsın yazmasın bu faturalar ödenecek.

Her ödeyişte hayatın gerçekleri hatırlanacak.

Böyle bir havada ben de olsam erken seçim yapmam.

Bu zamlar ve bundan sonra yapılması muhtemel olan zamlar bozulan ekonomiyi krizden çıkarmak için atılan bir adım olarak da yorumlanabilir.

Dövize endeksli mevduat da bir adımdı. Fakat o adımı Ziraat Katılım’ın müftüleri sulandırdı.

Başka sulandırıcı faktörler var tabii. Fakat fetva hamlesi sembolik değeri de olan klas bir hamleydi.

Seferberlik sırasında “Ekmek bulursam katık aramayacağım” diye yemin eden garibana “Peynir yimedin mi bir şeycik olmaz” diye fetva veren ‘kuzey müftüleri’nin performansını egale ettiler.

Kuzey müftüleri kim?

Vakit aralarında caminin kuzey tarafındaki gölgeliklerde oturup “İmam gelmediği vaktin parasını seccadenin altına bırakması lazım, kim kıldırdıysa o alsın” türünden içtihatlar yapan köy, kasaba cemaati.

Bozulan ekonominin tamiri için uygulanacak tedbirlerden biri ‘acı reçete’dir.

Zamlar acı reçetenin bir parçasıdır.

Başka?

Daha yüksek vergiler. Görece düşük ücretler.

Bütün acı reçeteler, şartlar müsaitken yapılmamış doğru işlerin faturasıdır.

Nedir o yapılmamış doğru işler?

Katma değeri yüksek alanlara yapılacak zamanın ruhuna uygun yatırımlar.

İnsan kaynağının verimli kullanılması için eğitim sisteminin ıslah edilmesi. Sayısız düz lise ve düz üniversite yerine vasıflı insanlar yetiştiren bir eğitim sistemi kurulması.

İsrafın müesseseleştirilmemesi…

Ehliyet, liyakat, adalet, şeffaflık gibi ilkelerin ekonomiyle alakası var mı?

Hani dijital alemde ‘software’ diyorlar ya… Bunlar ekonominin ‘software’i gibidir. Elle tutulamasa da onlarsız hiçbir şey doğru işlemez.

20 sene çok uzun bir zaman. Kaç kere yapılırdı bunlar.

Yapmadın madem öde faturayı. Acı ilacı da kendin iç.

Diyemezsin.

Dersin de… Bir faydası olmaz.

Kuzu kuzu ödeyeceğiz faturaları.

Karar gazetesi 03 ocak 2022 tarihli yazısının iktibasıdır.



YAZARLAR