Mardinîzadeler Şerif Mardin
Tarih: 17.9.2017 12:34:15 / 408okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Geçen hafta Çarşamba günü vefat eden Şerif Mardin, çok önemli isimler yetiştiren büyük bir aileye, Mardinîzadeler ailesine mensuptu. Büyük bir hukukçu olan Prof. Ebu´l-Ula Mardin´i bilen pek azdır, ama Türkiye´de halkla ilişkiler alanının en “ünlü” ismi Betül Mardin´i ve Amerika´da Ertegün Kardeşlerin Atlantic Records isimli şirketinde önemli görevler üstlenen ve Amerikan müzik endüstrisinde büyük bir isim olan Arif Mardin´i bu konularla biraz ilgilenen herkes bilir. Bu iki isim ve Şerif Mardin, Ebu´l-Ula Mardin´in ağabeyi Mehmed Arif Bey´in torunlarıydı. Şerif Mardin, Arif ve Betül Mardin kardeşlerin kuzenidir.
Mardinîzadeler ailesi hakkında geniş bilgi edinmek isteyen meraklı okuyucularıma Yusuf Mardin´in Kocataş Yalısı Anılarım (Boğaziçi Yayınları, 2012) isimli hatıratını tavsiye ederim. Ebu´l-Ula Mardin hakkında da İsmet Sungurbey´in ikinci baskısı 2011 yılında Mardin Valiliği tarafından yapılan biyografik eseri okunabilir. Mardin Valiliği bir de sempozyum kitabı yayımladı: Mardinîzadeler (2011).
***
Şerif Mardin´in Türkçede yayımlanmış birçok kitabı var. Ben İletişim Yayınları arasında çıkan Makaleler serisinin Türkiye´de Din ve Siyaset (1991) isimli üçüncü cildine özel bir önem atfediyorum. Bu kitapta, bana sorarsanız, bu kitapta tartışılan, Türkiye´de bütün meselelerin anası olan meseledir.
Türkiye´de din gerçeğini ve dinî akımları, Cumhuriyet seçkinlerinin din aleyhtarı pozitivist “söylem”ine ve Marksist suçlama sözlüğüne (gerici, yobaz, mürteci, çember sakallı vb.) başvurmadan, soğukkanlı bir ilim adamı tavrıyla değerlendiren Şerif Mardin, dini toplum hayatından bütünüyle kovmanın sosyolojik olarak mümkün olmadığını çok iyi biliyor.
Türkiye´de pozitivist seçkincilerin dine karşı savaşta elde ettikleri tek başarı, kendilerini toplumdan bütünüyle soyutlamak, seçkinlerinden ve eğitim kurumlarından mahrum ettikleri dini de bir problemler yumağı haline getirmek olmuştur. Yaşadığımız son hadiseleri bu sürecin dışında düşünemeyiz. Türk toplumunun zihniyet yapısını ve alışkanlıklarını bin yıldır şekillendiren İslâm´ı yok sayarak bir yere varabileceklerini zanneden pozitivist seçkinlerin vardıkları yer, içinde yaşamak zorunda oldukları toplum hakkında derin bir cehaletten başka bir şey değildir. Bu yüzden bugün bile dinî her tezahür karşısında hayrete ve korkuya kapılarak sözünü ettiğim suçlama sözlüğüne başvuruyorlar.
***
Üniversite tahsilini ve ilmî kariyerini yurt dışında yapan Şerif Mardin, uzun yıllar Amerikan üniversitelerinde çalışmıştır. Bu sebeple fert olarak Türk toplumuyla pek fazla alışverişinin kalmadığını sanıyorum. Yani Türkiye´de yaşanan sancıları kendi vicdanında derinliğine yaşayan herhangi bir yerli aydının hassasiyetleri ondan beklenemezdi. Bu bakımdan, Türkiye´deki İslâmî gelişmeler karşısında nötr kalabilmesi, sadece Weberci objektivizmine değil, Türk toplumuna dışarıdan herhangi bir Batılı sosyolog gibi bakabilmiş olmasına bağlıdır. Öte yandan, Türk toplumunu herhangi bir Batılı sosyologdan çok daha iyi tanıdığı için hükümlerinde isabet kaydetme açısından daha şanslıydı.
Özetlemek gerekirse, Türkiye´de İslâmî gelişmeler ve İslâmcı akımlar, Şerif Mardin için sevinilecek veya düşman olunacak gelişmeler değil, nüfus hareketleri gibi, köyden şehre göç gibi, gecekondulaşma gibi araştırılıp değerlendirilmesi gereken herhangi bir sosyolojik hadiseydi. Aynı soğukkanlılıkla baktığı laikliğin ise Batı´da bir sosyal tarih gelişiminin ürünü olarak ortaya çıktığını söyleyen Şerif Mardin, Cumhuriyet´i kuranların laikliği Batı´ya göre daha “üst yapısal” bir biçimde gördüklerini ve bir vicdan meselesi olarak ele aldıklarını söylüyor. Din ise, Mardin´e göre, sadece bir sosyal baskı unsuru görülmüş, toplumlardaki olağanüstü sosyal fonksiyonları hiç fark edilmemişti.
1920´lerden 1950´lere kadar “kendi dinsel gelişimini ancak yeraltında yürütebilen kırsal yöre ve kasaba”, 1950´den sonra Türkiye´nin sosyal ve siyasî hayatına beklenmedik bir şekilde ve gittikçe artan bir hızla katıldı. Büyük bir şaşkınlığa ve hayal kırıklığına uğrayan seçkinler, bir türlü “adam” edemedikleri halkı askerî darbelerle “terbiye”yi de denediler. Bunun için Şerif Mardin, en derinde, Cumhuriyet´in “merkezî temel değerler” katında ciddi bir başarısızlığından söz edilebileceği kanaatindeydi.
***
Şerif Mardin´in Said-i Nursi ve Nurculuk hakkındaki çalışmalarının Amerika´nın “Ilımlı İslâm” projesiyle bağlantılı olduğunu düşünenler var. Böyle bir iddiaya, kesin deliller ortaya konulmadıkça inanmak istemem. Daha önce hiç okumadığı ve belki de okurken anlamakta zorlandığı kitaplarla haşir neşir olarak hiç bilmediği bir dünyanın içine dalmasını, bir ilim adamının, uzağında yaşasa da içinden çıktığı toplumu anlama çabasının bir sonucu olarak görmek bana daha doğru geliyor.
Şerif Mardin´in mensup olduğu ailenin en önemli isimlerinden biri olan Ebu´l-Ula Mardin´in aynı zamanda büyük bir din âlimi ve İkinci Meşrutiyet´in ilanından sonra İslâmcılığın yayın organı olan Sırat-ı Müstakim dergisinin iki kurucusundan (diğeri Eşref Edib) biri olduğunu da hatırlatmakla yetiniyorum.
Allah´ın rahmeti üzerine olsun.

Anahtar Kelimeler: Mardin, zadeler, Şerif, Mardin
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Dal rüzgarı affetmiştir ama, kırılmıştır bir kere.

Konfüçyus