Lozan´la emperyalistlerin önündeki en büyük engel bertaraf edildi!
Tarih: 27.7.2019 00:00:02
Yusuf Kaplan

İnönü´nün Lozan´dan çıkarken söylediği şu söz, üzerinde düşünmeyi hak ediyor: “Artık 100 sene daha rahat nefes alabileceğiz!”
Yani?
Yüz sene sonra, bıraktığımız yerden tarihî yolculuğumuza devam edeceğiz, anlamı çıkar mı buradan?
Evet.
Evet; ama öyle olmadı, ne yazık ki!
Aksine, Lozan´ın, en önemli kilometre taşlarından biri olduğu Türkiye´nin laikleşme süreci, bizim ruh köklerimizi kurutmakla, devletinİslâm´la ilişkilerini neredeyse sıfırlamanın eşiğine getirmekle sonuçlandı!
O hâlde çok bilinmeyenli bir denklem var karşımızda. Bu denklemi çözmek zorundayız...
LOZAN´LA BEDENİMİZİ KURTARDIK AMA RUHUMUZU YİTİRDİK!
Yakın tarihine dünya kadar uzak tek toplum bizim toplumumuz!
Tarih bilinci linç edilmiş bir toplum bu.
O yüzden başımıza ne geldiğini bilmiyoruz.
O yüzden emperyalistler tarafından fiilen işgal edil-e-meyen Türkiye´nin celladına / Batılılara âşık edilerek zihnen işgal edildiğini göremiyoruz bile!
Batılıların “uygarlık” naralarıyla bütün dünyayı sömürgeleştirdileri, bütün medeniyetlerin kökünü kazıdıkları bir zaman diliminde insanlığa farklı dinlerin, kültürlerin ve medeniyetlerin nasıl bir arada yaşayabileceğinin formülünü armağan eden Osmanlı´nın çocuklarının tarih bilincinin niçin linç edildiğini çok iyi anlamak gerekiyor.
Resmî tarihin beyin yıkama operasyonlarıyla yetiştirildi bu ülkenin çocukları bir asırdır: Özgüveni yok edildi, aptallaştırıldı; entelektüel melekeleri yok edilerek celladına âşık edildi.
Tarih bilincimiz linç edildiği için, Lozan´ın ne anlama geldiğini, ne getirdiğini ve ne götürdüğünü bilemiyoruz.
Lozan, Türkiye´nin “bağımsızlık belgesi”dir. Evet, bu doğru; ama yalnızca teritoryal bağımsızlıktır bu: Toprak bağımsızlığı yani.
Özetle: Lozan´la biz, bedenimizi kurtardık ama ruhumuzu yok ettik!
Başka bir ifadeyle, Anadolu´ya hapsolsak da bu toprak parçasını koruduk ama medeniyet ufkumuzu ve iddialarımızı terkettik!
REFORMLAR VE DEVRİMLER,
YÖNÜMÜZÜ VE YÖRÜNGEMİZİ
YİTİRMEMİZLE SONUÇLANIYOR!
Burada bir süreçten sözediyorum: Lozan, Türkiye´nin iki asırlık modernleşme sürecinin kilometre taşlarından biridir.
Türkiye´nin modernleşme süreci, önce masumane gibi görünen reform girişimleriyle başladı Tanzimat´ta.
Modernleşme, Osmanlı´nın toprak kaybetmesi, sürgit geri çekilmesi üzerine, biraz da panikpsikolojisiyle, maddî, teknolojik bir adımlar dizisi olarak görüldü ve başta ordu olmak üzere, mühendislik ve tıp eğitimi örneklerinde görüldüğü üzere, askerî sanayi ve eğitim alanlarında “Batılıları yakalama” kaygısıydı.
Şerif Mardin´in yerinde tanımlamasıyla, Osmanlı, Karlofça ve Pasarofça anlaşmalarıyla birlikte toprak kaybetmeye başlayınca kendine olan güvenini de kaybetmeye başladı. Bu süreç, Osmanlı´nın “statüsünü yitirmesi”yle sonuçlandı; statüsünü yani devletler muvazenesindeki belirleyici konumunu...
Tarihin akışını yönlendiren ve belirleyen bir aktörden Avrupalıların belirlemeye ve yönlendirmeye başladıkları tarihin önünde sürüklenen bir figürana dönüşmeye başlamıştı Osmanlı.
Tanzimat´la başlayan reform programları, meşrûtiyetlerle Osmanlı´nın çöküşünü önleyemedi; Cumhuriyet sürecindeki -alfabe devrimi, dil devrimi, eğitim devrimi, hukuk devrimi gibi- laik devrimlerle ruhköklerini ve medeniyet iddialarını terketmesiyle, Türkiye´nin yönünü ve yörüngesini yitirmesi gibi bir çıkmaz sokağa saplandı.
İşte Lozan Antlaşması, Türkiye´nin yönünü ve yörüngesini yitirme sürecinin kilometre taşlarından biridir.
SEVR´LE ÖLÜMÜ
GÖSTERDİLER, LOZAN´LA
SITMAYA RAZI ETTİLER!
Bu ülkeye Sevr´le ölüm gösterildi ama Lozan´la sıtmaya razı edildi Türkiye.
Lozan, bizim “ölüm fermanımız”dı: Türkiye, dışardan işgal edilemedi ama laik elitler tarafından tepeden laikleştirilecek, İslâmî iddiaları yok edilecek bir sürece girdirildi ve sonuçta içerden ele geçirildi.
Fiilen sömürgeleştirlemeyen bu ülke, Lozan süreci´yle birlikte laikleşme ve dolayısıyla zihnen kendi kendini sömürgeleştirme sürecine girdirildi.
Sonuçta, her zaman söylediğim gibi, dünyada dışardan sömürgeleştirilemeyen tek ülke olan Türkiye, içerden kendi kendini sömürgeleştiren tek ülke olarak tarihe geçti!
TÜRKİYE, CELLADINA AŞIK EDİLDİ, TÜRKİYE ENGELİ BERTARAF EDİLDİ!
Daha da vahimi şu: Lozan süreciyle, Türkiye´nin boynuna laiklik tasması geçirildi.
Bu süreçte, laikleşme devrimleri gerçekleştirildi art arda ve Türkiye, Kurtuluş Savaşı verdiği Batılılara yani celladına âşık edildi.
Batılıların işgal ettiklerinde yapacakları bütün devrimler, bizim elitlerimiz tarafından içerden gerçekleştirildi.
Tarihte böyle bir zafer görülmedi!
Özetle: Türkiye, Lozan süreci´yle Avrupa´dan sürüldü... Halep´ten, Şam´dan, Musul´dan, Kerkük´ten sürüldü...
Medeniyet iddiaları ve ufku yok edildi, celladına âşık edildi ve ufku, laiklik tasmasıyla kontrol edilen, İslâm´dan arındırılmış bir ulus-devlete kilitlenerek Anadolu yarımadasına hapsedildi!
Bu, tarihi sürükleyen bir toplumun, medeniyet iddiaları yok edilerek celladına âşık edilmesi ve başkalarının yaptığı tarihin önünde sürüklenmesi anlamına geliyordu.
Şerif Mardin, Türkiye´de zamanla iki toplum icat edildiğini söyleyecekti: Birincisi, Batıcı, laik, konformist, celladına âşık; ikincisi, medeniyet köklerine ve iddialarına sahip çıkan “iki toplum”.
Sözün özü: Laiklik, Türkiye´yi böldü: Toplumun en büyük ortak paydası İslâmî kimliği ve duyarlıkları aşındırarak ve parçalayarak etnik kimlikleri kışkırttı ve Türkiye´yi parçalanmanın eşiğine fırlattı!
İşte bu sürecin tohumları Lozan´da ekildi.
Böylelikle Batılı emperyalistlerin önündeki en büyük engel, -medeniyet iddialarına sahip bir Türkiye engeli- bertaraf edilmiş oldu.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz... (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1 (27 Nisan 2019 - Cumartesi)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7690
EURO
6.4202
booked.net
Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı?

Mevlana
Henüz ölmüş insanların tüyleri sonradan diken diken olabilir.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59