Lozan´ın sesi Bağdat´tan gelir
Tarih: 10.10.2016 10:17:31 / 316okunma / 0yorum
AKİF EMRE

 

Ankara´da Lozan polemiği yaşanırken yankısı Bağdat´tan geldi. Aslında bu işin ´doğasına uygun´ bir tepkiydi ve bu kimseyi şaşırtmamalı. İmparatorluğun tasfiyesi ve onun mirası üzerinde yeni devletin inşasını resmen tamamlayan Lozan anlaşmasının ana ekseni kurulacak yeni entitenin Batı ile olduğu kadar Ortadoğu ile ilişkilerinin mahiyetinden ibarettir.

Lozan “zafer mi hezimet mi” şablonuna indirgenen anlaşmanın Türkiye´ye biçtiği rol, bir ulus devlet olarak imparatorluk mirası ile her tür bağının koparılması şeklinde özetlenebilir. Bu bağın koparılması sadece jeostratejik ilişkiler bağlamında değil, kültürel müşterekliklerin de kesilip atılmasıdır. Osmanlı´yı parçalayan emperyalizmin “evrensel medeniyet değerleri” ile devralınan mirasın tarihi ve kültürel kökleri arasında yapılan bir tercihti bu.

Bu nedenle Türkiye ile Ortadoğu sınırı ortak paylaşılan bir çizgiden ziyade kesin bir kopuş hattının, ayrımın sınırıdır. Bu ayrım coğrafi olduğu kadar yoğrulduğumuz medeniyet değerlerinden, ortak tarihi köklerden kopuş anlamına geldi.

Lozan tartışmaları Batı için iki önemli endişeyi hatırlatır: Türkiye´ye biçilen dış politika alanında değişim. İkincisi içerde kurulan statükonun ana yönelimlerinde bir değişim olup olmayacağı.

Adeta Batı´nın sinir uçlarına dokunmak anlamına gelen Lozan tartışmasına Bağdat´tan cevap gelmesi bu açıdan beklenen bir durum. Bağdat adına konuşanların bu meselede özne olmadıklarını, siyaseten ehil bile olmadıklarını söylemeye gerek yok. Siyasi iradelerini rehin verdikleri anlaşmaları imzalayanlar Bağdat´ın ruhunu, tarihini ne kadar temsil edebilirler ki.

Amerikan işgalinde bir ülkenin, Amerikan denetiminde ve garantörlüğündeki yönetiminin ülke bütünlüğü ve toprak egemenliğinden bahsetmesi siyasal ironi olabilir ancak. Bağdat´ın bu rehin hali ile ülkede bulunan TSK varlığını bağımsızlık ve ulusal onur sorunu olarak gündeme getirmesinin zamanlaması çok net olarak Lozan tartışmaları ile alakalıdır.

Türkiye´nin Ortadoğu daha açıkçası Osmanlı mirasını paylaşan Müslüman uluslarla anlamlı ilişki kurmamasının garantisinin Lozan olması zaten her şeyi açıklıyor.

Türkiye´nin gerçekte Lozan´ı tartışmaya açabilecek potansiyelinin, uluslararası düzlemde davet edeceği muhtemel tehdit ve riskleri göğüsleyecek gücünün olup olmadığı ayrı bir konu.

Her ne kadar sorun, Lozan´a rağmen dış politikada eksen değişimi ihtimaline karşı küresel güçlerin yerel müttefiklerini öne sürmesi şeklinde görünse de asıl tepkinin içeri ile alakalı olduğundan kuşkum yok. Zira Bağdat´ı bu çıkışa cesaretlendiren Amerika´nın Türkiye´nin askeri gücünün, ekonomik yapısının bırakalım Irak´ı işgal etmeye, eksen değiştirme riskini ne kadar göğüsleyip göğüslemeyeceğini gayet iyi biliyor olmalı. Gerçi bu statüko değişiminin sözünün bile edilmesi yeterince rahatsızlık vereceği muhakkak.

Asıl endişelendikleri hususun Lozan´ın ima ettiği içerdeki tercihlerin, yönelimlerin değişme ihtimalidir. Siyasi bir polemikten öteye geçmeyen Lozan tartışmasının ima ettiği gelecek perspektifinin alarm zillerinin çalmasına yetecektir.

Her konuda olduğu gibi bu hassas konuyu da ağır bir hamasete kurban etmekte üzerimize yok. Belki bu vesile Lozan´ı kutsayanların inançlarını sorgulamalarına vesile olacak bilgi akışı ya da Lozan´ı lanetlemekten öte bir perspektif geliştiremeyenler için de siyaset ve dünya vizyonu geliştirecek açılımlara vesile olabilseydi. En iyi yaptığımız ise, hak etmediğimiz ölçüde belayı üstümüze çekecek tepkiye neden olacak genellikle parıltılı söylemlerin esiri olmak.

Bunca yıl geçmesine rağmen neden yakın tarihimizle ilgili aklı başında bir konuşma, değerlendirme, en azından tarih disiplini içinde ortaya eser konulmaz? Tüm bunlar yapıldığında elbette herkes aynı sonucu çıkarmayacak, farklı yorumlar olacak. Kimin neye neden karşı çıktığı veya savunduğu hakkında elle tutulur sağlıklı kriterlerimiz olurdu. Siyasal tercih de bu sağlam bilgiler üzerinde yapıldığında anlam kazanır, saygı görür. Etkili olur/du.

Anahtar Kelimeler: Lozan, sesi, Bağdat, gelir
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İran toplumunun gelecek tahayyülatı (23 Mayıs 2017 - Salı)
PAPA ve Avrupa´nın yön duygusu (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Özgürleştirici efendi modeli (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Hindistan´ın dökülen makyajı: Keşmir (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
Erguvanlar da yanar (02 Mayıs 2017 - Salı)
Kapitalizmin iğvasına kapılmak (29 Nisan 2017 - Cumartesi)
Ne söylediği önemli (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Bir ‘dil´in açtığı hasar (19 Nisan 2017 - Çarşamba)
Kimyası bozulan insanlık (07 Nisan 2017 - Cuma)
Reklamın sahte gerçekleri (05 Nisan 2017 - Çarşamba)
Batı ile hesaplaşma zamanı mı? (30 Mart 2017 - Perşembe)
Piramitlerin gölgesi (25 Mart 2017 - Cumartesi)
Bir fotoğraf karesinden taşanlar (24 Şubat 2017 - Cuma)
Değişen nedir? (21 Şubat 2017 - Salı)
Seküler çağın sonu (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
Sonlu teorilerin sonu (06 Şubat 2017 - Pazartesi)
Şehirlerin ahlakı (03 Şubat 2017 - Cuma)
Ayartıcı aydın hazzı (01 Şubat 2017 - Çarşamba)
Bir radikal portresi (29 Ocak 2017 - Pazar)
Boğaz´dan çıkan Arap Baharı (20 Ocak 2017 - Cuma)
Sistem, avansı geri istiyor (13 Ocak 2017 - Cuma)
Komplo ve umut (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
Amerika neden veto etmedi? (28 Aralık 2016 - Çarşamba)
Parantezi kim, nasıl kapatacak? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
Halep öfke hattı (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
En son ne zaman? (04 Aralık 2016 - Pazar)
Yerlilerin işgali (29 Kasım 2016 - Salı)
Amerika´nın dünyaya çevrilen objektifi (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Sistemin sinir uçları (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Geleneksel sanat mümkün mü? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
Mahallenin gençlik sınavı (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
Filistinlilere -‘apartheid rejimi´ (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
‘Alman vekiller´ kimi temsil ediyor (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
Şam ve Ankara´yı yaklaştıran korku (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
Mermerde iz bırakan adam (31 Mayıs 2016 - Salı)
İslamcılık yerel mi, yerli mi? (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
Muhafazakar Makyevelizm (24 Mayıs 2016 - Salı)
Dağa çarpan hakikat gönüllüsü (17 Mayıs 2016 - Salı)
Nil´de zikir çağıltısı (25 Ağustos 2015 - Salı)
“Kudüs sevilmeden insanlığa girilemez” (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Tarih, geçmiş, Ermeni meselesi (21 Nisan 2015 - Salı)
Bir siyasal metafor olarak Lozan (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Yerli olmadan çözüm hayal (27 Mart 2015 - Cuma)
Amerika’nın Netanyahu ile imtihanı (24 Mart 2015 - Salı)
HDP’nin sol ve etnik bagajı (08 Mart 2015 - Pazar)
Bir Özbek masalı (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
Tarihçinin anıları nasıl okunmalı? (10 Şubat 2015 - Salı)
Bir kral öldü diyeler (06 Şubat 2015 - Cuma)
Hak etmek pay kapmak değildir (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Kanın ideolojik debisi (03 Şubat 2015 - Salı)
İhvan şiddet sarmalına girerse... (02 Şubat 2015 - Pazartesi)
İstiklal Mahkemeleri efsanesi (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Avrupa’da Müslümanlar ve sol (29 Ocak 2015 - Perşembe)
Gırnata’da ilk ezan (23 Ocak 2015 - Cuma)
Din ve seküler merhamet (20 Ocak 2015 - Salı)
Öfke derin, fikir vasat (16 Ocak 2015 - Cuma)
‘Fransız kalma’nın dayanılmaz korkusu (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Süreç ve şiddet sarmalı (01 Ocak 2015 - Perşembe)
İki farklı muhalif olma hali (30 Aralık 2014 - Salı)
Ortadoğu`ya “dahil olan” Avrupa (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Noel’in adını koymak (24 Aralık 2014 - Çarşamba)
Rus ‘gazı’na gelmeyelim (20 Aralık 2014 - Cumartesi)
Bölgeye müdahil olmadan dahil edilmek (16 Aralık 2014 - Salı)
Osmanlıca yahut hafıza söküm (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
Alevilik kimin sorunu? (05 Aralık 2014 - Cuma)
Eklemlenmek çürütür (01 Aralık 2014 - Pazartesi)
Havra ve siyasal şizofreni (28 Kasım 2014 - Cuma)
Devlet STK’sı (24 Kasım 2014 - Pazartesi)
Amerika’yı keşfetmenin bedeli (18 Kasım 2014 - Salı)
Müslüman tarihi mi, İslam tarihi mi? (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Türkiye`yi Tunus` parantezine almak (11 Kasım 2014 - Salı)
Kazanan değil kaybeden önemli (10 Kasım 2014 - Pazartesi)
ABD`nin yeni Pearl Harbor`u? (06 Kasım 2014 - Perşembe)
Değerlerin ikonlaşması (04 Kasım 2014 - Salı)
Ümmet fikri öldü mü? (31 Ekim 2014 - Cuma)
Kobani`den Stalingrad çıkarmak (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (28 Ekim 2014 - Salı)
Söylemin esiri olmadan (25 Ekim 2014 - Cumartesi)
Bana doğru soruyu sor (24 Ekim 2014 - Cuma)
Ertelenmiş eleştiri öldürür ! (17 Ekim 2014 - Cuma)
Süreç ve iki farklı kırılma alanı (16 Ekim 2014 - Perşembe)
`Ben demiştim` demeden (12 Ekim 2014 - Pazar)
Varoluş hükmünü savunuyorum (09 Ekim 2014 - Perşembe)
`Biden sistemi`nin gücü ve zaafı? (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Kredi kartı kadar itibar (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Baas gerçekleştiremedi ama... (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Neo-oryantalizme IŞİD takviyesi (16 Eylül 2014 - Salı)
Bush`un ve Obama`nın 11 Eylül`ü (12 Eylül 2014 - Cuma)
İŞİD’in sosyolojisi (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Euro İslam (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
NATO`nun temel çelişkisi (09 Eylül 2014 - Salı)
Modern kutsallık (05 Eylül 2014 - Cuma)
Almanlar Balkanlara el atıyor! (02 Eylül 2014 - Salı)
Eskiden de böyle miydi? (01 Eylül 2014 - Pazartesi)
Söylemin sosyal maliyeti (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Devletin Müslümanlıkla imtihanı (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Şehir üstüne güzellemeler (26 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar..

Mevlana