Laiklik pompalanacak, 15 Temmuz ruhu bombalanacak, Alevî meselesi kaşınacak…
Tarih: 6.7.2017 13:59:59 / 189okunma / 0yorum
YUSUF KAPLAN

Cumhuriyet tarihinin son üçte birlik dilimine “Kürt meselesi” damgasını vurdu.
Bundan sonraki sürece, önce laiklik meselesi, sonra da laiklik üzerinden kaşınacak “Alevî meselesi” damgasını vuracak…
Dikkatli olmamız, fikrî ve siyasî olarak iyi hazırlanmamız gereken zorlu bir süreç bizi bekliyor…
“DEVLETSİZ” MİLLET!
Neredeyse iki asırdır milletin kaderini milletin kendisi şekillendirmiyor bu ülkede.
Özellikle son bir asırdır milletin tarihi, hafızası, medeniyet iddiası ve birikimi önce inkâr edildi, sonra adım adım linç edildi.
Milletin devleti olmadı, devlet “ele geçirildi”.
Hafızasız, tarihsiz, kimliksiz, nevzuhûr seküler bir devlet, dolayısıyla “devletsiz” bir millet icat edildi…
KÜLTÜREL İNKAR, SIĞLIK VE KÜLTÜREL İNTİHAR
Oysa biz sadece İslâm tarihini değil tam bin yıl insanlık tarihini yapan, herkese hayat hakkı tanıyan, aşılamamış, anlaşılamamış, anlaşılamadığı için aşılamadığı da anlaşılamamış cihanşümûl bir medeniyet tecrübesi armağan ettik insanlığa.
İşte bu kadar muazzam bir medeniyet ruhunu ve tecrübesini inkâr ettiğimiz için, Batı´yla da, kendi medeniyet dinamiklerimizle de güçlü, verimli ve imajinatif ilişkiler kurmamızı sağlayabilecek özgüven, donanım ve ufku kaybettik.
O yüzden Batı´yla kurduğumuz ilişkiler de, İslâm´la kurduğumuz ilişkiler de simülatif (sığ, sahte ve yüzeysel) ilişkiler karmaşası oldu iki asırdır…
Bizim yaşadığımız, tarihte benzeri olmayan, başka bir toplumun başına gelmeyen büyük bir trajedi bu; komediye dönüşen bir trajedi.
Hem dünyanın sömürgeleştirilemeyen tek ülkesi olacaksınız hem de bin yıl insanlık tarihini yapan, varlık nedeninizi oluşturan İslâmî medeniyet iddialarınızı, ruhunuzu, kimliğinizi inkâr etmeye, yok etmeye, bunun için de bu toplumu tepeden sekülerleştirerek kendi-kendinizi sömürgeleştirmeye kalkışacaksınız!
Bir toplumun intiharıdır bu.
Üstelik de tarih yapmış ve yeniden tarih yapabilecek dinamiklere sahip bir toplumun, yeniden insanlığın önünü açabilecek “asabiye”ye / kabına sığmazlık özelliklerine sahip bir toplumun intiharıdır.
BÜTÜN SORUNLARIMIZIN
KÖKENİ: BÖLÜCÜ
SEKÜLERLEŞME
BİÇİMLERİ
Bu toplumun yaşadığı, sürgit kontrolden çıktığı, kangrene dönüştüğü gözlenen temel sorunlarının gerisinde, medeniyet iddialarının, ruhunun inkâr edilmesi, ruh köklerinin kurutulması ve bu topluma tepeden sahte seküler bir kimlik ve kültür dayatılması cinayeti gizlidir.
Bu toplumun medeniyet iddialarının ve ruhunun inkâr edilmesi, sahte seküler bir kimliğe boyun eğdirilmeye zorlanması, başka bir toplumun yaşamadığı büyük bir cinayettir.
30´dan fazla etnik unsurun yaşadığı “imparatorluk” bakiyesi bir topluma seküler bir kimlik dayatılması, bu toplumun piminin çekilmesi demekti.
Nitekim öyle de oldu…
Kurumlar üzerinden devlet tarafından tepeden seküler bir kimlik dayatıldıkça, “imparatorluk” bakiyesi bir toplumun medeniyet üst kimliğini oluşturan İslâmî kimlik ve duyarlıklar aşındırıldı.
Seküler kimlik yaygınlaştıkça, İslâmî kimlik aşındı, etnik kimlik aidiyet bilincinin yegâne üst kimliği oldu. Türkiye, cumhuriyet tarihinin üçte birlik son diliminde, laiklik dayatmasının İslâmî kimliği ve duyarlıkları aşındırması ve etnik kimlikleri patlatması aymazlığı yaşadı: Bunun faturası çok ağır oldu bu ülkeye de, topluma da.
KÜRT MESELESİ´NDEN
SONRA ALEVÎ MESELESİ…
Şimdi Alevî-Sünnî çatışmasının zemini oluşturuluyor son çeyrek asırdır. 1993 yılında, önce, Madımak´ta Alevî insanlarımız yakıldı. Ardından Başbağlar´da Sünnî insanlarımıza katliam yapıldı.
Gelinen nokta, gelecek açısından çok tehlikeli…
Kürt meselesi´nde, etnik kimliğin bölücü, İslâmî kimliğin bütünleştirici ve birleştirici olduğu gerçeği, arzulanan hedefe ulaşılmasını önledi.
Alevî meselesinde, öyle bir çıkmaz sokağın eşiğine sürükleniyoruz ki, İslâmî kimlikler ve duyarlıklar az biraz güçlendikçe, “laiklik elden gidiyor!” sopası uzatılıyor hemen.
Oysa bu toplumu, farklı inanç, düşünce ve meşrepten insanları bir arada tutacak kimlik, laik kimlik değil. Çok büyük bir ezber bu.
Laiklik, bölücüdür; bölüyor da nitekim: İslâmî kimliği bastırıyor, etnik kimliğin önünü açıyor, böylelikle ülkenin bölünmesinin yapı-taşlarını döşüyor…
Bu toplumu, ayakta tutacak, hakkıyla kardeş kılacak kimlik İslâmî kimlik ve duyarlıklardır. Osmanlı, 72 milleti, mezhebi, dini laiklikle bir arada tutmadı; aksine İslâmî duyarlıkların herkese hayat hakkı tanıyan kozmolojik tasavvurunun genişliği ve derinliği nedeniyle ayakta tuttu…
LAİKLİK
POMPALANACAK, 15
TEMMUZ RUHU
BOMBALANACAK!
15 Temmuz´un arefesinde, Türkiye, Alevî meselesi üzerinden kaşınmaya çalışılabilir…
Gezi´de bir Alevî kalkışması provası yapıldı, 17-25 Aralık´ta da Alevî meselesi kaşındı alttan alta.
Alevî vatandaşlarımızın da, Sünnî vatandaşlarımızın da son derece duyarlı hareket etmesi gereken zorlu bir gelecek bizi bekliyor…
Kılıçdaroğlu, İstanbul´a yaklaştıkça, Gezi sırasında Alevîleri kışkırtan istirahat tezgâhları artmaya başladı bile…
Kürt meselesinde istedikleri sonucu alamadı emperyalistler. Alevî meselesini kaşıyacaklar… Bunun için on yıllardır çok ince hazırlık yapıyorlar…
Sadece şu kadarını söyleyeyim: Kürt meselesinde bizi birbirimize düşüremediler; ama Alevî meselesi kaşınır ve kontrolden çıkarılacak boyutlar kazanırsa, işimiz çok zorlaşır Allah muhafaza.
Kılıçdaroğlu´nun “Adalet Yürüyüşü”, yeni bir Gezi´ye dönüştürülecek…
Hem 15 Temmuz buharlaştırılacak hem de Türkiye´nin fay hatları patlatılacak…
Laiklik üzerinden alttan alta Alevîlik kaşınacak…
Laiklik pompalanacak, 15 Temmuz ruhu bombalanacak!
Dikkatli olmamız, kenetlenmemiz, provokasyonlara karşı teyakkuz hâlinde olmamız gerekiyor…
O yüzden hunharca katledilen Özgecan´ın Alevî kökenli babasının, kızının barbarca katledilmesi üzerine söylediği “Anadolu, Nuh´un gemisidir,” sözünü hepimiz kulağımıza küpe etmeliyiz, diyorum. Vesselâm.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların kıymetini hakkıyla takdir edemezler: onlardan biri sıhhat, diğeri de boş vakittir.

Hz. Muhammed