Gülşah Akkaş Yaman


KUŞLUK VAKTİ

KUŞLUK VAKTİ


Gül veremiyorsanız gülü verin. Gülümsesek   bize verilen ne varsa, çatmasak kaşlarımız nebi hürmetine “Tebessüm sadakadır” buyuruşu hatırına. Mahkemedeki hakim gibi davranmasak, ille de suçlu aramasak. Öyle ya ölüm ne zaman misafir olur yaşamımıza belli değil. Elbette dünyaya bir şekilde veda edecektik ama son zamanlarda hastalıklarla birlikte her yerden bir ölüm haberi alıyoruz.

Kendinden önce iki oğlu rahmeti rahmana kavuşmuş nur simalı bir teyzemiz. Kalp sanki sirayet ediyor benizlere ifaden, gülüşün yüreğine göre şekil alıyor. Öyle ya küpün içinde ne varsa dışarı o sızacak bal varsa bal zehir varsa zehir, gönülde insanın mahremi dışa ancak onda ne varsa o aksedecek.

Hürmette hiç kusur etmemiş bir evlat, Allah'ın resulünün hadis-i şerifi sineleri sızlatıyor. «Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse perişan olsun, perişan olsun, perişan olsun.» Ne güzel ki bu evlat da omuzlarında anne baba hakkı ile veda etmemiş annesine karşı bir ömür üslubunda adapsızlık olmamış. Annem abimlerin vefatından sonra hiç kendine gelemedi. Artık hazırım ölüme diyordu. Ölüme hazırım dedirtiyor bazen hayat insana anlaşılan. Ucunda ölüm yok deriz ya kimi zaman. Ölümün ucunda kavuşmak varsa hele de anneysen ölsen ne olur evlat kokusu ölümün kokusu bastırır. Devam etti anlatmaya; “Anacığımın yanında neyse ki vefatından önce bir süre kalabildim hizmet ettim, bir bardak su verdim bin dua aldım.” Belli ki dua alacağı varmış. Dua almak nasip işidir lakin anne baba duası almak başka bir şeydir dünya ve ahiretini ışıtır, aydınlatır. Kimsenin içi yanmaz anne kadar çünkü. “Sabah namazından sonra hiç yatmazdı annem, yazın bahçenin serinliğinde oradaki sedire uzanır huzur bulurdu. Abim namazdan gelince incir ağacından koparır mermerin üzerine koyar annem alır yerdi. Sabah namazı şifaydı zaten, incirle vakit sanki bir kat daha tatlanırdı. Zamanın ve incirin üzerine yemin eden Rabbi Rahime hakkı ile kul olmak için elinden geleni yapardı güzel annem. O gün namazdan sonra abim inciri bırakmamış, önce incirden nasibi kesilmiş demek ki. Nur yüzlümün.” İnsan nasibi kadar değil miydi? “Abime söylendi mi bilmiyorum, gerçi güzel annem söylenmezdi hiç bize. Kuşluk namazı vakti girmişti, abdest almak için kolları sıvamış, abim; anne bunca yıl kıldın nafile namazlarını artık vakit namazlarını kıl yeter zorlanıyorsun dediyse de. Abdesti almış kuşluk namazına niyet etmiş lakin kılamadan bir kuşluk vakti Rabbine kavuşmuş.” İnsanın niyeti amelinden üstün değil miydi?

Su testisi su yolunda kırılır kabilinden.

Sabah serinliği, incir kokusu, kuşluk.

Yazarken bir daha anlıyorsun ki bu dünya çok fani, baki olan ne varsa ona tutunmalı. Allah rahmeti ile muamele etsin teyzemize.

Bir sonra ki yazı da belki bir kuşluk vakti buluşmak duası ile.

 



YAZARLAR