KÜRÜN ( HAMAM KURNASI ) GAPMA‏
Tarih: 8.3.2016 10:20:46 / 1223okunma / 3yorum
Muzaffer Gücer

 

Şimdi bilmem, o hamamlar kaldı mı? Gidenler var mı?

Bizim çocukluğumuzda, günümüzde yaşadığımız apartman dairelerindeki gibi banyo yoktu. Yıkanmak için, ´´makadın´´ (sedir) bir köşesinde, beton sıvalı cağ veya dolabın içinde, gusulhaneler vardı.

İnsanlar, ekonomik durumlarına göre,haftada veya 15 günde bir, hamama giderdi. Biz ve mahalleli ya Şirinoğlu (Akdeğirmen camiinin yanında soyunma yeri harap olmuş, diğer tarafları sağlam  restorasyon bekleyen hamam) yada Çay Hamamına (Kepenek caddesinden Sularbaşı istikametine ayrılan yolun sağında 100 metre sonra yer alan boşlukta bir zamanlar vardı) giderdik. Evin en beceriklisi kadın veya kız, hamamın açılmasına yakın gider, kapıda bekler, kapı açılınca, öncelikle hazne önüne yoksa sekilerde bulunan, kurnaların birine evin hamam tasını koyardı. Buna “kürün kapma”  denirdi. Başkaları buraya yanaşamazdı. İçi dışı kalaylı, bakır hamam tasları bu iş için kullanılırdı.

Sabah 8 ila 9 arası hamama gidip, daha ziyade göbektaşında terlenilirdi. Vücut yumuşayıp, kirler kabarınca, keselenme faslı başlardı. Saat 11´ e doğru sular akmaya başlayınca, başlar sabunlanıp, kirler akıtılır, liflenip sabunlanıp, abdest alınıp, çıkılırdı. Bu anlatıldığı gibi pek kolay bir iş değildi. Natur, ( hamamda çalışan kadın ) dolaşır, eğer kürün başındakiler 7-8 kişiden az ise, buraya kürün gapamayan, sıra bekleyen başkalarını getirirdi. Ara sıra da olsa,başları sabunlu, gözleri kapalı, kadınların, önce tasları, sonra da kendileri kapışırlardı. Çünkü, sıkışık ortamda taslar birbirine değer, çarpışırdı. Bazen de bu nedenle kavga ederlerdi. Önce yaşlılar, peşinden çocuklar yıkanır, çıkardı. En sonra da, ablalar ve analar çıkardı. Soyunma yerine gelince,´´ - of aman! başını, bağrını yesin! hamamının, öldük, bittik. Aman kız şu kırmızı bohçada, mor havuç vardı. Hele ver de, şu yurağım ( yüreğim) ferahlasın.”derlerdi. 

Pancar gibi kızarmış,bir suratla eve dönülürdü. Eğer sabahleyin gitmişlerse, hamam dönüşü,  , akşamdan pişirilen yemek, yoksa öğlenleyin turşu-ekmek veya peynir-ekmekle karın doyurulurdu. Akşama en kolay yemek pişer  (erişte veya kuskus pilavı) ve sofra alelacele toplanır, hamam yorgunu hanımlar yatağa dar düşerdi. Hamamdan gelirken rastlayan komşu veya tanıdık birisi ´´- Bacım hamamın afiyet olsun. Yarasın. Güle güle kirlen.´´ derdi.

Küçük erkek çocuklar, kadın hamamına götürülürdü. Bunların ilk işi, ıslatıp, ıslatıp göbek taşının mermerine, aşıklarını (koyun ve keçilerin dizinden çıkan kemik) sürterek, aşığın alt ve üst kısımlarını düzleştirip, oyun sırasında zil veya şek gelmesini kolaylaştırmaktı. Çünkü aşık oyununda üstünlük böyle sağlanıyordu. Bu şekilde hazırlanan aşıklara “ zarlı eneke” denirdi. Bazen ağılık merkezini ortaya getirmek için aşığın çukur kısmına (buraya çik, tam karşısına gelen tümsek kısma tok denirdi.) kurşun eritilip, oraya tutturulurdu. Oyunda kaybedilen sıradan aşıklar olurdu, enekeler hiçbir zaman verilmezdi.

 Bazı kadınlar hamamda biraz gelişmiş,erkek çocuk görünce, “-oğlum sen güccüksün (küçüksün.) babanla gelseydin.” derlerdi. Mahallemize yeni taşınan,arkadaşımız Erzincanlı Faruk, ablasıyla hamama gitmiş. Garip garip bakınırken, kadının birisi,”- oğlum, sen kaybolursun, bir daha babanla gel.” demiş. O da “-teyze babam yok. abimle gelsem olur mu? “diyince kendisiyle alay edildiğini zanneden kadın öyle bir kızmış ki, arkadaşımızı elinden zor almışlar.

 Sular, istenildiği gibi sıcak değil ise “Aman anam südüğüm (sidiğim) gibi suyunan yıkandık. Aldığı para heram (haram),gan (kan) gatıran (katran ) olsun. Nal, mıh olsun,  göğdesine  (gövdesine) yapışsın,  öte dünyada, alacağım olsun.” diye beddua  ederlerdi.

Yazın hamamdan dönen tanıdık,akrabalar, Tavşanbayırına çıkmaya başladıklarında, nenemi, yukarı oda penceresi önünde otururken görürlerse,  ellerini uzatıp, ´´- öpiyim ciğiş (ciciş) derler. O da “sağol, varol, hamamın afiyet olsun.Güle,güle kirlen.” derdi. Havlu, temiz çamaşır, peştemal, nalın, sabun, hamamtası, tarak ve kildan denen sarı veya bakırdan yapılma küçük, şirin malzeme kutusu hamama götürülürdü. Ayrıca soyunma yerlerinde serilmek üzere hamam halısıda (bildiğimiz halılardan değildi) giderdi..Nufüs kalabalığına göre,bir veya iki bohça ile gidilirdi. Bohçalar, ya koltuk altında veya çocukların sırtında taşınırdı. Ailenin maddi durumuna göre 3 cins tarak vardı. Bunlar fildişi, şimşir ağacı ve hayvan boynuzundan kemik taraklardı. Gelinlerin,fildişi tarağı ile nalınları telkâri ile süslenirdi.Nalınların kenarlarındaki toplar, yürürken, şıkır,şıkır öterdi.Hamam tasları, İstanbul veya Erzincan yapısı çark işi bakırdan olurdu. Bunların ortasında balık figürü de  olurdu. Sivas ise hamam tasını dövme bakırdan yapardı. Amma biraz ağır olurdu.

Hamamın şehir kültüründe çok önemli bir yeri vardı.Bu normal hamamlar dışında, değişik sebeplerle gidilen hamamlar da vardı. Bunlar, yas hamamı, gelin hamamı, sünnet hamamı ve güvey hamamıydı.

 YAS HAMAMI : Cenaze kalktıktan bir kaç gün sonra, ölünün soykası ( ölüm anında üzerinde bulunan, öldükten sonra suyolarak çıkarılan giyecekleri) ve diğer kıyafetleri yıkanırdı. Daha sonra bunlar, fakirlere verilirdi. Çamaşırın yıkandığının ertesi günü komşular ve akrabalar ile birlikte ölü evindeki kadınlar hamama giderlerdi. Buna yas hamamı denirdi.

 SÜNNET HAMAMI: Sünnet olacak çocuk veya çocuklar, birkaç büyük erkek ve mutlaka kirva (kirve) ile faytonlarla, hamama gider yıkanırlardı.

GÜVEY HAMAMI : Damat,sağdıç, birkaç yakın arkadaş ile düğünden önce hamama giderlerdi. Buna da güvey hamamı denirdi.

GELİN HAMAMI: Düğünden bir, iki gün önce gelin ve arkadaşları hamama giderlerdi. Bu hamamın masrafını oğlan evi karşılardı.

Bu hamamlar için, hali vakti yerinde olanlar, hamamı komple kapatırlardı.Diğerleri ise kaç kurnalık, insan gidecekse, ona göre hamamcı ile anlaşırlardı.

Yas hamamı, çoğunlukla ağıtlı ve hüzünlü, gelin ve sünnet hamamları ise çalgılı ve eğlenceli olurdu.

Nedense, Sivas´ın, en güzel  hamamı olan, Kurşunlu Hamamı 1958 yılına kadar, belediyenin gaz ambarı idi. Nasıl oldu,kimin aklına düştü ise, belediye burayı boşaltıp, bakım onarımını yaptı. Ve Sivas´a hem kadınlar, hem de erkekler için tekrar hamam olarak  hizmete açtı. O ecdad yadiğarı şahane eser, harap olmaktan kurtarıldı.

Bir de RAMAZAN HAMAMI vardı. Ramazanlarda, bütün hamamlar sahura kadar açıktı. Erkekler, bu işte de  şanslıydı. Çünkü kürün gapma derdi yoktu.Sadece Ramazanda arefe günü akşamı hamamların önünde kuyruk  olurdu.Hamama Gidenlere  Afiyet ve Saatler (sıhhatler) Olsun.Güle Güle Kirlensinler.Selamlar.

Anahtar Kelimeler: KÜRÜN, HAMAM, KURNASI, GAPMA
Okuyucu Yorumları (3 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Cem DOĞAN
8.3.2016 14:51:03
NERDE O GÜNLER. Kadınlar, konu komşu sözleşip, feracelerine bürünüp, sosyal yaşantılarının vaz geçilmez bir parçası olan hamamlara ne yazık ki günümüzde rastlamak çok zor.Aslında bu bir kültür olayıdır.Ama şimdi komşu-komşuyu tanımaz olmuş-hatta o Apartmanda oturup. Oturmadığını acaba bu bizim komşumuydu diyip düşünenler de tahmin ettiğimizden daha fazla. Temizlenmek,Yıkanmak Bahane, Eğlence ve Muhabbet Şahane. Kısacası Nerde o eski Hamamlar, Nerde o Eski Komşular.? Sayın GÜCER böyle bir konuyu alıp bizlerle paylaşmanız aynen o eski günlerde olduğu gibi alıp bizleri götürdü. Emeğinize sağlık. Cem DOĞAN Selam ve Saygılarımla.
İhsan TAYDAŞ
9.8.2016 14:59:09
Muzaffer Abi; nede güzel yazmışsın, inan o günleri tekrar tekrar yaşattın bize,hem özlemişim o günleri, hem de o günler de yaşamış olmanın mutluluğu ayrı bir tat veriyor.Teşekkürler, kalemine, yüreğine sağlık... Hami Dayı´nın oğlu İhsan
MUZAFFER GÜCER
3.6.2018 17:45:56
Sayın CEM DOĞAN ve Sayın İHSAN TAYDAŞ Beyefendilere yorumlarından dolayı teşekkür ederim.Kalın sağlıcakla.
Yazarın Diğer Yazıları
SİVASIN ÇERMİKLERİ (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
BİR ÖĞRETMENİN ESERİ (17 Ağustos 2018 - Cuma)
BUNA DA ŞÜKÜR (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
KELEKLİK ETME ULAN! (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
RÜŞTÜ EMMİNİN VERDİĞİ DERS (12 Mart 2018 - Pazartesi)
ŞEHİRDE İMECE (28 Ocak 2018 - Pazar)
GARA GARA GUŞLARI (19 Aralık 2017 - Salı)
AL AT (24 Ekim 2017 - Salı)
Vah anam, vah! Günlerde nasıl gısalmış… (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
EVVEL ZAMAN İÇİNDE ÇOCUKLUĞUM (21 Nisan 2017 - Cuma)
ODUN PAZARI (01 Mart 2017 - Çarşamba)
SİVASIN ÜÇ GÜZELİ (29 Ocak 2017 - Pazar)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (08 Ocak 2017 - Pazar)
SİVAS´TA GIZ İSTEME (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
BİLMEM HALA SÖYLENİR Mİ? (09 Kasım 2016 - Çarşamba)
GARİPLER MEZARI (12 Ekim 2016 - Çarşamba)
SÜREKÇİLER (21 Eylül 2016 - Çarşamba)
MONTEIGNE´nin Denemeleri Üzerine (24 Haziran 2016 - Cuma)
Zavallı Mundar (pis) Irmak‏ (26 Mayıs 2016 - Perşembe)
Sivas´ın Parkları ve Paşa Fabrikası (02 Şubat 2016 - Salı)
DATLI SU (12 Ocak 2016 - Salı)
YANDAN ÇARKLI‏ (28 Aralık 2015 - Pazartesi)
CİCİ ANNENİN TALİBİ‏ (30 Kasım 2015 - Pazartesi)
SİVASIN DEĞİRMENLERİ (12 Kasım 2015 - Perşembe)
BACA PİLAVI (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
Yün Çıbığı ( çubuğu) (10 Eylül 2015 - Perşembe)
FESHANE GÜNLERİ (22 Temmuz 2015 - Çarşamba)
MİSAFİRİN KISMETİ (04 Temmuz 2015 - Cumartesi)
SİVAS´IN CAMBAZLARI (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
Paşam Uyanık Diye (27 Mayıs 2015 - Çarşamba)
EĞRİLCE (SİVAS DEYİŞİYLE ARİLCE) (05 Mayıs 2015 - Salı)
ERMENİ KOMŞULARIMIZ (21 Nisan 2015 - Salı)
GARLI DAĞLAR (17 Şubat 2015 - Salı)
Attarlar (Sivaslı deyişiyle Ettarlar) (26 Ocak 2015 - Pazartesi)
Bizim Gapgaçcılar (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Tel Helvası (18 Kasım 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Sirkenin balı bozması gibi kötü huy da amelleri bozar. Güneşin karı erittiği gibi güzel ahlak da günahları öyle eritir.

Hz.Muhammed
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Yerel seçimlerin yeni dinamikleri
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Kadir Beye sövenlere
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Yâremi bildim yârimden imiş!
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Ya Ankara zayıflamazsa?
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Tehlike büyük: Peygambersiz, âmentüsüz bir İslâm icat etmek istiyorlar!
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
İstanbul´u düşünüyorlar, gözleri açık
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
KİMLER BELEDİYE BAŞKANI OLABİLİR?
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Doktor Bey´in işleri
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Sona Bırakmayalım
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Ehl-i Sünnet tek tip midir?
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Son günlerin dünyası
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Âlet işler el övünür
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Nasılsın dediklerinde
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Beşiktaş´a Futbol Dersi
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Dikkat, PKK dönüşüyor
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Ey ana toprağı, ey Anadolu
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
“YAZIN ÜÇ AY YATAN ÖĞRETMEN” HA!
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ