Kürt Kemalizmi ve etnik kimlik paganizmi
Kürt Kemalizmi ve etnik kimlik paganizmi
Tarih: 18.11.2014 18:03:01 / 759okunma / 0yorum
Yusuf Kaplan

 

Bu toplumun üst kimliği, en temel ortak paydası İslâm’dır. Kürt meselesi de dâhil, bütün büyük sorunlarda, İslâm’ı devre dışı bırakmak, kendi ayağımıza kurşun sıkmakla sonuçlanır.

KÜRT KEMALİZMİ’NİN AYAK SESLERİ...

Türkiye’de milliyetçilikler, etnik kimlik paganizmine dönüşmek üzere: Özellikle de PKK/ HDP’nin Stalinist / laikçi ideolojisi, Kürt kimliğini etnik kimlik paganizmine çoktan dönüştürdü. İslâm’dan arındırılmış bir Kürt kimliğinin icadının mücadelesi veriliyor.

Bir tür Kürt Kemalizmi bu.

Eğer Güneydoğu’da İslâmî kimliği Kürt kimliğinden arındıran bu Kürt Kemalizmi bu hızla devam edecek olursa, sadece Türkiye’nin değil, bölgenin emperyalistlerin istedikleri şekilde paramparça edilmesi, etnik kimlik kabileciliklerinden oluşan kabile “devletçiklerine” dönüştürülmesi süreci gerçeğe dönüşür.

Kürt kimliği, İslâm’dan uzaklaştırılmak yerine, daha İslâmîleştirilmelidir. Bölgeye ruh üfleyen, huzu, barış ve güveni temin eden medreseler, yeniden diriltilmelidir.

Bu yazıda, bu sürecin Batı’da nasıl geliştiğini ve bizi nasıl bir etnik kimlik paganizmi tehlikesinin beklediğini mercek altına almak istiyorum.

PAGANİZM BİÇİMLERİ

Paganizm / putperestlik, “kıtalar” dolaşıyor artık…

İnsanlık, tarihi boyunca tanık olmadığı, her şeyi çözücü bir paganizm biçiminin pençesinde kıvranıyor…

Tarihteki paganizm biçimleri, masumane paganizm biçimleriydi. Oysa çağımızda paganizm, önceki paganizm biçimlerinden mahiyeti bakımından büsbütün ayrılan özellikler kazandı.

Önceki paganizm biçimleri, dolaylı paganizm biçimleriydi: İnsanlar, tabiatı, yıldızları, güneşi, başka “nesne”leri doğrudan tanrılaştırmış değillerdi: Güneşe, aya, yıldızlara vs. tapanlar, aslında, bu “nesne”lere tapmıyorlardı; bu “nesne”lerin temsil ettiği, gerisindeki güce, kudrete tapıyorlardı.

ÇAĞDAŞ PAGANİZM

Ama çağımızda, postmodern duyarlıkların her şeye nüfûz ettiği bu ayartıcı, baştançıkarıcı, estetize yokoluşlar mevsiminde, fetişleştirilen şeylerin doğrudan / bizatihî kendilerine tapılıyor adeta…

Modernlikle birlikte insan, her şeyin ölçüsü ve ölçütü, her şeyi belirleyen, yönlendiren, şekillendiren bir tür tanrı konumuna yerleştirildi…

Nietzsche`ye “Tanrı öldü” dedirten şey, işte bu modern sapmaydı; sadece "Hıristiyan Tanrısı"nın ontolojik ve teolojik anlamsızlıkları, açmazları, tutarsızlıkları değildi.

Bu gerçeğe, Camus’’den Heidegger’’e kadar çağdaş Batı düşüncesinin, sanatının öncü düşünürleri, sanatçıları açıkça dikkat çekmişlerdi. Çünkü Nietzsche, Tanrı’’sını bulamayan bir “mümin”di aslında. Nietzsche’’nin çığlığı, inanılacak nitelikte bir Tanrı fikrinin, tasavvurunun yitirildiği gerçeğine dikkat çeken bir çığlıktı.

AYDINLANMA’NIN RUHU

Peter Gay, o imajinatif The Enlightenment başlıklı kitabında, bu süreci, “modern paganizmin yükselişi” olarak tarif eder.

Aydınlanma çağı, insanı ve aklını kutsamış, putlaştırmıştı. Beklendiğinin aksine özgürleştirmemişti: Tanrı inancını, Tanrı fikrini yok etmişti: Ontolojik güvensizlik duygusu yaşayan modern insan, çareyi, araçlara hâkim olarak epistemolojik güvenlik alanlarını genişletmekte bulmuştu: Araçlara hâkim oldukça, kendine güveni artıyordu: Hâkim olduğu araçlar, önce tabiattı; sonra da tabiatı kullanarak geliştirdiği her tür tatbikat: bilim, teknoloji ve bilumum tahakküm kurma aygıtları.

Ama bu sahte bir güvendi: Çünkü insan, hâkim olduğu bu araçların mahkûmu olmaktan kendini kurtaramıyordu…

Modern paganizmin, her alana sirayet ettiğini görüyoruz: Sözgelişi, Marksist edebiyat eleştirmeni ve teorisyeni Terry Eagleton, “modern edebiyatın dinin yerini aldığını, dinin dilini kullandığını” hatırlatır bize.

Benzer gözlemleri bilimde de, felsefede de yapabiliyoruz: Öyle ki, Comte’’la, Spencer’’la birlikte, felsefe ile bilimin gayr-ı meşrû izdivacına tanık oluyoruz: Adına Pozitivizm dediğimiz bu izdivaç’’tan “insanlık dini” olarak nitelendirilen, felsefeyi de, bilimi de, nihayetinde insanı da bitiren, Rimbaud’’nun “cehennemde bir mevsim” olarak tasvir ve tarif ettiği bir yok oluş ve yok ediş sürecinin eşiğine yuvarlandı bütün insanlık; sadece Avrupa değil, bütün insanlık: Aydınlanma’’nın ruhu, iki büyük dünya savaşında tuzla buz oldu.

Akıl tutuldu… İnsan yutuldu… Hakikat unutuldu…

ULUŞÇULUK VE OSMANLI’NIN YIKILIŞI

Edgar Morin, Avrupa tarihini, “çatışmalar, çelişkiler, yıkımlar, yeniden-doğuşlar tarihi” olarak özetler Avrupa’’yı Düşünmek başlıklı kitabında.

Yıkımlarla sonuçlanan bütün yaratıcılıkların kökeninde, “akılcılığın aklamacılığa dönüşmesi” paradoksu yatıyordu: Akılcılık, yaratıcılığını, her şeyi ideolojikleştirerek aklamacılığa; ideolojikleştirdiği her şeyi ise dinselleştirerek yıkımcılığa dönüştürüyordu.

Modern Avrupa’’yı kuran ve yıkan, dinsel kutsallıklar atfedilen bu ideolojilerden biri ulusçuluk, diğeri de laiklik’’ti Morin’’e göre.

Türkiye, Avrupa’’dan devşirdiği, üzerimizde son derece iğreti duran ve bizi inim inim inleten bu “deli gömlekleri”nin pençesinde kıvranıyor 150 yıldır: İdeolojikleştirilen, dinleştirilen, tanrılaştırılan ulusçuluk, 600 yıllık Osmanlı’’nın çökertilmesinde kilit rol oynadı.

Şimdi, ulusçuluk fikrinin en tabiî gayr-i meşrû çocuğu etnik kimlik paganizmi, bu coğrafyanın insanlarını, önceden tanımadıkları, bilmedikleri yeni bir paganizm biçiminin pençesinde kıvrandırıyor…

Hayatı, hayatın anlamını, varoluşunu ve varoluş nedenlerini Türkçülük, Kürtçülük türünden etnik kimlik aklamacılığı gibi ilkel bir paganizm biçimi üzerinden tanımlamaya çalışarak, sonunda, bu ülkeyi barbar çatışmaların eşiğine sürüklediğini göremeyenleri, âyette silkeleyici bir şekilde ifade edildiği gibi “kurda kuşa yem olmamak” için, vakit geç olmadan akıllarını başlarına devşirmeye davet ediyorum…

 

 

Anahtar Kelimeler: Kürt, Kemalizmi, etnik, kimlik, paganizmi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
İbrahim Tenekeci
İbrahim Tenekeci
Siyaset ile samimiyet arasında
Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu
Kalp-hürmet-hizmet-merhamet
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Kötü Başlangıç
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
‘Kutsal´ sömürü
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
‘Umarsızca Cennet´i aramak´
Ö. Emir Doğan
Ö. Emir Doğan
(KAMİ)GAZZE, UZAK ÜLKE DEĞİL; SEYİR GÜNLÜĞÜNE EKLEYEMEYİZ
Mehmet Şevket Eygi
Mehmet Şevket Eygi
İhlâssız din hizmeti olmaz
İbrahim Kahveci
İbrahim Kahveci
Bir zamanlar duyarlıydık...
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Uygarlar ve Uygurlar!
Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan
Türkiye´nin önündeki takoz: FETÖ zihniyeti!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
‘Ben bir Türk´üm, dinim, cinsim uludur´
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Bir Yıldız Daha Kaydı
Berat Demirci
Berat Demirci
ŞEHRİN GÖÇÜ VE “BİR ŞEHİRLİ”NİN GÖÇÜ
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
EKONOMİDE MEGALOMAN DAVRANIŞLAR
Ahmet Özdemir
Ahmet Özdemir
Gelenek mi, görenek mi, medeniyet mi?
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Başörtüsü ve Vietnam Sendromu
Coşkun Gökkuş
Coşkun Gökkuş
Para/transfer
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Bir çevirinin düşündürdükleri
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SÜRPRİZ REKTÖRÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Fikret Ünsal
Fikret Ünsal
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.3142
EURO
6.0386
booked.net
Zengin, çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir.

Hz. Muhammed
Salatalık bir sebze değil, meyvedir.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59