Kurban ile bayram
Tarih: 20.10.2017 11:28:43 / 151okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

Kurban Bayramı üzerinden çok zaman geçti. Bu yazı “kurban” ve bayram ile ilgili günümüz toplumunda görülen umumi sıkıntıyı (veya ferahlığı) dile getirmek üzere yazıldı.
Modern şehirde (mesela İstanbul) yaşamak hepimizin bildiği üzerinde çok konuşulan sıkıntılarla doludur. Modern teknoloji, üretim-tüketim-iletişim-ulaşım; insan ilişkileri bir “hayat tarzı” yaratmıştır. Kırmızıda dur, yeşilde geç. Kapitalizm zamanı ve mekânı sıkıştırmıştır.
Sıkıntı, stres, birikir, birikir ve tatil yaklaşır yaklaşır. Beklenti artar artar. Bir an önce bu zaman ve mekân kıskacından kurtulup biraz nefes almak istersiniz. İşte bunun adı “tatil”dir.
Tatil kendi çapında bir konfordur ve siz asla onu başka bir şeye feda edemezsiniz (Eskiden tatil mi vardı?
Ne zaman: Tarım toplumunda). Tatil beldeleri, oteller, pansiyonlar, ulaşım (artık pek çoğumuzun arabası var), iletişim (telefonla bayramlaşma), bayramı değiştirmiş, tatille birleştirip dönüştürmüştür. Unutmayın, turizmin buna ihtiyacı var.
Bu arada kurbanı da kesmek lazım. Nasıl? Çoğu der ki “kendi kesmek (bu “kendi kesmek” işi de bayağı netamelidir. O gün hastaneler elini-yüzünü-bacağını kesmiş kişilerle dolar, taşar) evlâdır” nerede? Bağda, bahçede, tarlada, avluda. Apartman arası yasak.
Buyur buradan yak.
Bundan az bir zaman önce tarım toplumumuzdan şehirlere akan nüfus mahalle arasında, E-5 TEM kenarında, arsada, ağaç altında, kendince uygun gördüğü yerlerde kesti kurbanını. Bütün şehir mezbahaya döndü, develerden akan kan Boğaz´ın suyunu kızıla kesti.
Belediyeler, vakıflar, dernekler organize oldu. Kurban satış yerleri, kesim yerleri yapıldı şehir kan-et ve gübre kokmaktan kurtuldu. Ama yine de bu organizasyon mevcut kurban kesimini karşılamadı.
Sıralar uzadı, zaman kayboldu vesaire. Bayram tatilinde hem sıla-i rahim yapıp hem kurbanı köyünde kesmek isteyenler yollara düştü. Bu defa kara yolları kaza haberleri ile doldu, yollar kan gölü oldu.
Bu vecibeyi bu şartlarda yerine getirmek için ne yapmalı? Diyanet, Kızılay, vakıflar, dernekler, hayır kurumları devreye girdi. Fakir Müslüman ülkeler için vekalet yolu ile kurban bağışı başladı.
Tatile çıkacak insanlar ferahladı.
Kurbanının Nijerya´da kesildiğine dair video bile adrese gönderiliyor, insanların gönlü rahatlıyordu.
- Yahu kardeşim kurbanını kendin kes, hayır yapmak için fukaraya dağıtsana.
- İyi de bizim semtte herkes kurban kesiyor fukarayı nereden bulacağım?
- Arayan bulur.
- Nasıl?
- Etleri poşetlere koy. Arabanın bagajına yerleştir. Git kenar mahallere, olmadı köylere. Muhtara sor fakiri bul, eti ver.
- Kaç gün sürer bu?
- Gayretine bağlı.
- Bizim tatil ne olacak?
- Ya tatil, ya bayram. Yani kurban.
- Kurban “kan akıtmak” değil mi, ha ben, ha vekil.
Hem Afrika açlıktan kırılıyor.
- Sen bilirsin.
Tarım toplumunda, yani “büyük ailen zamanında kurban bütün merasimi ile yerine getirilen, tatille ilişkisi olmayan gerçek bir bayram idi.
Kurban satış yerine gidilir. Kurban alınıp eve getirilir. Çocuklar, torunlar onu bir iki gün sever besler. Sonra gözleri bağlanır, ehil bir kişi kurbanı keser, tüm aile derinin yüzülmesi, kanın-pisliğin toprağa gömülmesi, etin parçalanması; boğazına düşkün olanların hemencecik ciğer kavurmayı kotarması, sonra bahçedeki büyük masa etrafında bütün ailenin toplanıp tatlısı, böreği, zeytinyağlı dolması ile sofraya oturması.
Bütün bu merasimin ta başında “Kurban Bayramı Namazı” gelirdi ki, çocuklar dahi uykulu gözleri ile gider küçük yaştan itibaren bu büyülü atmosferi tadardı.
Şimdi eskilerin yüzü asık.
Bayram tatile döndü diye sıkılan sıkılana.
Büyük fotoğraf şöyle diyor:
“Devir değişti azizim, suratını asma. Kurban yine kurban ama; ‘Bayram!´ işte orası biraz karışık. Nasıl yani? Açıkçası ‘Tatile karışık.´”

Anahtar Kelimeler: Kurban, bayram
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
İş insanı güzelleştirir (05 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
En büyük ibadet topluma hizmet etmetir?

Hacı Bektaşı Veli