Prof. Mustafa Çağrıcı


“Kur’an ve Pozitif Bilim”

“Kur’an ve Pozitif Bilim”


 

Geçen hafta, KURAMER’in 27 Nisan 2019’da düzenlediği “Kur’an ve Pozitif Bilim” konulu sempozyumda sunulan konuşma metinlerini okudum. Kısmetse yakında basılacak. 
Muhtemelen şimdiki kadar ayrıştırılmadığı için adları yenilerde konulsa da, eskiden beri çoğunlukla bir arada kullanılan iki farklı Kur’an tefsiri yöntemi vardır. Şimdilerde bunların belirgin biçimde birbirinden ayrıştırılmış şekillerine (kısmen gelenekteki “rivayet tefsiri – dirayet tefsiri” ayırımına benzer şekilde) tarihselci tefsir ve bilimsel tefsir denilmektedir. Bu sempozyumdaki konuşmalarda, belirtilen iki farklı yöntem zaviyesinden şu türlü sorulara cevaplar verilmek istenmiştir: 
Öncelikle, bilimin ortaya koyduğu ve koyacağı verilere dair açık veya ima/işaret yollu bilgiler, Kur’ân-ı Kerîm’de var mı? Kur’an’ın anlaşılması ve yorumlanmasında –biraz da yanlış olarak- pozitif bilimler denilen deneysel bilimlerin verilerinden yararlanabilir miyiz? Bu verilere bakarak Kur’an’ı anlamaya, açıklamaya, yorumlamaya çalışmak doğru mudur? Böyle bir yöntemi Kur’an’ın kendisi onaylar mı? Bilimsel tefsiri savunanlar bu tür sorulara olumlu cevap veriyorlar.
Tarihselciler ise şöyle düşünüyorlar: Kur’an’ı, her zaman değişme ihtimali bulunan bilimsel verilere bağımlı kılamayız. Aksi halde o bilgiler yanlışlanınca Kur’an da yanlışlanmış olur. Esasen tabiat bilimlerinde sonradan yapılacak buluşları, keşifleri, onlardan hiç haberi olmayan bir topluma önceden haber vermek Kur’an’ın amacı olamaz; zaten öyle bir şey olsaydı o keşifleri Müslümanlar yapardı. O alanlarda insanoğlu, Allah’ın kendisine verdiği akıl ve diğer bilgi imkânlarını kullanarak gelişmesini sürdüredursun, Kur’an yalnızca ilk muhatap toplumun dilini ve kavramlarını; onların gördükleri, bildikleri varlık ve olaylara dair izlenimlerini, bilgilerini kullanır. Böylece Kur’an, bu izlenim ve bilgiler üzerinden, insanlığı, dinin esas amacı olan Allah’ın varlığı ve birliği inancına (tevhid) götürmeyi, o Allah karşısında nasıl bir kul, O’nun kulları ve yarattıkları karşısında nasıl bir insan olmamız gerekiyorsa o şekilde sorululuk sahibi bir insan olmamızı  (ahlak) sağlamayı amaçlar. 
***
İlâhiyat fakültelerimizdeki tefsir birikiminin seviyesini de kısmen yansıtan bu konuşmalar kitaplaştığında, dilerim ki, bu önemli konularda daha ileri düzeyde araştırmalara dayalı, dünyadaki ilgili literatürden de haberdar olup yararlanan yeni çalışmaların yapılmasına vesile olur. 
Yalnız anılan yazıları incelerken –özellikle yeni araştırmacılar için paylaşmamın yararlı olacağını düşündüğüm- bir mesele dikkatimi çekti. Bilimsel tefsirin mümkün olduğunu söyleyen; yani Kur’an’ın bazı ayetlerinde evreni, varlığı, insanı keşfetmenin ve bu keşiflerden yola çıkarak Allah’ın zatı ve hikmetleri ile varlık ve oluşların mahiyeti hakkında daha üst ve kapsayıcı bilgiler edinmenin mümkün olduğunu savunan bilimsel tefsir taraftarları daha ihtiyatlı, tedbirli ve ihtimalli konuşuyorlar. Ayrıca oldukça da nazik, saygılı, mütevazı bir üslup kullanıyorlar. 
Görüşlerinin bilimsel değeri tartışılabilir. Esasen –konuşmalarda da sıklıkla dile getirildiği gibi- yakın zamana kadar sarsılmaz gerçekler diye kabul edilen fizikte bile bilim insanları gayet ihtiyatlı bir dil kullanmaktadırlar. Bu üslubun hem bilim ahlakı hem de İslâmî terbiye bakımından saygın, temiz ve olması gereken bir üslup olduğunu kabul etmeliyiz. 
Sempozyumda Kur’an’ı pozitif bilimlerden yararlanarak tefsir etmenin mümkün olduğu tezinin karşısında konum alan tarihselciler ise –farklı derecelerde de olsa- diğerlerine göre daha iddialı, daha kendilerinden emin konuşuyorlar. Bazıları bir pozitivist, bir Marksist kadar ideolojik, dogmatik ve tepeden bakmacı bir tavır sergiliyorlar. 
Tarihselcilerin tezlerinin doğruluğu yanlışlığı üzerine bir şey söylemiyorum. Ancak böylesine radikal, muhatabı ve görüşünü önemsizleştirici bir tutum, bilim ahlakına da İslâmî tartışma âdâbına da uymaz. Bunun despotik bir tutum olduğu ve hele bir din âlimine hiç yakışmayacağı kanaatindeyim. 
Karar Gazetesi 01 Temmuz 2020 tarihli yazısının iktibasıdır.
 



YAZARLAR