“Küp içindekini sızdırır”
Tarih: 21.11.2017 16:28:24 / 329okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Hepimiz, nefsânî taleplerimizin aklımızı ve vicdanımızı bastırabildiğini, düşünme ve anlama performansımızı zayıflattığını kendi hayatımızda sürekli tecrübe ederiz. Ama yine de nefsimizin taleplerini, ruhumuzu zenginleştiren hakikat ve fazilete tercih ederiz. Eski ahlâk kitaplarında bu sorunu aşmanın ilk basamağının, insanın kendini bilmesi, özünü tanıması olduğu belirtilir.
Bilge kişilerden biri şöyle demiş: “İnsanlar, ‘Görmek için güzünü açman gerekir´ derler; ben ise ‘Görmek için gözünü kapaman gerekir´ derim.” İnsanoğlunu sığlaştıran ve bayağılaştıran şey, sürekli dışarıya bakıp dışarıdakileri; malı, makamı, şöhreti… görmesi; onların peşinde koşmak yüzünden kendini, özünü ihmal etmesidir.
Eğer özümüze döner de -gerektiğinde dışarıya ve dışarıdakilere aldırış etmeden- kalbimizi dinlersek o bizi yanıltmayacaktır. Nitekim Resûl-i Ekrem efendimiz, “Müftüler ne fetva verirse versinler sen kalbine sor” buyururlar. Ama birçoğumuz, kalbimizin yerine –Kur´ân-ı Kerîm´in tabiriyle- ‘nefs-i emmâre´mize, yani eski psikolojide “hayvanî nefs” denilen negatif egomuza bakar, onu dinleriz.
Çünkü -her ne kadar içimize soruyor gibi gözüksek de- gerçekte ilgilerimiz ve bakışlarımız özümüze değil, dışarıya yöneliktir.
Eskiler, kalplerinin ışığına uyanların manevi yolda daha başarılı olduklarını gösteren güzel hikâyeler anlatırlar ki, elhak doğrudur. “Ben yere göğe sığmadım, ancak mümin kulumun kalbine sığdım” anlamında bir kudsî hadisten bahsedilir. Hadis âlimleri bunun sahih hadis olmadığını söyleseler de bu durum sözün değerini azaltmaz. Çünkü bu, mecazî bir ifade olup anlamı, “ruhunu ve kalbini Allah´a iman, Allah sevgisi ve bunun gerektirdiği sorumluluk ile zenginleştiren insan, hakikat ve iyinin ne olduğunu kendi kalbinde, zihninde bulur” demektir. Onun için büyük ruhlar, dıştaki büyük fırtınalardan, dünya dertlerinden değil, içlerindeki küçük çöküntülerden korkarlar. Zira Kur´an bildiriyor ki, “Hakikatte gözler kör olmaz; asıl insanların içlerindeki kalpler kör olur.”
***
Genellikle bazen yokluk ve çaresizliğin, bazen de varlık ve bolluğun kötülük yaptırdığı söylenir. Oysa kötülüğü yaptıran, yokluk da varlık da değildir; kötülüğü yaptıran, bizim özümüzü ihmal etmemizdir; nefsimizi arındırmamış, ruhumuzu geliştirmemiş ve aklımızı aydınlatmamış olmamızdır. İhlâs ile yapılan ibadetlere baktığımızda, hepsinin insan psikolojisi üzerinde bütün bu iyileştirmeleri gerçekleştirip, manevi ve ahlâkî terbiye sağlayan güçlü etkilerinin olduğunu görürüz.
Şu halde ibadetlerin ruhumuza yönelik amacı, bizi negatif iç güçlerin etkisinden kurtarması, olumlu iç güçlerimizi geliştirmesidir. İbadetleri iç dünyalarında bu yapıcı tesirleri icra eden kimselerin dış dünyaları, yani tutum ve davranışları da güzel olur; çünkü meşhur tanımıyla ahlâk insanın iç dünyasında yerleşmiş öyle bir melekeler bütünüdür ki, o olumlu ve erdemli olursa, dışa da iyi ve erdemli davranışlar olarak taşar. Sufîlerin sıklıkla tekrar ettikleri gibi “küpün içinde ne varsa dışına onu sızdırır.”
***
İnsan neyin peşinde koşuyorsa kendini ona adamış demektir. Peygamber efendimiz, gözü paradan başka bir görmeyen insan için “paranın kölesi” (abdü´d-dînâr) deyimi kullanır. Buna göre nasıl ki, toplumsal bakımdan köle, “özgür olmayan insan” demekse, ruhî ve ahlâkî alanda negatif içgüdülerine teslim olmuş insan da “özgür olmayan insan”dır. Modern insanın en büyük sorunu, iç özgürlüğünü yitirmiş bulunmasıdır.
Ruhlarını özgür kılmayı
başaranlar, içlerindeki sevgilerini ve dışlarındaki mallarını paylaşma erdemini de kazanmış olurlar.
Fudayl b. İyaz anlatıyor: “Eski peygamberlerden biri, ‘Ey Rabbim! Senin beni sevdiğini nasıl anlayabilirim?´ deyince Yüce Allah, “Fakirlerin senden memnun olup olmadıklarına bakarsan anlarsın´ buyurmuş.”

Anahtar Kelimeler: içindekini, sızdırır
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kur´an ahlâkını anlamak için (13 Eylül 2018 - Perşembe)
Derin bir kaygı ya da çığlık (07 Eylül 2018 - Cuma)
Din-dünya ilişkisini doğru anlamak (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Dinamik dindarlık (17 Ağustos 2018 - Cuma)
‘İran ve turan´ (27 Temmuz 2018 - Cuma)
15 Temmuz ihanetinin hatırlattıkları (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Kötü adın çirkinliği harften, deniz suyunun acılığı kap?tan değildir?

Mevlana