‘Kul olayım kalem tutan ellere´
Tarih: 14.6.2016 10:20:00 / 738okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

 

Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir´in ikinci baskısını hazırlarken bir gün görevle Ankara´ya gitmek zorunda kalır. Niyeti, önsözü Ankara´da yazmaktır. Kardeşi Kenan Tanpınar´a yazdığı tarihsiz bir mektupta Beş Şehir´in son tashihleri yapıp “basıla”sını vermiş olmasına rağmen mukaddimeyi henüz yazamadığını belirttikten sonra şöyle devam eder:

 “Felâket tarafı şu ki, dolmakalemimi kaybettim. Aramadığım, başvurmadığım yer kalmadı, bulamadım. Bu da seyahatin ceremesi olacak. Bu yüzden çalışamıyorum. Sana ve Tarık´a mektup yazamamamın bir sebebi de bu. Kurşunkaleme alışamadım. Eğer yarın da bulunmazsa bir kalem satın alacağım. Çünkü Beş Şehir´e mukaddime yazılacak.”

Dolmakalemini kaybetmiş olmanın Tanpınar için gerçekten küçük bir felâket olduğu Dr. Tarık Temel´e yazdığı 20 Eylül 1960 tarihli mektuptan da anlaşılıyor. Yeni bir kalem satın alacaktır almasına, fakat harcırahı ödenirse... “Yarın harcırah alırsam bir kalem satın alacağım. Belki yazı yazabilirim, daha doğrusu Beş Şehir´in mukaddimesini...”

Tanpınar gibi bir yazar ve üniversite hocasının yeni bir dolmakalem satın alabilmek için harcırahın ödenmesini beklemek zorunda kalması hazin... İşin trajik yanı bir tarafa, Beş Şehir yazarının bir dolmakalemci olduğuna dikkatinizi çekmek isterim. Acaba hangi markayı tercih ediyordu? Pelikan mı, Parker mi, Montblanch mı, Scrikss mi?

Keşke bütün yazarlarımızın hangi kalemleri -ve markaları- tercih ettiklerini bilebilseydik. Biyografi yazarlarının bu hususa özellikle dikkat etmelerini rica ediyorum.

***

Benim ilk dolmakalemim, İzmir´den ziyaretimize gelen dayımın hediye ettiği, gri renkli ve madeni kapaklı bir Scrikss´ti. On beş veya on altı yaşındaydım. Yıllarca kullandığım bu kaleme sahip olunca ne kadar sevindiğimi anlatamam.

Dolmakalem bir zamanlar çok değerli bir meta idi; her baba çocuklarına dolmakalem almaz, alamazdı. İlk ve ortaokul yıllarında öğretmenlerin koyu renkli dolmakalemle rine imrenir, derse girip yoklama yapmak üzere masaya oturduktan sonra onu ceketlerinin iç ceplerinden çıkarışlarına, kapağını zarif bir hareketle açışlarına ve ciddi tavırlarla ders defterini imzalayışlarına bayılırdım. Zaman zaman dolmakalemlerini evde unuturlardı. Birkaç arkadaşımızın dört gözle bekledikleri an... Çünkü onların dolmakalemleri vardı ve hep birden koştururlardı.

Belki ilkokul beşinci sınıf, belki orta birdeydim ve arkadaşlarımın dolmakalemlerine çok özeniyordum. Babamı bizar etmiş olacağım ki, bir gün elimden tutup çarşıya götürdü beni, işportacının birinden bir dolmakalem aldı. Yanlış hatırlamıyorsam, o yıllarda ortalığı birden saran uzakdoğu işi kalemlerdendi, “Çin işi” derdik, boyutları normal dolmakaleme göre çok küçüktü. Eve gidinceye kadar dünyanın en mutlu çocuğu bendim; ancak sevincim kursağımda kaldı; dolmakalemim yuttuğu mürekkebin tamamını yazarken âdeta kusmuş, defterimi de, ellerimi de batır mıştı. Bu kalemi -hiç kullanamadığım için- ilk dolmakalemim sayamıyorum.

Babamdan ikinci bir fedakârlık isteyemeyeceğim için -dayım bir dolmakalem hediye edinceye kadar- yıllarca dolmakalemsiz kaldım.

 

İkinci dolmakalemimi ne zaman edindiğimi hatırlamıyorum. Kapağı ve diğer ucundaki hareketli kısmı siyah, gövdesi koyu yeşil, madeni kısımları altın sarısı, harika bir Pelikan´dı. Daktiloya, özellikle bilgisayara geçtikten sonra ihmal ettiğim bu dolmakalemin ucunda kuruyan mürekkebi zaman zaman temizler, bir şeyler yazmaya çalışırdım. Sonraları hiç kullanmadığım yığınla dolmakalemim oldu; fakat ilk dolmakalemimle nasılsa kaybettiğim Pelikan´ı hiç unutmadım.

Tükenmez kalemler mi? Onlardan nefret ederdim.

***

Bu acıklı dolmakalem hikâyemi yıllar önce de yazmış ve dolmakalem meraklısı birçok okuyucumdan hoş mektuplar almıştım. Yazının çıktığı gün -yanlış hatırlamıyorsam öğleye doğru- telefonum çaldı; arayan, şimdi Kültür ve Turizm Bakanımız olan Nabi Avcı´ydı ve yazımı okuduğunu, bir kalemsever olarak bana bir dolmakalem hediye etmek istediğini söylemişti. Bu hediyeyi hâlâ bekliyorum.

Latife bir yana, gerçekten seçkin bir entelektüel olan Nabi Bey´in bir dolmakalem meraklısı olduğunu o telefon sayesinde öğrenmiştim.

İflah olmaz bir kalem meraklısı da Doğan Hızlan´dır. Onun koleksiyonunda her çeşitten kalem bulunur. Aslında Doğan Bey sadece kaleme değil, bütün kırtasiye malzemelerine âşık bir yazardır. Herhangi bir toplantıya veya televizyon programına gittiği zaman ilk işi defterlerini ve o gün için seçtiği zarif kalem kutusunu çantasından çıkarmak, kalemlerini etrafındakileri imrendirerek önüne dizmektir. Çeşitli markalarca üretilen en yeni kalemler önce onun elinde arz-ı endam eder.

 

Aziz dostum, eski YÖK üyesi Muhittin Şimşek´i unuttuğumu zannetmeyiniz. O da zengin bir dolmakalem koleksiyonuna sahiptir ve dört başı mamur bir kalem kitabı –herkes Nabi Bey´den yahut Doğan Hızlan´dan beklerken- onun kaleminden çıkmıştır. Alfa Yayınları´ndan çıkan kitabın ismi Altıncı Parmak... Kalemin kadim zamanlardan başlayıp günümüze uzanan heyecanlı yolculuğunun anlatıldığı bu kitapta kalemle birlikte düşünülmesi gereken objeler de anlatılıyor: Mürekkep, hokka, kalemtıraş, kalem kutusu vb. Zevkli bir kitap; bütün kalemseverlere tavsiye ederim.

Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim: Bu yazıda kullanmak için yazarlarımızın ellerinde kalemle çekilmiş fotoğraflarını aradım, arşivimde sadece iki fotoğraf bulabildim. Hâlbuki hemen hepsinin sigara içerken çekilmiş fotoğrafları var. İmdi Muhittin Şimşek´e bir soru: Yazarların altıncı parmakları kalem mi, sigara mı?

***

Tanpınar´ın hazin dolmakalem hikâyesiyle başladığım bu yazıyı, Asaf Hâlet Çelebi´nin başının polisle derde girmesine yol açan kalem tutkusuyla tamamlamak istiyorum.

Hüseyin Cahit Yalçın´ın bir karikatürü.

Çelebi´nin her çeşit kaleme tutkun olduğunu rahmetli Münevver Ayaşlı´dan öğrenmiştim. Cebinde her zaman beş on kalem taşıyan Çelebi, 6-7 Eylül olayları sırasında nasılsa polisin şüphesini üzerine çekmiş ve cebindeki kalemler yüzünden yağmacı olduğu zannedilerek yaka paça karakola götürülmüş. Münevver Hanım, zavallı şairin, telefon defterinde kayıtlı önemli insanlarla temas kurulduktan sonra bırakıldığını gülerek anlatmıştı.

***

Yazılarımı 1990´ların başından beri bilgisayarda yazıyorum. Bazan heveslenip dolmakalemlerimden birini mürekkeple doyurup yanıma alsam da, çok fazla kullanamadığım için mürekkep ucunda kuruyor.

Anahtar Kelimeler: olayım, kalem, tutan, ellere
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Sevda bölüğünde kıdemli bir asker´ (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
Millet bahçeleri ve Gülhane Parkı (16 Ekim 2018 - Salı)
Yunan mitolojisi ve biz (13 Ekim 2018 - Cumartesi)
Yunan mitolojisi ve biz (10 Ekim 2018 - Çarşamba)
Tatlı aşurenin acı hatırası (05 Ekim 2018 - Cuma)
‘Aylar bize hep Muharrem oldu´ (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Bize karşı silah taşıyan, bizden değildir

Hz. Muhammed
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
BUNLAR HEP BASİT MANTIK KURALLARIDIR
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Sorun sadece döviz ve faiz olsa keşke
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Ehl-i Sünnet tek tip midir?
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Para görününce vicdan sıvışır
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
İslam´ın ölçütleri
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Son günlerin dünyası
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Âlet işler el övünür
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Nasılsın dediklerinde
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Beşiktaş´a Futbol Dersi
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Dikkat! Türkiye´nin sosyolojisi metamorfoz geçiriyor!
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Sessiz karşı devrim
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
TÜYAP Kitap Fuarı´na ve Selim İleri´ye dair
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Avucunuzdaki Kelebek
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Dikkat, PKK dönüşüyor
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Ey ana toprağı, ey Anadolu
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
“YAZIN ÜÇ AY YATAN ÖĞRETMEN” HA!
Salih Tuna
Salih Tuna
Türk ekonomisi McKinsey´e mi emanet edildi?
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ