Ömer KIZILÖZ


KOPYALA YAPIŞTIR

KOPYALA YAPIŞTIR


Kendi ruhundan üfleyen yüce yaratıcımız bizleri o kadar harikulade, o kadar muhteşem yaratmış ki; insanoğlunun bedeni, aklı, duyguları ve ruhu hakkında bu güne kadar bilinen ne varsa devede kulak kalır belki de;

Her gün insanın yukarıda belirttiğim özellikleriyle ilgili yeni bilgiler yeni sırlar açığa çıkarılıyor ve bunlar bilgi dünyamıza sunuluyor.

Peki, bu kadar eşsiz yaratılan Âdemoğlu olarak bu emsalsizliğimizin bu mucizevîliğimizin ne kadar farkındayız ve hayatımızı ne kadar bu doğrultuda yaşıyoruz,

Hepimiz çocukluk yıllarında derin bir his olarak kendimizi çok özel, benzersiz ve diğer insanlardan çok farklı olarak hissetmişizdir.

Yıllar geçti; ne oldu da bizler de; o kadar farklı, o kadar özel olduğumuz duygusu yok oldu.

Bunu hepimiz yaşamışızdır, evet ne oldu?

Bedenlerimizi, akıllarımızı, duygularımızı kalıplara sokmaya başladık. Artık otomatik düşünerek otomatik duygu durumlarına girerek, beyin ve duygu konforu yaşayıp; farklılıkları ve nüansları görmez olduk.

Bizler otomatikleştikçe, buradaki de buradakine benziyor, üç aşağı beş yukarı aynı gibi çıkarımları hayatımızın her zerresine soktukça, kısacası; kopyala yapıştır yaptıkça; gün içerisinde hatta belkide hayatımızın tamamında artık sadece 3-5 şey düşünür ve 3-5 tane duyguyu yaşar olduk.

Bir ortama girdik; insanların hal ve hatırlarını sorduk, biraz dikkat edecek olsaydık; ben iyiyim diyen o insanlardan bazılarının bu sözlerinin arkasında derin acılarını, derin hüzünlerini gizlediklerini görürdük .

 Herhangi bir hastalık nedeniyle, ya da uğramış olduğu haksızlık sebebiyle yüzünü buruşturan insana dikkatli bakmadık; sadece morali bozuk deyip geçiştirdik.

Biraz ilgi ile baksaydık, o kişinin gerçek problemini görüp, belki de derdine çare olacaktık.

Derdine çare olamadığımız hatta büyük bir problem olacakken sorun olmaktan çıkaracağımız nice durumlar yaşanmakta;  bir arkadaşın başından geçen ilginç olay tam da bu duruma güzel bir örnek; bir gün arkadaşım acil bir durum nedeniyle yola çıkmış, yolda ilerlerken ışıklarda duramayarak önündeki araca hafif bir şekilde çarpmış, hemen aracından inerek diğer araç sürücüsünde bir şey var mı yok mu kontrol etmek amacıyla araca yöneldiğinde, çarptığı aracın sahibi olan bayan sürücü: beyefendi siz hatalıydınız, aracımın masrafını karşılayın bakalım, diye çıkışmış, arkadaşım; tamam hanımefendi hata bendeydi sanayiye gidelim, aracınızın masrafı neyse karşılayayım dediyse de kadın aynı sözleri tekrar ediyormuş.

Arkadaşım bana: Ömer inan belki 3-4 defa aynı sözleri söyledim, kadın hala “ siz hatalıydınız, aracın masraflarını karşılayın “ diye çıkışıyormuş, daha sonra kadına: hanımefendi ben size ne dedim, deyince, kadın: sen benim hatalı olduğunu masrafları karşılamayacağını söylüyorsun, arkadaşım ise: hayır hanımefendi siz daha ilk söze başlar başlamaz hatalı olduğumu aracınızı sanayiye götürmeyi teklif ettiğimi ve masraf ne ise ödeyeceğimi söyledim, deyince; kadın “hım, öylemi diyordunuz, tamam öyleyse sorun yok.“ Demiş, arkadaşımla birlikte sanayiye gitmişler.

Burada arkadaşımın çarptığı araç sürücüsü olan bayan; kazalarda neredeyse otomatik hale gelmiş olan “herkes kendisinin haklı olduğunu ileri sürmeye çalışacak, bu adam da mutlaka böyle hareket edecek” düşüncesiyle arkadaşımın konuşmalarını yanlış algılayıp yanlış değerlendirmelerde bulunmuştur. Şayet arkadaşım burada sabırlı ve öngörülü davranmasa, olay ihtimal tartışmaya, tartışma ise daha kötü sonuçlara yol açabilecekti, belki de.

 



YAZARLAR