Gülşah Akkaş Yaman


KOL KIRILIP YEN İÇİNDE KALMASIN

KOL KIRILIP YEN İÇİNDE KALMASIN


Kimsenin hikayesine kulak vermediysen canı gönülden, kendi hikayeni en zor hikaye sanabilirsin. ''Kol kırılıp yen içinde kalan'' bir sürü kadın hikayesi dinledim. Boğazım düğüm düğüm olarak. Sivas'ın kazalarından birine misafir oldum. Eğer yüz ifadeniz de yargılar bir tutum yoksa, heybesinde ki omuzlarını acıtan hikayesini anlatmak isteyen de çok olacak. Ne de olsa merhemin hangi sözcük de gizlendiği belli değil, “kollar kırılmış yenler hep içinde” kalmış.

Eli yüzü tertemiz on parmağında on marifet bir hanım efendi, kendi keçileri var. Peynirini yapıyor, sütünü alıyor, bahçesinde ekip biçiyor, ekmeğini pişiriyor, hatta vakti olunca pişirip eve katkı sağlamak için satıyor. Üstüne mi? Her gün mütemadiyen bir şey bahane edilerek fiziksel, sözel şiddete uğruyorKusuru mu? Kadın olmak.

Anlattıkça benim heybemde ki hikayeler çoğalıyor, ben de taşımakta zorlanınca, bir süre susuyoruz karşılıklı, sükûnetin o manidar diline talip olarak. “Aileniz bu duruma hiç karşı çıkmadı mı” diye sessizliği ben bozuyorum.

Yok…

Cevap biraz mahcup biraz hüzünlü, bu kadınlar sabrın kekremsi kokusunu ciğerlerine kadar çekmişler. “Olması gerektiği gibi  eşinden hiç şiddet görmemiş, fakat biraz da empatiden uzak bir kadına ait sözler kulağımda çınlıyor . ''Kadınlar çok konuştukları için şiddete mağruz kalıyorlar.” Kadının kadına en büyük haksızlığı. Sonra tekrar hüznün yüz buruşturan kokusu ile baş başa kalan hanımefendiyle sohbete devam ediyorum. Bizim burada gelin giden kıza annesi şöyle nasihat eder; Zamanında sormuş annesi kızına “kızım nereye gidiyorsun? El kapısına, dayak yemeye, kötü söz işitmeye.” Evet şaka gibi ama “hazır ol bunun için evleniyorsun” diyen bir anneye hangi acıyan yarasını gösterebilirsin ki  ...

“Eee!” dedim “böyle geldi böyle gidiyor mu?” Kafasını dimdik kaldırdı, cesaretliydi hiç olmadığı kadar! Ailesinin bile ona layık görmediği huzuru rahatı ona layık gören, onun haklarını koruyan kanunlar olduğunu geç de olsa öğrenmişti. “Bizi koruyan kanunlar varmış. Karakola şikayet ettim. Önce endişe ettim ama sonu ne olur diye. Artık şiddet görmüyorum. Tekrar şikayet etmemden eşim tedirgin oldu.”

Şimdi sormak lazım kanunlar çıktı erkekler daha kışkırdı diyenlere, Devlet sen evinde huzurlu bir şekilde otururken kapını çalıp, “Ne yapıyorsunuz şiddet var mı diye mi soruyor?” Bir anda ben de seviniyorum, sanki her yer  çocukluğumdaki bayramlar gibi limon kolonyası kokuyor. Devlet insanın annesi, babası bakmadığında annesi babası olur. Şiddetle hiç tanışmamış bir kişiden şiddete karşı yersiz nasihatlerini dinlemeyin. Gerektiğinde de devlet kadının sığınacağı limanıdır.

Bir sonraki yazıda buluşmak üzere

 



YAZARLAR