Kızılelma muhabbeti
Tarih: 25.5.2017 11:13:24 / 437okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı münasebetiyle önceki gün Külliye´de gençlere hitap ederken “2023 Türkiye´sini sizler için ve sizlerle birlikte inşa ediyoruz. Bir sonraki ‘Kızılelma´mız olan 2053 Türkiye´si ise her şeyiyle sizlere emanettir,” dedi.

***

Yeniçeriler sefer heyecanlarını asırlar boyunca “Destiye kurşun atar, keçeye kılıç çalar, Kızılelma´ya dek gideriz!” cümlesiyle ifade ettiler. Aslında Kızılelma nedir ve neresidir, bilmezlerdi. Ömer Seyfettin “Kızılelma Neresi?” adlı hikâyesinde bunu anlatmıştır: Kanuni Sultan Süleyman bir gün otağında divan üyelerine tek tek Kızılelma´nın neresi olduğunu sorar; hiçbiri doğru cevap veremeyince, dışarıda “Kızılelma´ya, Kızılelma´ya!” diye haykırıp duran halktan ve Yeniçeriler arasından üç kişinin gelişigüzel seçilip huzura getirilmesine emreder. Bu üç kişiden aldığı cevaplar, Kanuni´yi çok memnun etmiştir:

“Kızılelma neresi?”

“Atınızın gittiği yer padişahım!”

“Orası neresi?”

“Neresi olduğunu ancak padişahım bilir!”

***

Bizans devrinde, Ayasofya´nın önünde, muhtemelen III. Ahmed Çeşmesi´nin yerinde muhteşem bir sütun yükselirdi. Çok uzaklardan görülebildiği için İstanbul´a gelenlerin hemen dikkatini çeken ve birçok seyahatnamede sözü edilen bu sütunun üzerine İmparator Justinianus´un dev bir atlı heykeli yerleştirilmişti. Ön ayaklarından biri yukarıya kalkık olan at ileriye doğru hamle yapacakmış gibi görünüyordu. Başında tüylü, tuhaf bir başlık bulunan ve yukarıya doğru kaldırdığı sağ eliyle doğuyu gösteren askeri kıyafetli süvarinin, yani Justinianus´un sol elinde kızıl renkte madeni bir küre, kürenin üzerinde de bir haç vardı.

Justinianus´un kalkık eli, bir inanca göre, Bizans´ı tehdit eden Sasanileri işaret ediyor, başka bir inanca göre de Kudüs´ü ve Müslümanları gösteriyordu. Sol elindeki küre ise şehri düşman istilasına karşı koruyan bir çeşit tılsımdı; imparatorun dünyayı elinde tuttuğu anlamına geliyor ve Bizans halkına uğur getiriyordu. XIV. yüzyılda bu kürenin düşmesi imparatorluğun Türkler tarafından ortadan kaldırılacağına işaret sayılmıştı.

Nicolo Barbaro´nun Kostantiniye Muhasarası Ruznamesi´nde anlattığına göre, fetihten hemen önce, halk arasında, Justinianus´un heykelinde sağ eliyle Anadolu´yu gösterdiği ve “Beni yıkacak kimse buradan gelecek!” dediği konuşulmuştu.

Bu anıt hakkında kapsamlı bir araştırma yapan Prof. Dr. Semavi Eyice, Âşıkpaşazâde Tarihi´ne ve Hoca Sadeddin Efendi´nin Tacü´t-Tevarih´indeki bir kayda dayanarak, sütun ve üzerindeki heykelin fetih sırasında yerli yerinde durduğunu söylüyor. Peter Gyllius, Fatih tarafından indirtilen tunç heykelin parçalarını Topkapı Sarayı avlusunda gördüğünden söz eder. XVI. yüzyıl ortalarına kadar ayakta kalan sütun ise, bilmediğimiz bir sebeple yıkılmış veya yıktırılmıştır. Bazı minyatürlerde de görünen bu anıtın bir restitüsyonu, C. Gurlitt´in İstanbul´un Mimari Sanatı adlı eserinde yer almaktadır.

***

Çeşitli tarihlerde İstanbul´u ziyaret eden Müslüman gezginler ve coğrafyacılar da Justinianus heykelini görmüş ve sol elinde parlayan kızıl küreden söz etmişlerdir. Zamanla şifahî kültüre mal olan ve elmaya benzetildiği için “Kızıl Elma” adıyla efsaneleşen bu küre, merhum Osman Turan´a göre, Osmanlı devrinde “Türk cihan hâkimiyeti mefkûresi”nin sembolü hâline gelmişti ve Osmanlı Devleti´nin emperyal vizyonunu ifade ediyordu. Öncelikli hedef, Kostantiniye Kızılelması´ydı.

İsmail Hami Danişmend, Osmanlı yazarlarını Kızılelma´dan “altın top”, “altın alem”, “altın hokka”, “kürre-i la´l” (yakut küre) diye de söz ettiklerini, Kızılelma olarak görülen şehirlerin hepsinde bir saray damında yahut kilise kubbesinde böyle bir kızıl kürenin gözleri kamaştırdığına dair tafsilata bile girdiklerini söyler. İlk defa Saltukname´de, Sarı Saltuk´un kumandasındaki gazilerin Orta Avrupa´nın içlerine doğru yaptıkları bir sefer anlatılırken Kızılelma´dan söz edilmiştir:

“Bir ulu şehre çıkdılar kim bir ulu hisar içinde bir ulu kilise kapusı berkitmiş, üstinde bir altun top kubbesinde dururdı, kızıl altundan bir elma resminde idi. Pes andan Şerif Sarı Saltık eyitdi: ‘Bu nedür?´ didi. Eyittiler: ‘Buna Kızıl Alma dirler´ didiler.”

Sultan Cem´in arzusu üzerine Ebü´l-Hayr-ı Rûmî tarafından derlenerek kaleme alınan Saltukname´de Kızılelma´dan söz edilmesi, fetihten sonra bu efsanenin Balkanlar´da hızla yayıldığı anlamına gelmektedir.

***

İstanbul´un fethinden sonra, Kızılelma, Roma´da, Saint Pierre kilisesinin kubbesinde tasavvur edilecek (Rimpapa Kızılelması) ve bilindiği gibi, Fâtih, saltanatının sonlarına doğru İtalya´ya yönelecektir. Yahya Kemal, Gedik Ahmet Paşa´nın Otranto´ya çıkışını anlattığı gazelinde, bu ideali “Tuğlar varsa gerektir Kızılelmâ´ya kadar” mısraıyla anlatır.

Kanuni, Fâtih´in yarım kalan bu teşebbüsünü tamamlanmak istiyordu; ancak bunun için önce Beç şehrini (Viyana) alıp Alman imparatorluğunun gücünü kırması gerekirdi. Böylece Beç Kızılelması, Rimpapa Kızılelması´nın önüne geçti. Rivayete göre, Kanuni, zaman zaman Yeniçeri kışlalarını ziyaret eder, ayrılırken de “Kızılelma´da buluşuruz!” derdi.

Kızılelma efsanesi, Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra unutulmuştur; ancak II. Meşrutiyet yıllarında Ziya Gökalp tarafından yeniden keşfedilip Türkçü edebiyata mal edilerek “ülkü” ve “Turan”la aynı anlamda kullanılmaya başlanır.

Gökalp´ın 1913 yılında Türk Yurdu´nda yayımlanan “Kızılelma” adlı manzum hikâyesinde, Bakûlu bir milyonerin kızı olan Ay Hanım, İsviçre´de satın aldığı geniş bir araziyi “Türk Beldesi” adıyla küçük bir ilim şehri haline getirmiştir. Bu şehirde kurup “Kızılelma” adını verdiği üniversitenin bünyesinde çeşitli ilimlerin öğretildiği “medrese”ler vardır.

Gökalp´ın Kızılelma Üniversitesi´ni İsviçre´de kurdurması, geleneğe uygun bir tercih; zira bütün önemli Kızılelma´lar Avrupa´dadır. Son yarım asrın Kızılelma´sı Avrupa Birliği´ydi. O da çürümeye yüz tuttu.

***

Yeni Kızılelmalarımız 2023, 2053 ve 2071... Ancak bu Kızılelmalara “Destiye kurşun atıp keçeye kılıç çalarak” değil, ilimle, kültürle, sanatla gitmek gerekiyor.

Benim Kızılelma´m, her bakımdan güçlü, müreffeh, tarihi ve kültürüyle barışık, düşüncesinden, inancından, kılık kıyafetinden dolayı kimsenin kimseyi dışlamadığı, insan haklarına saygılı, demokrasisi kökleşmiş, bütün kurumlarını liyakatli insanların yönettiği bir Türkiye...

“Kızılelma´ya hey, Kızılelma´ya...”

Anahtar Kelimeler: Kızılelma, muhabbeti
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
En büyük ibadet topluma hizmet etmetir?

Hacı Bektaşı Veli