KISACA
Tarih: 6.4.2017 12:12:42 / 404okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

Bir insanın veya milletin emeğini zimmetine geçirmek, iradesini geçersiz kılmak, hayatını ipotek altına almak, hayallerini karartmak. Başkası ne düşünür, bilemeyiz. Bize göre bunlar da gasp kapsamındadır.
Geçmiş yazılarımızdan birinde, pulların en iyi belgelerden olduğunu söylemiştik.
Ankara hükümetinin 500 kuruşluk posta pulunda ne yazıyor, ona bir bakalım.
Ocak 1922. Henüz cumhuriyet ilan edilmemiş. Türkiye Postaları deniliyor.
Pulun üzerinde kelime-i şehadet var. Bitmedi. Elhamra sarayının teyzinatından alınmış bir hat: La Galibe İllallah.
Daha düşman denize dökülmemiş. İzmir dokuz ay sonra kurtarılacak. Kurtulacak değil, kurtarılacak.
Pulun üzerinde yazanlar, Millî Mücadele´nin ruhunu, dilini ve niyetini ortaya koyuyor. İslâm kalmak ve son vatan toprağını savunmak. Çünkü Selânik, Üsküp gibi kadim beldeler ibret vesikası olarak önlerinde duruyor. Taze. Yara kapanmamış. Ateş sönmemiş.
Sonra ne oldu? Yazımızın girişinde okuduklarınız.
Yine de biraz açalım. Yüzlerce acı örnekten biri: İskilipli Atıf Hoca´nın dokunaklı hikâyesi 1925 yılında başlar. Şapka Kanunu´na muhalefet ettiği gerekçesiyle tutuklanır. Suçsuz olduğu anlaşılır ve serbest bırakılır. Çünkü şapka risalesini inkilâptan bir buçuk yıl önce yazmıştır. Gazetelerin yaptığı kışkırtıcı yayınların etkisiyle tekrar tutuklanır. Savcı tarafından üç yıllık kürek cezası istenmesine rağmen asılarak idam edilir. 1926. (Kaynak: Türk´ün Başına Gelen Şapka Meselesi, Derin Tarih Kültür Yayınları, Şubat 2017, sayfa 112 / 114.) Toplumda korku iklimi oluşturmak için.
Halk Partisi´ne buradan bakıyoruz. Çünkü tarihleri böyle başlıyor.
İstiklâl Harbi´nin hemen ardından ana gövdenin emeğini, iradesini, inancını, kültürünü denize dökmek istediler. Hâlâ aynı niyetin, düşüncenin peşinde olanlar var. Bunu saklamıyorlar. Hep tehdit.
Öte yandan rahatlıkla şunu söyleyebiliriz: Halk Partisi ilkelerin değil, durumların partisidir.
İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki Meclis albümlerine artık ulaşabiliyoruz. Mebusların bıyıklarına dikkat. Kime benziyorlar?
Dersim olayları sırasında tek parti devri yaşanıyordu. Halk Partisi´nin mevcut genel başkanı, “devlet özür dilesin” diyor. Yani topu bugünkü iktidara atıyor.
Kısa Türkiye tarihi: Sandıktan çıkanlar ve darbeyle gelenler. Halk Partisi birinci şık mıdır? Kendilerine soruyoruz.
15 Temmuz gecesi, ihanet şebekesine mensup hainlerin hangi semtlerde alkışlandığını unutmadık. Onları sevinçle karşılayan kimlerdi? Korku düzeninin yılmaz bekçileri. Haysiyet cellatları. Buraya bir soru gelsin: Post-modern darbe olarak adlandırılan 28 Şubat Süreci´nin birçok kirli ismi hangi partiden vekil oldu?
Özetle: Darbeyle gelenlerin demokrasi dersi vermeye çalıştığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu da başka bir çelişki: Barış kelimesini en çok kâtiller kullanıyor.
Memleketin lehine çalışan kuruluşlar ve aleyhine faaliyet yürüten yıkıcı örgütler. Hangi safta görünüyorlar?
Halktan insanlardan, ´sokak ne diyor´ sorusundan rahatsız olan bir Halk Partisi. Dünyada başka örneği var mıdır?
Bir kez olsun makul çoğunluktan yana durun. Duruyorlar mı? Suriye sorunundan Avrupa´yla yaşanan son sıkıntılara kadar.
Bir insanın hatasını çoğunluğun hakikati gibi gösteremeyiz. Gösteriyorlar.
Aziz milletimizin kendi halindeki hiçbir ferdini küçük göremeyiz. Görüyorlar. Biçimsiz lakaplar, çirkin benzetmeler eşliğinde.
Memleketin kurucu ve kurtarıcı unsurlarını denize dökmek arzusunda olanlara sözümüzdür: Vatanı vatansızlara teslim edemeyiz. Aynı yanlışa ikinci kez düşmeyiz.
İbretle seyrediyoruz: Kanlı darbe (işgal) girişimine ´tiyatro´ diyenleri, Batı dünyasıyla yaşanan çekişmeyi ´danışıklı dövüş´ olarak görenleri. Oysa danışıklı dövüşün ve gizli ajandanın ne olduğunu en iyi kendileri bilir.
Komployla gelen, herkesi komplocu sanabilir. Birçok gelişmeye o nazarla bakar. Tehdit algısı bu yönde gelişir. Bakınız: ´Kontrollü darbe´ ifadesi.
***
Bu milletin hafızasını sıfırlamak, azmini köreltmek, yeteneğini yok etmek isteyenler tarihe karışmak üzeredir.
Ülkenin menfaati bahanesiyle kendi çıkarlarını düşünen zümre temelli olmak şartıyla kaybetmek üzeredir.
Kendilerini ev sahibi, milleti kiracı olarak gören zihniyet geçersiz hale gelmek üzeredir. Tedavülden kalkış tarihleri inşallah 16 Nisan olacaktır.
Hırçınlıkları bundandır.

 

Anahtar Kelimeler: KISACA
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
Kazanırken kaybedilen (25 Nisan 2017 - Salı)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Özünle, gözünle, sözünle işinde ol?

Hacı Bektaşı Veli