Yusuf Ziya Cömert


Kim olursa olsun kazanır mı?

Kim olursa olsun kazanır mı?


Millet İttifakı’nın sürekli erken seçim istiyor fakat Cumhurbaşkanı adayı belli değil.

Büyük iş adayın kim olacağını tespit etmek.

Herkesin ayrı ayrı fikirleri olabilir. Her yiğidin gölünde ayrı bir aslan yatıyor olabilir.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu olur mu?

Kemal Bey “Olmaz” diyor, “İstanbul’u veremeyiz.”

Mansur Yavaş olur mu?

O da olmaz. Ankara’yı da veremeyiz.

Kim olacak?

Kılıçdaroğlu bir tarif yapıyor. Devleti bilecek, devlet tecrübesi olacak.

Kim var?

Kendisi var. Uzun zaman bürokraside görev yapmış.

İyi Parti lideri Meral Akşener var, İçişleri Bakanlığı yapmış.

İttifakın içinde değiller ama seçime yakın gireceklerini farz edersek Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu da uzun süre bakanlık ve uzun olmayan bir süre başbakanlık yapmış.

Deva Partisi lideri Ali Babacan da uzun süre ekonomiyi yönetmiş.

“Olur mu onlar?” diye bir soru sorulmuyor.

Muhtemelen anketlerde partilerinin oy oranları yeterince yüksek görünmediği için.

Parti kurmamış olsalardı isimleri Cumhurbaşkanı adayı olarak hatıra gelir miydi?

Gelebilirdi.

Önceki gün Kılıçdaroğlu’nun basın toplantısında bir arkadaş sordu. “Devlet tecrübesi derken Abdullah Gül mü kast ediliyor?”

Hayır. Herhangi bir kimse kast edilmiyor.

“Millet İttifakı’nın uzlaştığı ama açıklamadığı bir isim var da ondan mı bu özgüven?”

Henüz böyle bir uzlaşma da yok.

Kemal Bey kendisi mi aday olacak?

“İttifak uzlaşırsa onurlu bir görev.”

Doğru, siyasi açıdan öyle.

Peki ne zaman belli olacak?

“Seçim kararı alındığı zaman.”

Demek ki seçim kararı alınınca veya seçim zamanında yapılırsa seçim sath-ı mailine iyice girildiği zaman, seçime dört-beş ay kala Millet İttifakı oturup birkaç celsede kararını verecek.

Bu birkaç celsenin sıkıntılı olma ihtimali var.

Ama uzlaşmak zorundasınız.

Eğer o celselerde birbirlerine küsmezlerse… Bazılarının ihtiraz kayıtlarına rağmen bir karara varırlar.

O gün ilan edilecek aday -kim olursa olsun- başarılı olur mu?

Bence şüpheli.

Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi bir siyasetçinin karşısında böyle bir şey söylenemez.

Fakat hayat sürprizlerle dolu.

Anlık bazı gelişmeler önemli sonuçlar doğurabilir.

Bunları hesaba katamazsınız, bunlar kendileri gelir hesaba dahil olurlar.

Mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve İçişleri Bakanı Soylu’nun İBB’de istihdam edildiği söylenen terör iltisaklı işçilerle ilgili açıklamaları toplumda İmamoğlu’na ilgiyi arttırabilir.

İstanbul seçimlerinin iptal ettirilmesinin yaptığı etkiye benzer bir etki yapabilir.

Şimdiden bir etkisi oldu aslında. Dolar gündemini bir süreliğine de olsa gölgeledi.

Adayın kim olacağı kadar önemli bir sorun daha var.

Millet İttifakı’nın bileşenleri Türkiye’yi nasıl yönetecekleri, Türkiye’nin sorunlarını iç politika, dış politika, terörle mücadele, ekonomi, tarım, hukuk, adalet dahil nasıl çözecekleri konusunda mutabakata vardılar mı?

Bu soruyu Kılıçdaroğlu’na hemen hemen aynı kelimelerle sordum.

“Güçlendirilmiş parlamenter sistem” konusunda partilerin mutabakata varmak üzere olduklarını, iyi bir metin ortaya çıktığını ve liderlerin onayından sonra deklare edileceğini, ekonomi konusunda da ortak bir metnin oluşturulacağını söyledi.

Mutabık oldukları, demokrasi, sosyal devlet, devletin kaynaklarının nasıl kullanılacağı gibi birkaç konu daha saydı.

“Sekreterleri devreye sokmadan insani bir ilişki sürdürüyoruz” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun verdiği cevaplardan bu sorunun gündemlerinde merkezi bir mevki işgal etmediği sonucuna vardım.

Kanaatim şu: Eğer Millet İttifakı bu konulara yeterince mesai harcamazsa, toplumu ülkeyi yönetebileceğine ikna edemezse umduğuna nail olamaz.

Hadi çok kesin söylemeyeyim. ‘Nail olamayabilir’ diyeyim.

KARAR GAZETESİ 2021 TARİHLİ YAZISININ İKTİBASIDIR.



YAZARLAR