Keramet şehrin betonunda değil
Tarih: 11.10.2017 12:11:23 / 87okunma / 0yorum
Yusuf Ziya Cömert

Herhalde anlaşılmıştır, merkezinde ‘oy´ olan siyasetimizin, kültürle, ilimle, sanatla ilişkisindeki sorunlar.
Misal olarak, Erbakan´la Necip Fazıl arasında geçen bir hatırayı vermiştim.
Galiba her şey benim murat ettiğim şekilde anlaşılmadı.
Erbakan, dava sahibi bir siyasetçiydi. Kendi üslubu vardı. Bir anlayışı vardı.
Güzel niyetlerle, büyük hizmetler yaptı.
Yaptığı hiçbir şeyi küçümseyemem. Ömrüm oldukça rahmetle yad ederim.
Ama maalesef, bizim siyasetimiz, ilimle, irfanla, sanatla, kültürle, doğru bir ilişki kuramadı.
Bu gerçeği de göz ardı edemem.
Eğer bu ilişki doğru kurulsaydı bugün daha iyi bir noktada olabilirdik.
Bu ilişki doğru kurulamadığı için, eğitimde, kültürde, sanatta başarı hanemiz boş.
Geç kaldık. Ama ihmal ettiğimiz boşluğu doldurmak için hala bir şeyler yapılabilir.
Eğer yapmak istiyorsak.
Yazdıklarımdan FETÖ´ye pay çıkarmaya çalışanlar da olmuş.
FETÖ, bizim şu dünya hayatında karşılaştığımız en sefil, en çirkin, en sahte mahluktur.
Tasavvufta ‘istidraç´ diye bir şey var.
Allahu Teala´nın lütfunun, ikramının tam zıttı.
Şeytani maharet.
***
Onlardan sadır olan iyilik ambalajına sarılı şeylerin hepsi bir nevi ‘istidraç´tır.
Bu zaruri tavzihten sonra, şimdi şehre, ‘Şehirli Müslümanlık´ olgusuna dönebiliriz.
‘Şehirli Müslümanlık diye tutturdun gidiyorsun, ne var bu şehirde´ diye bir soru akla gelebilir.
Benim de aklıma geliyor bu soru.
Çünkü, ‘badiye´deki Müslümanlığı da seviyorum, onda da ayrı bir lezzet buluyorum.
Yesrib´in Hicret´ten sonra Medine-i Münevvere olmasıyla irtibatlıdır bu sorunun cevabı. (Bunu dilim döndüğünce anlatmıştım.)
Bir de, doğrudan doğruya Peygamberimiz´in örnekliğiyle...
O, zarifti
Nezaket sahibiydi.
Edep sahibiydi.
Her şeyin güzel yapılmasını severdi.
Kabirlerin bile, güzel olmasını isterdi.
Lisanı çok fasihti. İnsanların en güzel konuşanıydı.
Temizdi.
O çağda ümmetine öğrettiği temizlik seviyesine henüz ulaşamadık.
Cemiyet olarak, onun öğrettiği ‘adab-ı muaşeret´in de uzağındayız.
Kanaat öğretti, adalet öğretti, helal öğretti, yetim hakkı öğretti, ahlak öğretti, kula kul olmamayı öğretti.
Biz, işimize geldiği kadar yaptık onun öğrettiklerini, işimize gelmediği zaman ya kulağımızın üstüne yattık, ya teville hakikati saptırdık.
Ve o, ‘Emin´di.
Kelimenin tam anlamıyla.
Ne diyordu Hz. Ebubekir?
“O söylüyorsa doğrudur.”
Düşmanlarının bile itimadına mazhar olacak kadar Emin´di.
Efendimiz´in ‘Emin´ oluşuyla ilgili en çarpıcı misallerden biri, Hicret arefesinde kendisinde olan emanetleri sahiplerine ulaştırmakta gösterdiği hassasiyettir.
Bizim halihazırdaki savrukluğumuza mukabil, nasıl bir ‘güvenilirlik´ nasıl bir hassasiyet!
Emanetlerin sahibi kim?
Mekkeliler.
***
Biliyorsunuz, Hicret öncesinde müşrikler, Peygamberimiz´i öldürmek için suikast tertip etmişlerdi.
O gece, Efendimiz, yatağına Hz. Ali´yi yatırdı ve yola çıktı.
Yola çıkarken, bazı Mekkeli müşriklerin kendisine verdiği emanetleri sahiplerine ulaştırılmak üzere Hz. Ali´ye teslim etti. Hz. Ali de, emanetleri sahiplerine verdikten sonra Kabe´ye giderek “Ey insanlar, emanetini almayan var mı? Resulullah´ın kendisine bir hususta söz verdiği kimse var mı?” diye seslendi.
Kimseden ses çıkmayınca Mekke´den ayrıldı.
Kendisiyle savaşanların, canına kast edenlerin bile emanetlerini korudu Peygamberimiz.
Düşmanımızın bile itimat edeceği kaç adamımız var?
Peki, dostlarının itimat edebileceği kaç adamımız var?
‘Şehirli Müslümanlık´ eğer bu zarafeti, bu incelikleri, işlerini güzel yapmayı, doğru yapmayı, güvenilir olmayı içeriyorsa bir mana ifade eder.
Şehrin asfaltı, betonu, sineması, tiyatrosu, okulu, üniversitesi, insanların üçkağıtçılığına mani olamaz.
Olamıyor, görüyorsunuz.

Anahtar Kelimeler: Keramet, şehrin, betonunda, değil
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Hayal edeceksin hayalini anlatmayacaksın (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Avrasya´da ütülen ombudsmana gitsin (26 Kasım 2017 - Pazar)
Doların başımıza açtığı işler (21 Kasım 2017 - Salı)
Mimariyi dikeyleştiren ‘istisnai´ elemanlar (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Arap Baharı´ yoksa bu muydu? (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Bir şiir velisiydi Cahit Zarifoğlu (04 Ekim 2017 - Çarşamba)
Müzelik hassasiyetler! (28 Eylül 2017 - Perşembe)
Bir şiir velisiydi Cahit Zarifoğlu (26 Eylül 2017 - Salı)
Celal Hoca´dan 80 sene gerideyiz (24 Eylül 2017 - Pazar)
Kim bu ‘Şehirli Müslüman´lar? (19 Eylül 2017 - Salı)
Köylülük o kadar da kötü değil (15 Eylül 2017 - Cuma)
Yeni müfredata göre trollerin durumu (09 Eylül 2017 - Cumartesi)
‘Dava-yı bi-mana´mız (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
‘Bana İmam-Hatiplilerin listesini getirin!´ (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Bu da Tomris Uyar´ın Metal Yorgunluğu (22 Ağustos 2017 - Salı)
‘Varyag´ gibi bir eğitim sistemi (15 Ağustos 2017 - Salı)
Maddiyat ve maneviyat: İki kanatla uçan kuşlar! (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Meğer her şey tap-tazeymiş (17 Temmuz 2017 - Pazartesi)
İmtihanın adı Yusuf Akdeniz (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Topraksız bir devlet gibi... (29 Haziran 2017 - Perşembe)
Yer yatağıyla Kur´an´ın alakası? (10 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ofsayta düşersem ibret alırım (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Yeni sistemde debriyaj yok (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Fetö´nün ihaleleri! (02 Mayıs 2017 - Salı)
Artık diyebilirim, hayırlı olsun (18 Nisan 2017 - Salı)
New York savcısının YouTube delilleri (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Dünyayı kurtarmak bizi aşar (31 Mart 2017 - Cuma)
Oylar ne tarafa gidiyor? (28 Mart 2017 - Salı)
Biz 28 Şubat´ta rahatsızdık (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Ankete inanma anketsiz de kalma (16 Şubat 2017 - Perşembe)
En merak ettiğim görüşme (12 Şubat 2017 - Pazar)
‘Tarihin sonu´ ne zaman? (07 Şubat 2017 - Salı)
‘Bize gelmeyin, kendinize gelin´ (03 Şubat 2017 - Cuma)
May´in yüzü ne kadar da İngiliz (31 Ocak 2017 - Salı)
Dolar artsın mı düşsün mü? (18 Ocak 2017 - Çarşamba)
‘Mükemmel´ yerine ‘mümkün´ (12 Ocak 2017 - Perşembe)
Katil yaralı yere vurdu ama… (22 Aralık 2016 - Perşembe)
Ne yedik de bozulduk? (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
Hüzün günlerinin tesellisi (15 Aralık 2016 - Perşembe)
Kelimeleri bozdular… İnsanları da! (13 Aralık 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:54 07:38 12:38 15:02 17:20 18:51
Doğruluk bulunmaz sen eğri isen."

Yunus Emre