‘Kendin için istediğini…´
Tarih: 18.4.2017 12:32:52 / 406okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

İlâhî dinlerin hepsinde “Kendin için istediğini kardeşin için de iste” anlamına gelen, ahlâk kültüründe “altın kural” denilen buyruklar hep olmuş; hatta bir tercih yapmamız gerektiğinde kardeşimizin mutluluğunu bizimkine tercih etmemiz istenmiştir.
Kur´ân-ı Kerîm´de, hicret sırasında Hz. Peygamber´e ve Mekkeli muhacirlere kucak açan Medine´nin yeni Müslümanları tanıtılırken “Kendileri darlık içinde olsalar bile onları kendi öz canlarına tercih ederler” buyurulur. Resûlullah da “Kendin için istediğini kardeşin için de istemedikçe mümin sayılmazsın” der.
***
İnsanın, sahip olduklarını başkasından kıskanarak, üstelik başkasının elindekine de göz dikerek yaşaması tam bir ilkelliktir. Modern çağda insanlığa egemen olan dünya görüşünün hâlâ bu ilkelliği sürdürmesi insanlık için en büyük talihsizlik ve risktir. Oysa başka insanların, hatta canlıların da dünya nimetlerinde hakları var. Üstün insanlık, bu gerçeği görmek ve buna göre yaşamaktadır. Bizi yücelten, iyi insan yapan, yediklerimiz değil, yedirdiklerimizdir. Resûl-i Ekrem´in bir hadislerinde buyurduğu gibi iyi Müslüman olmamız, kendimize bıraktıklarımızla değil, başkalarına ikram ettiklerimizle mümkündür. İlâhî irşad ile ruh ve gönül dünyaları aydınlanmış olan aziz Peygamberlerin en genel, en insanî ahlâk telkinlerinden biridir bu…
Ama günümüz insan ilişkilerine hakim olan eğilimler, geniş ölçüde bencil, çıkarcı, hedonist ve de kibirli duygulardır. Dünyayı önemli ölçüde bu ilkel duygular yönetiyor. Günümüzde yaşanan büyük gerilimlerin, krizlerin, şiddet olaylarının, savaşların arkasında –tuhaftır ki neredeyse hiç konuşulmayan- bu yıkıcı duygular bulunuyor. İnsanoğlunun din ve ahlâk bağlarından kurtulmuş ihtirasları, çağımızda her zamankinden daha fazla dünyamızı yangın yerine, soygun yerine çevirmektedir.
“İnsanların elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozgun çıktı” buyurur Yüce Rabbimiz… İşte şimdi öyle bir bozgun, öyle bir çözülme yaşıyor insanlık… Modern çağların bilim ve felsefeleri bu küresel bozulmayı önleyemedi, tesir alanı gittikçe genişleyen siyasetleri ve ekonomileri insanileştiremedi. Şimdi sadece besinler değil, siyasetler ve ekonomiler de “GDO”lu… Esasen erdemli bir dünya, erdemli bir insanlık inşa etmek bilimin değil, dinin ve ahlâkın görevidir, bilim sadece böyle bir inşanın imkanlarını hazırlar. Ancak onlar birer imkândır sadece. Modern iletişim araçları gibi iyiye de kötüye de kullanılabilir. Bilginin erdemle buluşmasına, dolayısıyla iyilik amaçlı kullanılmasına İslâm düşüncesinde hikmet denilmiş ve 866´da ölen ilk İslâm filozofu Kindî´den itibaren bu kavram “doğruyu bilmek ve doğru/erdemli yaşamak” şeklinde tanımlanmıştır.
***
Müslümanlar asırlar boyunca hikmeti buldukları her yerde alarak çoğulculuğu önce zihin dünyalarında oluşturdular. Bu sayede hem çoğulcu bir siyaset zihniyeti geliştirdiler hem de hâkim oldukları hemen her coğrafyada ve her devirde farklı dinî ve etnik toplulukları asırlarca bir arada barış içinde yaşatmayı başardılar. Bunlardan biri de üç gün önce DAİŞ´in kiliselere saldırıp 44 Hristiyan´ı katlettiği, yüzü aşkın insanı yaraladığı Mısır´dır. 642 yılında Hz. Ömer´in halifeliği döneminde fethedildiğinden beri bu ülkede farklı dinî gruplar güven içinde yaşadılar. İslâm´ın, savaş zamanlarında bile mabetlere ve masumlara dokunmayı yasakladığı ve tarih boyunca bu yasağa titizlikle uyulduğu herkesin malumudur.
Şu halde bu terör gruplarıyla İslamofobicilerin, İslâm´ı şiddet dini olarak gösterip itibarsızlaştırma hedefinde birleştikleri apaçık ortadadır. Böyle olunca bu yeni terör yapıları her eylemleriyle “Ben bir projeyim!” diye bağırıyor adeta. Ama projeyi hazırlayıp yöneten kim veya kimler?

Anahtar Kelimeler: Kendin, için, istediğini
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma.

Mevlana