Kazanırken kaybedilen
Tarih: 25.4.2017 16:02:23 / 374okunma / 0yorum
İBRAHİM TENEKECİ

Eyüp´te hayır oylarının önde çıkmasını konuşuyoruz. Bazı arkadaşlar bu sonuca bir anlam veremiyor. Aslında basit. Göktürk, ülkemizin en lüks semtlerinden biri. Anlatılamaz, görmek lazım. Eyüp ilçesinin sınırları içinde. Oraya girdiğiniz zaman iklim değişiyor. Caddelerin temizliğinden fidanların bakımına kadar. Belediye, buraya fazladan hizmet etme konusunda bir hayli gayretli. Kimlerin vergisiyle? Sonuç: Göktürk semtinde evet oyu yüzde yirmi yedi buçuk.
Karşı görüşten iki oy almak için kendi seçmenini küstüren bir anlayıştan bahsediyoruz.
Buna benzer sayısız örneğin veya adaletsizliğin içindeyiz. Adalet iyidir. İnsanı mahcup etmez.
İstanbul´un birçok bölgesine metro yapılıyor. Giriş çıkışların hangi noktalara verildiğine dikkat edelim. Zengin daha zengin oluyor.
Hasan Öztürk ne güzel yazdı: “Garibanın yetinme ve kanaatkâr halini istismar edenlerin, tamahkâr ve şımarıkların tahakkümüne boyun eğmelerini içime sindiremiyorum.” (18 Nisan 2017, Yeni Şafak.)
Fazla uzağa gitmeyelim. Vadi İstanbul isimli bir proje var. Pencereden attığınız izmarit neredeyse çam ormanının içine düşüyor. Nasıl oluyor bu? Maalesef bu tür projelerin sayısı artıyor.
Bazı belediyelerde görüyoruz. Konu ne olursa olsun, duyuru afişlerinde başkanların devasa fotoğrafları yer alıyor. Unutamadığım afişlerden biri: İlçe sınırları içinde yaşayan bir sporcu dünya şampiyonasında iyi bir derece almış. Belediye başkanı bu başarıyı kutlamak / duyurmak için ilçenin birçok yerini afişle donattı. Fakat afişe sporcunun fotoğrafını koymayı unutmuşlar. Sadece belediye başkanı. Sanki dereceyi o yapmış.
Burada biraz duralım. Camiamızdaki birçok insan görünme hastalığına yakalanmış durumda. Öne çıkmak istiyorlar. Hayır, en ön saflarda mücadele etmek için değil. Üç gün televizyona çıkmayınca unutulacağına inanan gazeteciler gibi. Nedir bu hırs?
Bunlar artık ters tepiyor, bir olumsuzluk olarak ´içerde´ birikiyor.
***
Üslup meselesini defalarca yazdık. Öyle anlaşılıyor ki daha da yazacağız.
Kibrin ve kuvvetin beslediği dilden kimseye yarar gelmez. Bir parantez: Güç zehirlenmesi, mideyi yıkamakla geçecek bir şey değildir.
Hakaret edercesine konuşanların ödüllendirildiğine şahitlik ediyoruz. Bu bizi fena yoruyor.
Sosyal medyadaki mevcut dil, bize ne kadar aittir? Farklı dünya görüşünden bir takipçinin yorumunu paylaşmak isterim: “Ete para vermeyin, yiyin birbirinizi.” Görüntümüz budur. Bu tablo, nice samimi insanın geri çekilmesine neden olmuştur. Veballi iş.
Üslup bahsini elbette açabiliriz. Şikâyetlerimizden biri de hizmet üslubunun kaybedilmesi. Bazı adresler için şöyle deniliyor: “Ortada bir menfaat yoksa, kimse o işin ucundan tutmuyor.” Belli başlı semtlerin ve kesimlerin adeta hizmetçisi haline gelmek de bu kaybın sonuçlarından biridir. Sahibini memnun etmeye çalışan bir köleye dönüşemeyiz. Adil davranmak zorundayız. Refah Partisi´nin belediyecilik anlayışı ne kadar güzeldi. Halka hizmetin Hakka hizmet sayıldığı günler. Etkinlik sektörünün henüz olmadığı kıymetli zamanlar.
Üslüpla beraber başka neler kaybediliyor?
Hayat, arkadaşlıktır. İnsan, insanlardan oluşur. Kimi kalbimiz, kimi şevkimiz olur.
Hızlı bir şekilde birbirimizi kaybediyoruz. Uzun soluklu arkadaşlıklar değil de günübirlik ilişkiler tercih ediliyor. Böylece “mekânımız piyasa” olmuş oluyor. Sıradan bir şey bile sıkı tembihler eşliğinde söylenmiyor mu? ´Aramızda kalsın.´ Çünkü emin değiliz ve olamıyoruz.
Şöyle düşünelim: Ahbabın yok. Dertleşmek için psikologa gidiyorsun. İhtiyaç durumunda bankaya koşuyorsun. Buna hayat diyebilir miyiz? İmdadımıza Cemal Şakar yetişsin: “Seçilmiş yalnızlık olgunlaştırıcıdır, içine düşülen yalnızlık ise çürütücüdür.” Bütün bu toplu fotoğraflar, kalabalık ortamlar bizi yanıltmasın.
***
Murat Menteş´in romanlarından birinde geçer. Aklımda kaldığı kadarıyla: “Durum ciddileşince herkes şüpheli hale gelir.” Elbette ciddi badireler atlattık. Belki de bundan dolayı en ufak bir şeyden ve herkesten şüphe eder hale geldik. Sürekli tetikteyiz, temkinliyiz. Bu durumu bile şahsî ikballeri için fırsata dönüştürmeye çalışanlar var. Muhbirlik yapan, durmadan suçlayan ve nice emek sahibini zan altında bırakan. Nihayetinde insanın gönlü vardır ve kırılır.
Otuz yıllık bir tecrübedir bu: Senin dava olarak inandığın değerleri bir başkası kazanç kapısına dönüştürebiliyor. En acısı da böyle kimselerle aynı çatı altında bulunmaktır.
Türk Vatandaşlığı Kanunu´nu bilenler bilir. Vatandaşlık için aranan şartlardan biri de ´iyi ahlâk sahibi olmaktır.´ Bunu ara sıra hatırlayalım, hatırlatalım.
Uzak bir çağrışım: “Türkiye´nin birçok yöresinde sadece tabelası kalan yüzlerce ağaçlandırma sahası olduğunu unutmayalım.” (Orhan Kural, Dünya İçin Bir Şey Yap, sayfa 49.) Bu bize ne anlatıyor? Sayısız iddialı girişimden geriye kuru bir tabela kaldı. Görkemli açılışlar, büyük masraflar, dernekler, vakıflar vs. Evvela fidanların bakımıyla ilgilenmeliyiz. Onları yetiştirmeye çalışmalıyız. Su vereceksin, çapa yapacaksın, zararlı otları temizleyeceksin. Yoksa yok.
Oyunun rengini müstakil yazıyla ilân eden sayılı isimden biriyim. Bunun rahatlığıyla yazıyorum.
Evet kazandı. Bu her açıdan tarihî bir başarıdır. Yazımızda kazanırken kaybettiklerimize değinmeye çalıştık. Yüzde kaçtır acaba?

Anahtar Kelimeler: Kazanırken, kaybedilen
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İzzet bize, zillet size (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Kaderimizin merkezi (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Doğru ve düzgün olmak (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Olması gereken (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Yer isimlerinin peşinden gitmek (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Şimdi (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Bütünlüğü korumaktan yanayız (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Benzersiz bir dönem (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Kıymet ve kıyamet (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Taşınmak (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Yaşanan ve yansıyan (02 Haziran 2018 - Cumartesi)
Tatsız bir durum (31 Mayıs 2018 - Perşembe)
Kalbî beraberlik, çıkarsız birliktelik (26 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Bazı yeni konular (23 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Halimizden memnun muyuz? (19 Mayıs 2018 - Cumartesi)
Uzun bir gün (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Tarih dönüyor (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Dostluk nedir? (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
İbrahim Karagül için (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
Bir kelimeden (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
İçten bir seda (08 Nisan 2018 - Pazar)
Ülkü Tamer için (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Sahafnâme (01 Nisan 2018 - Pazar)
Gençlik nereye gidiyor? (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Birkaç şey birden (24 Mart 2018 - Cumartesi)
Dünya Su Günü (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Dünya Ormancılık Günü (18 Mart 2018 - Pazar)
Son günlerde (15 Mart 2018 - Perşembe)
Dilimizde olan, kalbimizde de bulunmalıdır (07 Mart 2018 - Çarşamba)
İnsana ümit veren konular (04 Mart 2018 - Pazar)
Yıkıcı değil, yapıcı olalım (25 Şubat 2018 - Pazar)
Varlığımıza musallat olanlar (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Kıymetli bir çabaya şahitlik etmek (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Sultan Abdülhamid Han´ı anmak ve anlamak (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Millî uyanış (12 Şubat 2018 - Pazartesi)
Aklı karışıklar için kılavuz (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Vatandan yana olmak... (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Dün, bugün, yarın (26 Ocak 2018 - Cuma)
Hayatın her yeri (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
Kısaca (19 Ocak 2018 - Cuma)
Yolda olmak (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Edebiyat ve hayat (05 Ocak 2018 - Cuma)
Yeniden millet oluyoruz (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Millete sadakat ümmete vefa (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Elbette Filistin (22 Aralık 2017 - Cuma)
En küçük adım bile (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Daima Kudüs (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Aklıma ilk gelenler (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Bütün bu olaylar (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Ben, Öteki ve Ötesi (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Eski Vatan (28 Kasım 2017 - Salı)
Bize düşen, düşmemektir (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Kazandıkça kaybetmek (19 Kasım 2017 - Pazar)
Türkiye nedir? (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kirli dil, kibirli hâl (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Gençliğimizin kahramanları (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmış bulunduk (20 Ekim 2017 - Cuma)
Bir kütüphane kurmak (17 Ekim 2017 - Salı)
Millet dersine çalışmalıyız (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Yazmadan önce (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
Altı çizilenler (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Yolculuğumuz (22 Eylül 2017 - Cuma)
Dengemizi koruyalım (19 Eylül 2017 - Salı)
Kırsalda neler oluyor? (15 Eylül 2017 - Cuma)
Bir mesele (07 Eylül 2017 - Perşembe)
Üzücü ve şaşırtıcı olan (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Görülen lüzum üzerine (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Kardeşliğimizi tahkim etmeliyiz (27 Temmuz 2017 - Perşembe)
Vatanı vatansızlara bırakmadık (11 Temmuz 2017 - Salı)
İyilerle birlikte olmak (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İyilik berekettir (03 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Türkiye, müşterek derdimizdir (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
Aslımızdan kopamayız (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kırk yıllık hatır (24 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Tek tesellimiz (12 Mayıs 2017 - Cuma)
Son günler için (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
BAHAR (05 Mayıs 2017 - Cuma)
KISACA (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Yeniden niyet etmeliyiz (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Yeminli düşmanlık (24 Mart 2017 - Cuma)
Dünden devam (17 Mart 2017 - Cuma)
Hayat ve bereket (15 Mart 2017 - Çarşamba)
Bize gelen, bizimle giden (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Yirmi yıl sonra (04 Mart 2017 - Cumartesi)
Yapmak ile Yıkmak (24 Şubat 2017 - Cuma)
Arkadaşlık (13 Şubat 2017 - Pazartesi)
Nerede duruyoruz? (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Pullarımız (07 Şubat 2017 - Salı)
Güzellik (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Dert söyletir, derman susturur (27 Ocak 2017 - Cuma)
Bize düşen vazife (17 Ocak 2017 - Salı)
Kar (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Buradayız, bekliyoruz (10 Ocak 2017 - Salı)
Sağlam duralım (23 Aralık 2016 - Cuma)
Evlatlarımız (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Türkiye bir mesuliyetin adıdır (20 Kasım 2016 - Pazar)
Saygı ile sevgi (02 Kasım 2016 - Çarşamba)
Fitne ateşi (21 Ekim 2016 - Cuma)
Son durum (14 Ekim 2016 - Cuma)
Türkiye´yi savunmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Devletin ve milletin bekâsı için (18 Ağustos 2016 - Perşembe)
15 Temmuz 2016 (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
Göz gördü, gönül sevdi (14 Temmuz 2016 - Perşembe)
Dünyanın çivisi (30 Haziran 2016 - Perşembe)
Güzel bir kitap (17 Haziran 2016 - Cuma)
Hak ve Bâtıl (14 Haziran 2016 - Salı)
Yapan, yaptınız diyendir (09 Haziran 2016 - Perşembe)
Kâğıt, kalem ve sosyal medya (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Fitne (06 Mayıs 2016 - Cuma)
Ne durumdayız? (16 Kasım 2015 - Pazartesi)
Akan kan, yükselen kin (26 Ağustos 2015 - Çarşamba)
Kenan Evren öldü (16 Mayıs 2015 - Cumartesi)
Kültür meselemiz (23 Nisan 2015 - Perşembe)
Oyunu bozmak zorundayız (21 Nisan 2015 - Salı)
Kıyamet değil, kıyam (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Siyaset ve millet (30 Mart 2015 - Pazartesi)
Bir hilal uğruna... (24 Mart 2015 - Salı)
Bu bir gezi yazısıdır (10 Mart 2015 - Salı)
Bugün (28 Şubat 2015 - Cumartesi)
Söz vermek, almak... (27 Şubat 2015 - Cuma)
İmha ve ihya (09 Şubat 2015 - Pazartesi)
Yoldaki işaretler (05 Şubat 2015 - Perşembe)
Sözün özü (31 Ocak 2015 - Cumartesi)
Sözün namusu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
İnsan insanın aynasıdır (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Dostluk ve düşmanlık (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hepimiz tehlikedeyiz (12 Ocak 2015 - Pazartesi)
Sarıkamış için (08 Ocak 2015 - Perşembe)
Bıldır (04 Ocak 2015 - Pazar)
Son zamanlar (01 Ocak 2015 - Perşembe)
Sana kalpten soruyorlar (28 Aralık 2014 - Pazar)
Bir insana sarılmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Yerli ve millî olmak (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Tarihte bugün (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Gerçek Hayat (30 Kasım 2014 - Pazar)
Geçici menfaatler, kalıcı anlamlar (28 Kasım 2014 - Cuma)
Yaşatırsanız, yaşarsınız (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Kudüs için (20 Kasım 2014 - Perşembe)
Ağaçlar ve odunlar (17 Kasım 2014 - Pazartesi)
Anadolu Gençlik Derneği (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Zengin çeşit, fakir insan (11 Kasım 2014 - Salı)
Duâ Tâneleri (07 Kasım 2014 - Cuma)
Yoksulun sırtı, zenginin karnı (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Yeniden Bursa (04 Kasım 2014 - Salı)
Türkiye`ye inanmak (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bursa`nın kıymeti (28 Ekim 2014 - Salı)
Türkiye, umudun yurdu (23 Ekim 2014 - Perşembe)
Yüksek hayat tecrübesi (16 Ekim 2014 - Perşembe)
Olmadı (12 Ekim 2014 - Pazar)
Batı bataklığı (08 Ekim 2014 - Çarşamba)
Acı gerçek, tatlı yalan (07 Ekim 2014 - Salı)
Doğan ölür, yapılan yıkılır (24 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ölüm var (21 Eylül 2014 - Pazar)
Kalbin betonlaşması (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Kıymet, bilinmek ister (09 Eylül 2014 - Salı)
Kardeşlik âdabı (05 Eylül 2014 - Cuma)
Kitabın ahlakını korumak (05 Eylül 2014 - Cuma)
Birinci Meclis Ruhu (03 Eylül 2014 - Çarşamba)
Ancak birlikte başarabiliriz (29 Ağustos 2014 - Cuma)
Kardeşime dokunma! (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Değişen bir şey var mı? (20 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Birlikte dirlik vardır (18 Ağustos 2014 - Pazartesi)
Fesadın işi: Haset (15 Ağustos 2014 - Cuma)
YARIN (10 Ağustos 2014 - Pazar)
Yolda olmak... (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hatırla ve sıkı tut (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Merhamet etmek (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma.

Hz. Muhammed