Kalbini yitirmişsen, gözüm var deme, boşuna! Göremezsin!
Tarih: 24.4.2019 00:00:01
Yusuf Kaplan

Göz, “emperyalist”tir: Tahakküm kurar.
Kalp, gözün tahakküm kurma oyununu bozar.
GÖZ SINIRLAR, KALP SINIRLARI YIKAR...
Göz, göstererek anlamı sınırlar; kalp gizleyerek anlamı açar, ışık saçar...
Göz görmez, gösterir. Radar gibidir gözün görmesi, radarın görmesi gibi: Radar, tarar ve arar; göz de tarar ve arar.
Radarın görmesi, aradığını bulmasıyla sınırlıdır.
Gözün görmesi de buna benzer´dir; ama bunun aşılması gerektiğinin farkındadır göz.
O yüzden gözün görmesi´nin ötesine taşan bir idrak, bir anlama kaygısı, gözün tahakküm kurma çabasını kırar. Bu anlamda bir şeyin hem iç hem de dış boyutunu görebilme, insanın, aradığını bilme, bulma ve olma yolculuğuna çıkmasıyla gerçekleşmeye başlar; bu da kalple gerçeğe dönüşür.
İnsan, bunu görebilir mi; her insan, bu varoluşsal kaygıların farkında ve şuurunda mıdır?
Elbette ki, hayır.
Göz, bir şeyin dış yüzeyini, kabuğunu görür ve gösterir; ama gösterdiği şeyin iç´i, öz´ü, ötesi olduğunu ima eder gibidir.
Meselenin püf noktası da burada gizlidir.
AKILLI TELEFONLAR, BİZİ KENDLERİNE AŞIK EDEN CELLATLAR!
Göz, bilfiil görme aracı değil bilkuvve görme aracıdır.
Göz, görüneni göründüğü hâliyle gösterir ama gözün derdi görünenin, gözün gösterdiği şeyin anlamı üzerinde potansiyel olarak kafa yorulabilme imkânına, görünmeyene, görünenin ardında gizli olan anlam´a ve dünyaya dikkat çekmektir.
Özetle: Göz, göster(e)mez aslında.
Göz, dikkat çekmek ister: Anlam´a, görünenin ardında yatan dünyaya, anlam dünyasına yani...
Görmek, görünenleri görmekle gerçekleşmez. Görmek, görünemeyenleri de görebildiğimizi gördüğümüz zaman gerçekleşebilir.
Görünenleri, görerek gördüğünü söyleyen kişi, aslında göremediğini gösteriyor demektir.
İşte televizyon, sanal dünya, akıllı telefonlar, bu noktada bizim insanî melekelerimizi dondurur; bizi celladına âşık eder; mutlak sahte´nin ışıltılı, ayartıcı dünyasının ve nesnelerinin gönüllü kölelerine dönüştürür...
HİKMET´İN “GÖZ”Ü: BASÎRET
Bir şeye, sadece “li-zâtihî” bakarak anlayamayız; o şeye aynı zamanda “li-ğayrihî” de bakabildiğimiz zaman anlamaya başlayabiliriz.
Daha açık bir ifadeyle söylersek…
Bir şeyi, sadece kendisine ve sadece kendisi açısından baktığımız zaman anlayabilmemiz çok zordur; hatta imkânsızdır.
Bir şeye, sadece kendisi açısından bakmak, hiçbir şeyi görememekle, idrak edememekle, anlayamamakla sonuçlanır.
Bir şeyi, başka şeylerle ilişkisi veya ilişkisizliği, irtibatı veya irtibatsızlığı, benzerliği ya da benzersizliği, uyumu veya uyumsuzluğu gibi türlü açılardan da görmeye çalıştığımız zaman o şeyi bihakkın görme, idrak etme, anlama yolunda mesafe katedebiliriz.
Aynı şekilde, bir şeyin sadece dışına, dış yüzüne bakarak o şey hakkında tutarlı hükümde bulunamayız.
O şey hakkında tutarlı bir hükümde bulunabilmemiz için, o şeyin içine, iç yüzüne de bakmamız, nüfûz edebilmemiz,künhüne vâkıf olabilmemiz icap eder.
Buna Hikmet diyoruz işte.
Bir şeyin sadece dışına bakmak, o şeyin özüne dâir hiçbir şeyi görememekle sonuçlanır.
Bir şeyin sadece içine bakmakla yetinmekse, o şeyin nasıl göründüğünü idrak edememekle.
Sözün özü: Bir olguyu ya da bir durumu sadece görünüşüne, sadece kendisine bakarak anlayamayız; anlaşılmaz kılarız sadece.
Gözün tahakküm kurmasının önüne geçebilmeliyiz. Bunun yolu, kalbi, akleden kalbi devreye girdirmekten geçer.
Göz, görüneni, dış yüzeyi, kabuğu gösterir.
Kalp, görünmeyeni görür, bizi anlam´a ve anlama´ya götürür.
Sanat tarihçisi Ernst Gombrich, “çıplak göz, kördür” derken “görme sorunu”nun, idrak, anlama meseleleriyle irtibatlı köklü ve karmaşık bir sorun, yani sadece estetik değil aynı zamanda ontolojik bir mesele olduğunun farkındaydı.
Çıplak göz yani basar, sadece hasarları görür; iç veya derûnî göz anlamına gelen basîret ise, hisarlar örer...
Şunu söylüyorum o yüzden: Kalbini yitirmişsen, gözüm var deme, boşuna! Göremezsin!

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz... (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1 (27 Nisan 2019 - Cumartesi)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7690
EURO
6.4202
booked.net
Musibetin sevabına talip olmaklığın, musibeti çekmekte iken de varsa, zahidsin.

Hz. Muhammed
1 milyon 200 bin sivri sinek ayrı ayrı insanı soktuğunda ortalama bir insanın kanını tamamen tüketebilir.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59