KALABALIKLARIN YALNIZLAŞTIRDIĞI İNSAN
Tarih: 19.12.2017 14:41:18 / 329okunma / 0yorum
Talha Gurbetçi

     Hayatın içerisinde, insanın giderek yalnızlaştığına şahit oluyoruz. Teknik ve teknoloji imkanlarının, genişlemesine paralel olarak; insan gittikçe yalnızlaşmaktadır.  Yaşadığı müddetçe; Asıl olan, hayatı boyunca mutlu ve mesut bir şeklide yaşamaktır. Bu şekilde, hayatını devam ettirmek çabası; insanın vazgeçilmezidir. Çocukluğundan itibaren, yapmış olduğu tüm gayretin sonunda;  elde etmek istediği en önemli hedef mutlu ve huzurlu yaşamaktır.
    Teknoloji  ve gelişen  imkanlar; insanın diğer insanlarla iletişim kurmasını, hem hal olmasını ya sınırlamaktadır, yahut yok etme derecesine getirmektedir. Sonuç olarak; insanın yalnızlığı gittikçe sivrileşen, nerdeyse tek çizgi haline gelen bir yapıya dönüşmektedir.  Aslında bu aynı zamanda insanların, gönüllü mahkumiyetlere yönlenmesini sağlamaktadır. İnsan hayatı, giderek dayanılmaz bir hapis hayatına dönüşür. Bu arada tüm yeteneklerini, becerilerini, zamanla farkında olmadan kaybetmeye başlar.

     İnsanlar arasındaki; yanlış tavır ve davranışlar, insanları birbirlerinden uzaklaştırmaktadır. Yanlış tavır ve davranışlar; insanların ayrışım noktası olmaktadır. İnsansan kaynaklanan bu yanlış hal ve hareketler; diğer insanların üzerinde; çok olumsuz etkiler bırakmaktadır. Bu olumsuz etkiler de; insanların yalnızlaşmasına, etken olmaktadır.
    Etrafınıza bakın. Tüm dünyası elindeki cep telefonundan ibaret olan, birey; çevrede ne olup, bittiğinin farkında bile değildir. Bazen, haberlerde bu cep telefonu bağımlılığının; hangi, olumsuz sonuçlara sebep olduğunu, duyuyoruz. Hatta, hayatını kaybedenler bile, olmaktadır. Evet, cep telefonu kimi insanlar için; bir bağımlılıktır. Bu bağımlılık, bazı zamanlar; tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır. Tüm duyu ve dikkatini telefona veren insan; çevreye uyum sağlayamaz. Dikkati dağınık olduğu için; her türlü tehlike ile karşılaşmaya, adaydır. Bilimsel olarak yapılan çalışmalar; bunu doğrulamaktadır. Bu bağımlılık, insanı yalnızlığa ve terk edilmişliğe sürüklemektedir.
    Bu yalnızlığa iten sebeplere, neden olarak; çevresel faktörleri de, ekleyebiliriz. Hayat standardı endişesi, her türlü imkanı elde etme çabası,  daha iyiye, daha güzele sahip olma isteği, bilinçsizce yapılan alış veriş sürecinin; ekonomik olarak; insanı esir alması.  Dolayısıyla köleleştirmesi, makinalaştırması, nedenler arasında sıralanabilir. Doyumsuz istekler, sonu gelmeyen arzular,  çevresinde olan; çeşitli olaylar, korkular, endişeler, çepeçevre insanı kuşatmaktadır.
    Asıl olan nedir? İnsanın, insanlarla iletişim kurarak; içli, dışlı olarak hayatını devam ettirmesidir. Bunun en basiti, insanlarla konuşmakla başlar. Konuşmak, bu iletişimin  anahtarıdır. Suskun olan, konuşmayan insanın ne demek istediğini,  karşısındaki insanlara anlatması zordur. Teknolojinin esiri olan insanlar, farkında olmadan konuşma, çevreye uyum sağlama,  insanlara meramını anlatma, karşısındakinin meramını anlama, becerilerini kaybetmektedir. Psikolojik olarak, bu durumda yaşayan insanların, sağlıklı olmaları zordur.
    Etrafımız ne kadar kalabalık olursa olsun; yukarıda belirttiğimiz gibi, bir takım şeylerin esiri olan, birey; sosyal bir varlık olması nedeni  ile; insanlarla irtibat kurmadığı zaman, bir takım yeteneklerini, bilgi ve becerilerini kaybeder. Buna bağlı olarak, kullanılmayan tüm yetenekler, beceriler; yok olmaya yüz tutmuş demektir.
    Doğal olarak;  Mecburen, sosyal hayatın içerisinde olan kişi; o hayatın tüm olumlu  ya da olumsuz konumları ile, karşılaşacağı için; hayatı daha kolay algılayacaktır. Uyumu daha  kolay olacaktır. Yalnızlığın getirdiği sıkıntı, dertlerden uzaklaşacaktır. Kalabalıklar onu boğarak yalnızlaştırmak yerine; kalabalıklarla   her alanda iletişim kurarak; hayatı daha yaşanabilir hale getirecektir. Kalabalıklar içerisinde , insan olmanın gereği olan; tavır ve davranışları sergileyerek; tatlı yada acı hayatın her safhasını birebir yaşayarak, anlayacaktır.
    İnsanımız, o nedenle sıcak bir dostluğun, kadim bir arkadaşlığın, candan bağlı komşuluk ilişkilerinin, hasretini çekmektedir, özlemini duymaktadır. Çünkü, toplum içerisinde insan olarak yaşamanın en temel ögesi; sosyal ilişkilerdir. Özünde insan vardır. Yani aynen kendisi gibi canlı, tepki veren, konuşan, gülen, eğlenen, üzülen, ağlayan,  kısacası; her şeyi ile; insan vardır. Boşa dememişler; sohbet için, çay bahanedir.
    Umarım,  zaman, zaman insanın yaşadığı, manevi ortam; insanların kendi yaşadıkları hayatın dışında da bir hayat olduğunu hatırlatmıştır.   Öyle zamanlarda; Merhamet duygusu, Paylaşma, kaynaşma, dertlenme, muhabbet, ikram, gibi insana ait olan özellikleri yaşayarak tatmıştır, anlamıştır. Bu kavramlarla tanışık olmaktan; haz duymuştur.  Böyle zamanlarda;  Paylaşma, bölüşme, birlikte yaşama, kavramları; insanlara, bir kez daha kendilerini hatırlatır. Kavram olarak bile olsa; hala yaşadıklarını, varlıklarını ispat ederler.
    Umarım, insanlar; insanca, mutlu bir şekilde yaşamanın; yalnızlaşarak, sadece kendini düşünerek, sadece kendi  yararı çerçevesinde hareket ederek, elde edilemiyeceğini anlarlar. Yalnızlığın zamanla, insanı daha kötü durumlara düşüreceğinin farkına varırlar. Benlik ve egonun, toplumsal değerler yanında, daha arkadan gelmesi  gereken kavramlar olduğunun  farkına varırlar. Mutlu olmanın yolunun ben kavramından çok, biz kavramı ile ilgili olduğunu yaşayarak, test ederler. Sosyal hayatın ana varlığının; insanlar arası ilişkiler olduğunun, farkına varırlar.
    İşte o zaman, insanlar farkında olmayarak düşmüş oldukları, yalnızlığın; aynı zamanda bir takım dertlerin, oluşması için; zemin hazırladığının farkına varırlar ve en kısa zamanda, böyle yaşama çabasını terk ederler…  İnsanlarla iç, içe yaşamanın zorlukları olsa da; insan hayatı için; bunun gerekli bir şart olduğunun bilincine ererler.

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM (26 Ağustos 2018 - Pazar)
GEZELİM GÖRELİM (03 Ağustos 2018 - Cuma)
SELAM OLSUN SELAM OLSUN YİĞİTLERE (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
YENİ BAKANLAR KURULU AÇIKLANDI (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
SEÇİM SONRASI BEKLENTİLERİMİZ (03 Temmuz 2018 - Salı)
SEÇİM SONUÇLARINI NASIL OKUMALI (25 Haziran 2018 - Pazartesi)
UNUTMAYALIM HEP HAFIZAMIZDA KALSIN (19 Haziran 2018 - Salı)
ESKİMEYEN BAYRAMLAR (12 Haziran 2018 - Salı)
RAMAZAN AYI RAHMET AYIDIR (01 Haziran 2018 - Cuma)
EKONOMİK SAVAŞ HIZLANDI (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
KATİL İSRAİL BOŞ DURMUYOR (15 Mayıs 2018 - Salı)
YENİ BİR SEÇİM YENİ BİR HEYECAN (28 Nisan 2018 - Cumartesi)
SEÇİM ÖNCESİ VE SONRASI KRİZ SENARYOLARI (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
O AĞACIN ALTINDA BULUŞUYORUZ (02 Nisan 2018 - Pazartesi)
MEMLEKET SEVGİSİ BİR BAŞKADIR (23 Mart 2018 - Cuma)
MEMLEKET HİZMET İSTER (05 Mart 2018 - Pazartesi)
KANAYAN YARA KİMSESİZ SOKAK ÇOCUKLARI (27 Şubat 2018 - Salı)
CEMRE KİTABEVİMİZ VE KİTAP KULÜBÜMÜZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
ŞEHRİMİZİN KIYMETİNİ BİLEMEDİK (02 Şubat 2018 - Cuma)
SEN SİVASI TANIRMISIN (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
6 K NIN DİĞER SINIFLARIN ŞANSLARI (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
GÜNDEM ÇOK YOĞUN (30 Aralık 2017 - Cumartesi)
ELLERİMİZ BİRLEŞMELİDİR (12 Aralık 2017 - Salı)
İDARECİLİK YÖNETİCİLİK BİR MEZİYETTİR (06 Aralık 2017 - Çarşamba)
ŞEHRİMİZE HİZMET İCRAATLA OLUR (03 Aralık 2017 - Pazar)
SUÇLULARI TOPLUMA KAZANDIRMAK GEREKİR (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİNİN MESELELERİ (23 Kasım 2017 - Perşembe)
DEĞERLENDİRMELER ÖĞRETMEN, (19 Kasım 2017 - Pazar)
SÜT TOZU ÇOCUKLARI (17 Kasım 2017 - Cuma)
TERÖR OLAYLARI NEYİ HEDEFLİYOR (12 Kasım 2017 - Pazar)
MİLLİ MESELELERİMİZ (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
SON OKÇULAR TEPESİ AİLEDİR (31 Ekim 2017 - Salı)
Zaferlerin Arka Planı; Ordu ve Strateji (03 Ağustos 2014 - Pazar)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Nice alimler vardır ki, hakiki bilgiden, hakiki irfandan nasipleri yoktur. Bunla bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.

Mevlana
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Dikkat! Türkiye´nin sosyolojisi metamorfoz geçiriyor!
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
BUNLAR HEP BASİT MANTIK KURALLARIDIR
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Sorun sadece döviz ve faiz olsa keşke
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Ehl-i Sünnet tek tip midir?
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Para görününce vicdan sıvışır
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
İslam´ın ölçütleri
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Son günlerin dünyası
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Âlet işler el övünür
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Nasılsın dediklerinde
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Beşiktaş´a Futbol Dersi
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Sessiz karşı devrim
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
TÜYAP Kitap Fuarı´na ve Selim İleri´ye dair
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Avucunuzdaki Kelebek
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Dikkat, PKK dönüşüyor
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Ey ana toprağı, ey Anadolu
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
“YAZIN ÜÇ AY YATAN ÖĞRETMEN” HA!
Salih Tuna
Salih Tuna
Türk ekonomisi McKinsey´e mi emanet edildi?
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ