“Kader´´in dönüştürücü dinamizmi
Tarih: 3.12.2019 00:00:03
Yusuf Kaplan

 ilinen çok kötü bir yanlış fatalizm yanlışı. Bizde fatalizm / “kadercilik” yoktur.

Kader´le fatalizm aynı şeyler değildir. Fatalizm, teslim bayrağı çekmektir. Kader ise, teslim olmamak,şartları her daim yeniden gözden geçirecek bir teyakkuza sahip olmaktır.

Fatalizm, öldürücüdür. Kader, diriltici.

Fatalizm, insanın iradesi yok sayar. Kader, insanda bir kudret iradesi olduğuna inanır.

Bu ülkede deizmin hızla yaygınlık kazanmasının en önemli sebeplerinden biri, yanlış ve çarpı kader inancıdır.

KÜRESELLEŞME KADERİ (!)

Toplumumuzun ruhunu, temel dinamiklerini ve anlam haritalarını oluşturan o devasa tecrübe ve birikimlerimizin yok sayılmaya, yok edilmeye çalışılması, topluma gerçekten büyük acı veriyor. Sürgit içinden çıkılmaz bir hal aldığı görülen sorunların, açmazların ve beklenmedik zamanlarda patlak veren beklenmedik katastrofların (=felaketlerin) ve kaosların zuhur etmesine yol açıyor.

Bu durum, bizim, küreselleşmenin dünyayı sürüklemekte olduğu yeni sorunlara veya durumlara karşı gerekli hazırlıkları yapmamızı da önlüyor. Sadece önlemekle kalmıyor; üstüne üstlük bizi içerideki o yapay ama devasa sorunlarla meşgul ederek yeniden içe kapanmamıza neden olduğu için küreselleşmenin doğurduğu yeni sorunlara ve durumlara karşı gerekli hazırlıklar yapmamızı büsbütün imkansızlaştırıyor.

Tabi bu madalyonun görünen yüzü.

Bir de madalyonun görünmeyen veya pek fazla göremediğimiz, farkına varmakta zorlandığımız öteki yüzü var. Madalyonun öteki yüzü, bizim geleceğe ümitle bakmamızı mümkün kılan işaretlerle, dinamiklerle dolu. Bu işaretleri ve dinamikleri çok iyi tespit edebilir de, bunları yeni bir ruhla ve dinamizmle yeniden harekete geçirmenin yollarını keşfedebilirsek, içine sürüklendiğimiz fasit daireden çıkabilmenin yollarını da bulabiliriz.

KADER İNANCININ DİRİLTİCİ DİNAMİZMİ

Herşeye rağmen geleceğe ümitle bakabilmemizi mümkün kılan ilginç bir dinamiğe dikkatinizi çekmek istiyorum: Kader´´e..

Bugüne kadar kader´e, kader kavramına genel olarak hep olumsuz, pasif/leştirici anlamlar yüklendi. Oysa çağdaş psikanalistler, kader´´in dönüştürücü, yaratıcı bir dinamizme sahip olduğunu söylüyorlar.

Çağımızın imaginatif düşünürlerinden Cornelius Castoriadis, “İlk bakışta tehlikeli, ürkütücü, korkutucu ve dehşetengiz bir durum olarak görünen kaos ve katastrof”un aynı zamanda “Yeni anlamların kurulmasına, yeni deneyimlerin, duyarlıkların ve anlayışların doğmasına zemin teşkil ettiğini” söyler.

Psikanalist W.R. Bion, kaos ve katastrof durumlarının, yeni anlamlar, deneyimler, duyarlıklar ve anlayışlar doğurabilmesinin tek şartının kader inancı olduğunu belirtir ve bunu şöyle açıklar: “Kaos ve felakete, en uygun cevabı, kader inancı verebilir. Çünkü kader, felaketi bağrına basar ve insana sarsılmaz bir dayanma gücü verir. Kadere göre, kaos ve felaket, varoluşumuzun temel şartıdır. Kaosu ve felaketi tanımazsak, kendimize olan güvenimizi ve duyarlılığımızı yitiririz; ya da böyle bir güvene ve duyarlılığa hiçbir zaman ulaşamayız.” (Bkz. “Experiences in Group”, 1961).

FETRET, GAFLET VE SÜNNETULLAH İRADESİNİN SUNDUĞU İMKÂNLAR...

İslâm dünyası gaflet şeklinde tezahür eden bir fetret dönemi yaşıyor iki asırdır.

Bu sütunda birkaç aydır, bir fetret dönemi yaşadığımızdan ve müslümanlıkla ve “bu dünya” ile ilişkilerimizi sorunlu hale getiren 250-300 yıllık bu fetret dönemi bir Sünnetullah İradesi aslında. Eğer bu iradeyi dikkatle ve çok iyi okuyabilirsek, imtihan olarak patlak veren bu fetret döneminin aslında büyük imkânlar barındırdığını da görmekte zorlanmayız.

Bizi büyük felaketlerin, acıların ve kaosların eşiğine sürükleyen bu nev-i şahsına münhasır fetret döneminin, Müslümanlar´ın silkinmelerine, daha güçlü, köklü ve kalıcı yepyeni bir dünyanın, dünya tasavvurunun icat ve inşasına koyulmalarına zemin hazırladığını, bunun bir Sünnetullah İradesi olduğunu düşünüyorum.

Demek ki, bu dünyanın icat ve inşasında, havf (korku) ve recâ (ümit) arasında yaşamak durumunda olan Müslümanlar´ın güçlü kader inancının ne denli dönüştürücü bir dinamizme sahip olduğunu asla gözardı etmemek gerekiyor. Yeni Şafak Gazetesi 02 Aralık 2019 gün ki yazısının iktibasıdır.

 

Anahtar Kelimeler: Kader, dönüştürücü, dinamizmi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Rus ruhu´nun dirilişi (mi?) (26 Ekim 2019 - Cumartesi)
Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz... (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1 (27 Nisan 2019 - Cumartesi)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7488
EURO
6.3738
booked.net
Verilen emaneti yerine getirmek, en üstün doğruluktur.

HZ.EBUBEKİR (R.A)
Burnunuzla başparmağınız ayıi boydadır.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59