İstanbul depreştiğinde nasıl kurtulacak?
Tarih: 8.10.2019 00:00:01
D. Mehmet Doğan

Çoktan tarihe karışan “İstanbul efendisi”ni herkes duymuştur, onun yerine ikame edilmek istenen “İstanbul ilbay”ını kimse bilmez! “İlbay da neyin nesi” diyenleri cevaplayalım ilkin. İl-bay, 1934´te “vali” karşılığı uydurulmuştur. Askerî bir rütbe olarak “al-bay” emir komuta ile tutturulmuştur da sivil bir rütbe olan ilbay tutmamıştır. İstanbul´da o sıralar Muhiddin (Üstündağ) “ilbay”dır. 1928-1938 arası valilik yapan Üstündağ aynı zamanda “şarbay”dır, yani belediye başkanı!
“İstanbul efendisi” kimdir? İstanbul kadısıdır. Bir yanıyla belediye başkanıdır İstanbul kadısı. Musahipzade Celâl´in İstanbul Efendisi oyunu yeniden sahnelense de İstanbul efendisi kimdir, şöyle bir hafıza tazelemesi yapılsa.
İstanbul nüfus olarak Türkiye´nin yaklaşık beşte biri, ekonomi olarak daha da fazlası. Türkiye´den İstanbul´u çıkarsak geriye ne kalır? Elbette, nüfusundan, ekonomik varlığından öte bir değerdir İstanbul.
İstanbul´da meydana gelecek bir hasarın İstanbul´la sınırlı kalmayacağını hatırlatmaya çalışıyorum. Bana göre, zaten taşımakta zorlandığı nüfus yükünden ötürü İstanbul ağır hasarlı. Gereğinden fazla nüfus taşıyor, gereğinden fazla yapılaşma var ve ekonomik büyüklüğü gereğinden fazla. Yaşanması zor bir şehir. Bir şehre bu kadar yüklenilmesini aklım almıyor. Hiçbir Avrupa şehri bu kadar nüfusa sahip değil, hatta Berlin gibi bazı başkentler 1900´lü yıllardaki nüfusunun altında nüfusa sahip. Sıfırdan bir şehir kurulsa idi, hadi derdik. Bu kadar köklü bir tarihe ve ona mümasil mimarî eserlere sahip bir şehrin hasar görmesi bugünün değil, tarihin hasar görmesi olacak aynı zamanda.
Deprem profesörlerine ne ölçüde güvenilebilir? Ne kadar güvenmesek de tarihen İstanbul büyük depremler görmüş bir şehir. Sırf geçmişine bakarak dahi gelecekte bir deprem olabileceği ihtimalini kabullenmek zorundayız.
Büyük depremler görmüş olan şehir, bu büyük depremleri en fazla bir milyon nüfusa sahipken görmüş olmalıdır. İşte 1894 depremi, İstanbul bu nüfusa sahipken vuku bulmuştur. Bu deprem şehirde büyük hasara yol açmış, neredeyse zarar görmeyen yapı kalmamıştır. İstanbul´un esas olarak sur içinde bulunduğunu, bugün yerleşim merkezi konumunda büyük nüfus barındıran semtlerin ufak tefek köyler dışında boş olduğunu unutmayalım.
İstanbul depremi gerçek anlamda “büyük deprem” olacaktır, büyük kıyamet diyeceğim geliyor! 16 Milyon insanın yaşadığı şehirde şiddetli bir sarsıntı olsa da diyelim ki hiçbir bina yıkılmasa…Sırf izdihamdan, yüzlerce binlerce zayiat olma ihtimali vardır.
Son deprem üzerine İstanbul´u terk edenler olduğu söyleniyor. Eğer böyle bir göç varsa, bunun büyük rakamlara ulaşması beklenemez. Deprem ihtimali İstanbul´un kurtarılması için bir fırsat olarak görülebilir. Bunun depreme dayanıklı olmayan binaların güçlendirilmesi veya yeniden yapılması ile çözülecek bir mesele olmadığını düşünüyorum. Şehrin yaşanılırlığını artıracak tedbirlerin yapı ve nüfus yoğunluğu olan bölgelerde ciddi seyreltme ile sonuç vereceği açıktır.
İstanbul´un yakın on yılını bu şekilde yaşanılırlığı artıracak şekilde planlamak şarttır. Şehre yeni nüfus çekmek, bunun için yatırım yapmak yerine, bazı iktisadi işletmeleri Anadolu´nun yatırıma ihtiyacı olan yerlerine yönlendirmek, nüfusu da ona göre bu şehirlere aktarmak, zor görünen, makul ve doğru bir çözüm olacaktır. İstanbul için bir nüfus hedefleyip, ona göre düzenlemeler yapmak ve bunu sadece mahalli idareye bırakmayıp, merkezî yönetimi de işin içine katmak gereklidir.
Türkiye İstanbul´dan düzelir diyenlerdenim.
Peki İstanbul düzelir mi?
O da Türkiye´yi yönetenlere, onların ufuk sahibi olmalarına ve kararalılıklarına bağlı.
İstanbul depreştiğinde sırf bu şehir sarsılmaz, Türkiye´de her şey sarsılır!

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Bir ABD oyunu: Suriye meselesi (18 Ekim 2019 - Cuma)
Barış çığırtkanlığı! (16 Ekim 2019 - Çarşamba)
Heykel Cumhuriyeti: Eskişehir! (04 Ekim 2019 - Cuma)
Trabzon´u nasıl bilirsiniz? (01 Ekim 2019 - Salı)
Çocuklar Türkçeyi anlayamıyormuş... (28 Eylül 2019 - Cumartesi)
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru? (25 Eylül 2019 - Çarşamba)
Emrem Sultan´dan Yunus Emre´ye (18 Eylül 2019 - Çarşamba)
Yunus Emre´nin izinde (17 Eylül 2019 - Salı)
Kayyımın kayyumu! (02 Eylül 2019 - Pazartesi)
Tarih tezi neden Malazgirt´i ıskaladı? (27 Ağustos 2019 - Salı)
Malazgirt: Bitmemiş şiir (24 Ağustos 2019 - Cumartesi)
Nâmı diğer ‘Turkish Lexicon´! (17 Ağustos 2019 - Cumartesi)
Dur; bayram edemezsin! (14 Ağustos 2019 - Çarşamba)
Mesele hâlâ Türk meselesi… (10 Ağustos 2019 - Cumartesi)
Emin Işık: Son halka olmamak iradesi! (06 Ağustos 2019 - Salı)
Yolunuz çimerlikten geçti mi? (02 Ağustos 2019 - Cuma)
Toprak verimsizleşiyor göç zamanı! (27 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Haccın hüznünü hissetmek! (19 Temmuz 2019 - Cuma)
Muhafazakâr bir timsal: Şevket Eygi (16 Temmuz 2019 - Salı)
Eğitimin bilişseli! (09 Temmuz 2019 - Salı)
Tarihi seçelim mi seçmeyelim mi? (05 Temmuz 2019 - Cuma)
Muhasebeyi zamanında yapmak (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
Ak Parti´nin ‘cinayetleri´ (29 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ben dememiştim! (26 Haziran 2019 - Çarşamba)
Öldüren mahkeme! (22 Haziran 2019 - Cumartesi)
Vatanperver´in yerini S-400 tutar mı? (18 Haziran 2019 - Salı)
Kuds-i Şerif´in Evliyası! (14 Haziran 2019 - Cuma)
Asıl kaybımız: Edeb! (11 Haziran 2019 - Salı)
Nâzım´ı Moskova´da anmak! (07 Haziran 2019 - Cuma)
Neden bu suskunluk? (29 Mayıs 2019 - Çarşamba)
Andımızı okutun, tutarsızlık olmasın! (25 Mayıs 2019 - Cumartesi)
Asafsız devlet... (15 Mayıs 2019 - Çarşamba)
Seçimden daha mühim şeyler (14 Mayıs 2019 - Salı)
Ramazanın eskisi yenisi (11 Mayıs 2019 - Cumartesi)
Zor bir yazı… (08 Mayıs 2019 - Çarşamba)
Osmanlılar ve Türkçe (03 Mayıs 2019 - Cuma)
Devletle imtihan! (30 Nisan 2019 - Salı)
Kamutay ne zaman doğdu? (24 Nisan 2019 - Çarşamba)
Ayasofya nasıl açılmalı? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
İsimler müşterek değil mi yoksa? (15 Nisan 2019 - Pazartesi)
İsimler müşterek değil mi yoksa? (12 Nisan 2019 - Cuma)
Başkanları kibir mahvetti… (03 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçmek neyi değiştiriyor? (02 Nisan 2019 - Salı)
Seçmen neyi seçer? (29 Mart 2019 - Cuma)
İstiklâl Marşı´nı değiştirmek! (13 Mart 2019 - Çarşamba)
‘Kombin´in ‘konsolidasyon´u! (06 Mart 2019 - Çarşamba)
Başkanları kibir mahvedecek! (01 Mart 2019 - Cuma)
Muhalefetsiz iktidar olmak (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Edepsizin dini yoktur! (19 Şubat 2019 - Salı)
Hareket´in 80. yılı… (13 Şubat 2019 - Çarşamba)
Bekâ meselesi (09 Şubat 2019 - Cumartesi)
Türkçe “manifesto”su! (05 Şubat 2019 - Salı)
Zihnî teşevvüş bulaşıcı! (01 Şubat 2019 - Cuma)
Ankara´nın zor seçimi (30 Ocak 2019 - Çarşamba)
Zihnî teşevvüş bulaşıcı! (29 Ocak 2019 - Salı)
Hıyar hakkı! (25 Ocak 2019 - Cuma)
Uygarlar ve Uygurlar! (22 Ocak 2019 - Salı)
Atatürkçü düşünmek! (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
Medine´yi müdafaa etmek! (15 Ocak 2019 - Salı)
Doğu Türkistan güllük gülistanlık! (12 Ocak 2019 - Cumartesi)
RTÜK´ten kurtulmak zor! (09 Ocak 2019 - Çarşamba)
RTÜK beni icraya verecek! (08 Ocak 2019 - Salı)
ABD nereye çekiliyor? (04 Ocak 2019 - Cuma)
Suud´un dünya kültürel mirası! (01 Ocak 2019 - Salı)
Kahraman ırkıma yok izmihlal! (28 Aralık 2018 - Cuma)
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar (27 Aralık 2018 - Perşembe)
100 Temel´e sevinsek mi, üzülsek mi? (21 Aralık 2018 - Cuma)
Değerler aşınması ve ahlâkın ikamesi! (19 Aralık 2018 - Çarşamba)
Destur, Dedem Korkud! (15 Aralık 2018 - Cumartesi)
Mütesettir Anıtkabir! (11 Aralık 2018 - Salı)
Medeniyet diline şapka çıkarmak! (07 Aralık 2018 - Cuma)
Öz evlat: Kariyer! (04 Aralık 2018 - Salı)
Ankara´ya yeni başkan! (30 Kasım 2018 - Cuma)
Heykel kırmak yahut öpmek! (27 Kasım 2018 - Salı)
İstersen bin var hacca... (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Yâremi bildim yârimden imiş! (21 Kasım 2018 - Çarşamba)
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar! (14 Kasım 2018 - Çarşamba)
Nevzuhur atatürkçülere Anıtkabir rehberi (12 Kasım 2018 - Pazartesi)
Cumhuriyetçi tepki! (02 Kasım 2018 - Cuma)
Dünyanın en çirkin Arabistanı! (24 Ekim 2018 - Çarşamba)
‘Ata´nın miras ne olacak? (20 Ekim 2018 - Cumartesi)
Maddî onarım yetmez! (29 Eylül 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7690
EURO
6.4202
booked.net
"Dünyada dört nimet vardır, bunlar kendisine verilen kişi dünya ve ahiretin hayrını görmüştür.Bunlar; Zikreden dil, Şükreden kalp, Sıkıntılara katlanan beden ve saliha kadın.."

Burnunuzla başparmağınız ayıi boydadır.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59