İslâm´ın temel kaynaklarına yapılan saldırılara seyirci kalamayız!
Tarih: 9.8.2017 17:41:28 / 400okunma / 0yorum
Yusuf Kaplan

Bir yandan, bu toplumun İslâm´la ilişkisi süratle çözülüyor... İslâm´la ilişkisi sıfırlanan bir kuşak geliyor…
Öte yandan da, İslâm´ın kurucu kaynaklarına içerden inanılmaz bir saldırı yapılıyor…
Mezhepler tartışmaya açılıyor: Akîdenin temelleri sarsılıyor…
Hadisler tartışmaya açılıyor… Hz. Peygamberin (sav) konumu sarsılıyor…
Bunların hepsi, önce, Peygambersiz İslâm projesi´nin ön-hazırlıkları.
Ardından sıra Ku´ân´a gelecek… Kur´ân´daki âyetlerin açıklanmasında ciddi sorunlar yaşanacak ve Kur´ân´dan soğutulacak kitleler…
DİYANET DE, İLAHİYATLAR DA İSLAM´IN TEMELLERİNE YAPILAN SALDIRILARA SEYİRCİ KALAMAZ!
Müslümanları 1400 yıl dimdik ayakta tutan İslâm´ın kurucu kaynaklarına, temel yapılarına, bu kaynakların ve yapıların iyi-kötü temsilcisi bütün cemaatlere büyük bir saldırı var.
Üstelik de Batı uygarlığının felsefî olarak çöktüğü, diğer dinlerin fosilleştirildiği; dünyanın, İslâm´a, İslâm´ın kuşatıcı, kucaklayıcı, diriltici, insan haysiyetini koruyucu evrensel mesajına her zamankinden daha fazla ihtiyaç hissettiği bir zaman diliminde, bir yok oluş mevsiminde İslâm´ın temellerinin sarsılması, kaynaklarının ağır saldırıya uğraması tam bir intihardır…
İslâm´ın temellerine, kurucu kaynaklarına, hadislere, Ehl-i Sünnet´e, Hz. Peygambere büyük bir saldırı oluyor.
Diyanet uyuyor…
İlâhiyatlar uyuyor…
Olmaz!
Daha da vahimi, bu saldırılar, Diyanet´in içindeki bazı odaklar, ilâhiyâtlardaki bazı sığ tipler tarafından da destekleniyor hatta bizzat yürütülüyor zaman zaman.
İyi de Diyanet niçin var?
Tam da böyle zamanlar için var, değil mi?
İlâhiyâtlar niçin var, ne işe yarar?
Tam da böyle zamanlarda İslâm´ın ana omurgasını, kaynaklarını korumak için var.
Üstelik, oryantalistlerin iki asırdır geliştirdikleri ama bizim proje tiplerimizin gündeme getirdikleri, gönüllü acentalık yaparak yürüttükleri bu tür saçma sapan saldırılar, genelde kitlelerin, özelde genç kuşakların İslâm´dan hızla uzaklaşmalarına, İslâm´dan soğumalarına, nefret etmelerine, deizmin, nihilizmin, ateizmin kucağına sürüklenmelerine yol açıyor…
MUHAFAZAKAR DİNDARLAŞMA: DİNİ DARLAŞTIRMA…
Bir yanda muhafazakârlaşma süreci var; ama öte yanda da İslâmî duyarlıklar aşınıyor hızla!
Bu bir çelişki mi, peki?
Hayır.
Hayır; çünkü muhafazakârlık bir modernleşme, sekülerleşme biçimdir: Konformizm, oportunizm, kariyerizm, bireyselleşme, beraberinde, sosyal ve ahlâkî yapıların ve duyarlıklarını yırtılmasını ve aşınmasını da getiriyor kaçınılmaz olarak.
Sanıldığı gibi, muhafazakârlaşma, otomatik olarak, İslâmîleşme değil, modernleşme ve sekülerleşme biçimlerini tetikliyor; bu da protestanlaşmış, bireysel alana hapsedilen, duyarlıkları aşınan bir din algısı, olgusu ve dindarlaşma biçimi üretiyor.
Bu anlamda muhafazakâr dindarlaşma, dini protestanlaştırma ve dini dar´laştırma biçimidir.
BU TOPLUMUN VARLIK NEDENİ İSLAM´DIR, ÖTESİ HÜSRANDIR!
Bu toplumun varlık nedeni İslâm´dır.
Bu toplum, İslâm´la varolmuş, İslâm´la dünya tarihini yapacak bir konuma ulaşmış, İslâm´la varlığını korumuştur.
İslâm, bu toplumun hem yegâne varlık nedeni hem de tek ortak noktası ve sigortasıdır.
İslâm´dan başka çıkış yolu aramak, hüsrandır ve toplumu çıkmaz sokakların eşiğine fırlatacak, ülkeyi kurda kuşa yem yapacaktır…
İslâmî duyarlıklarını kaybetmiş, bu topluma, bu toplumun ruh köklerine aidiyet biçimlerini yitirmiş kuşakların bu topluma verebilecekleri yıkımdan başka bir şey yoktur…
İslâm´ın temellerinin sarsılması, İslâmî duyarlıkların aşınması, bu toplumu beklenmedik büyük sorunların, zamanla da yok oluşun eşiğine fırlatacaktır.
TUTUNACAK DAL, SIĞINILACAK TEMEL KALMAZSA…
Herkesin aklını başına devşirmesi gerekiyor…
Toplumun İslâm´la ilişkisini diri tutacak, canlı tutacak yapılar yok…
Zemin ayağımızın altından kayıyor hızla…
Zemin çok kaygan. Kaygan zeminlerde patinaj yapıyoruz yalnızca…
Toplumun İslâmî kimliğini, duyarlıklarını geliştireceği, koruyacağı ve yaslanacağı, varolacağı yapılar, tutunacağı dallar, sığınacağı limanlar olarak görülebilecek cemaatler de hedef tahtasına yatırılıyor…
Tam böyle bir zaman diliminde, cemaatlerin de kendilerini toparlamaları, hem önümüzü açacak, dünyayı ve İslâm´ı iyi tanıyacak çaplı adamlar, öncü kuşaklar yetiştirmeleri; hem de toplumun İslâm´la bağlarını diri tutacak kadar topluma derinlemesine yönelmeleri, toplumun İslâmîleştirilmesi sürecine, İslâmî duyarlıklarını koruma gayretine kalıcı, köklü katkılarda bulunmanın yollarını bulmaları şart.

Ama önce cemaatlerin kendilerine çeki düzen vermeleri kaçılmaz. İhale peşinde koşturan cemaat olmaz. Siyaset peşinde, ticaret peşinde koşturan cemaat olmaz.
Siyaset aslâ terkedilemez. Ülkenin yönetimi aslâ bizim İslâmî köklerimizi kazımak, ruh köklerimizi yok etmek için çalışan tiplere bırakılamaz. Ama kim olursa olsun, önce ehliyet ve liyakat, tecrübe ve birikim… Bunu söylemek bile gerekmiyor, elbette ki.
Cemaatler, sözünü ettiğim iki eksen üzerinde (öncü kuşak yetiştirme ve toplumun İslâmî kimliğini ve duyarlıklarını geliştirme ve koruma sürecinde) üzerlerine düşen mükellefiyetleri yerine getirmek için gece gündüz demeden köklü ve kalıcı hazırlıklar yapmazlarsa, çok büyük bir vebal üstlenmiş olurlar ve bunun vebalini bu dünyada da ötesinde de aslâ ödeyemezler.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
İbrahim Tenekeci
İbrahim Tenekeci
Siyaset ile samimiyet arasında
Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu
Kalp-hürmet-hizmet-merhamet
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Kötü Başlangıç
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
‘Kutsal´ sömürü
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
‘Umarsızca Cennet´i aramak´
Ö. Emir Doğan
Ö. Emir Doğan
(KAMİ)GAZZE, UZAK ÜLKE DEĞİL; SEYİR GÜNLÜĞÜNE EKLEYEMEYİZ
Mehmet Şevket Eygi
Mehmet Şevket Eygi
İhlâssız din hizmeti olmaz
İbrahim Kahveci
İbrahim Kahveci
Bir zamanlar duyarlıydık...
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Uygarlar ve Uygurlar!
Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan
Türkiye´nin önündeki takoz: FETÖ zihniyeti!
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
‘Ben bir Türk´üm, dinim, cinsim uludur´
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Bir Yıldız Daha Kaydı
Berat Demirci
Berat Demirci
ŞEHRİN GÖÇÜ VE “BİR ŞEHİRLİ”NİN GÖÇÜ
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
EKONOMİDE MEGALOMAN DAVRANIŞLAR
Ahmet Özdemir
Ahmet Özdemir
Gelenek mi, görenek mi, medeniyet mi?
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Başörtüsü ve Vietnam Sendromu
Coşkun Gökkuş
Coşkun Gökkuş
Para/transfer
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Bir çevirinin düşündürdükleri
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SÜRPRİZ REKTÖRÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Fikret Ünsal
Fikret Ünsal
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.3142
EURO
6.0386
booked.net
Dünyada iki yüzlü olanlar, kıyamet günü ateşten iki yüzlü olarak gelirler.

Hz. Muhammed
Kıta isimlerinin hepsi aynı harfle başlar ve aynı harfle biter.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59