İslâm´ın içini boşaltmak üzere bir hâşiye
Tarih: 1.4.2018 15:34:33 / 503okunma / 0yorum
Mahmut Erol Kılıç

Zaman zaman biz Müslümanların hal-i pürmelâli ne olacak kabilinden bazı yazılar yazdım ve bir nefis muhasebesi yapmaya, bir otokritik yapmaya davet ettim. Bunu yaparken de benim mezhebim, benim tarikatım, benim meşrebim, benim ırkım ve en sonunda da bizzat “ben” bundan vâbesteyiz, bizde hiç problem yok, diğerleri yapsın gibi bir yaklaşımla hareket etmedim.
Hepimiz elimizi taşın altına koymak durumundayız dedim. Bu minvalde geçen iki hafta üst üste iki yazı yazdım. İslâm´ın ve daha sonra da onun bana göre en mükemmel yorumu olan Tasavvuf´un içini nasıl boşalttığımızı sorguladım. O kadarla iktifa edip bu hafta başka konulara yelken açmak niyetindeydim. Lakin bu yazılar üzerine aldığım bazı geri dönüşler beni bunlar üzerinde de düşünmeye sevk etti ve bu hafta da bunları değerlendireyim istedim.
Evvela şunu ifade edeyim ki o yazıların maksadı, hedefi, gayesi okuyanların kahir ekseriyeti tarafından doğru anlaşılmış ve de olumlu bulunmuş. Çoğundan “doğru tespitler bunlar” diye müspet geri dönüşler aldım. Fakat burada sizlerle paylaşacağım bazı geri dönüşler ise beni düşündürdü. Zira yazının maksadını anlamayıp oradaki bir râvi problemine takılmışlar. İlk yazımda Müslüman âlimlerin (özellikle de ülkemizdeki bazıları) ne kadar tâli ve de esasa müteallik olmayan konularla uğraştıklarını ve bunun da insanların, gençlerin İslâm´dan soğumalarına sebebiyet verdiğine vurgu yapmıştım. Ana fikir buydu. Bu fikri aktarırken bazı örnek olaylar kullandım. Bunlardan bir tanesi bugünlerde İran´da pek çok kişinin konuştuğu ve benim de bu şekilde haberdar olduğum bir âlimin konuşması idi. Bu âlim video kaydında eşek sütü içen iki insanın süt kardeşliği oluşur mu oluşmaz mı gibi bir konuyu tartışıyordu. Bana göre bu âlim Türkiye´de de olabilir, Malezya´da da olabilir, İran´da da olabilir. Benim dikkatimi çeken o kişinin nereden ve hangi mezhepten olduğu değil de ele alınan konunun seviyesi idi.
Bu arada şunu da söylemek isterim ki gerek dini ve gerekse seküler hukuk öğretiminde bazen öğrencinin problem çözme mantığı gelişsin diye ortaya fantastik bir mesele atılarak ondan bunu çözmesi istenebilir. Başkasına saçma gelebilecek böylesi kurgusal sorular burada tamamen eğitim maksadıyla ortaya atılır. Bunu bilmeyen birisi kalkıp bunları gerçek konular zannedebilir.
Her neyse, o örnek olayda kullandığım video kaydında meğerse bir makaslama varmış. Şöyle imiş: Meğer bu İranlı âlim “Ey cemaat bakın şu Vahhabi âlimlerin konuştuğu konulara, geçenlerde bir tanesi ne dedi biliyor musunuz?” diyerek bir giriş yapıyor ondan sonra bu meseleyi naklediyormuş. Yani bu zat bu olayı sadece naklediyor, kendi görüşleri değil bunlar. Sonra birileri bu kaydın baş kısmını kesiyor, sadece o nakledilen kısımlar kalıyor. Böylece izlediğiniz zaman sanki bu kişi kendi görüşünü aktarıyor gibi geliyor. Ne şeytanca bir zekâ. Tıpkı “Namaza yaklaşmayın!” âyetini devamından kopararak yapmak gibi. Bunu kim yaptı bilmiyorum. İran dışındaki Şia karşıtı guruplar da yapmış olabilir İran içinde din adamlarına karşı bazı gençler de yapmış olabilir. Bilmiyorum. Dedim ya benim için haberin rivayet şekli değil muhtevasıydı mühim olan. Bu konuda bazı dostlarım, “Hocam bu arada o zat sadece râvi yani başkasından naklediyor bizzat kendisi değil bilginiz olsun” diyerek beni uyarsalar ben bundan memnun olurdum. Gerçekten işin bu kalpazanlık yönünü bilmiyordum. Onlardan öğrendim. Teşekkür ederim. Lakin bana bu uyarıyı gönderen bazılarının üslubu hiç de böyle değildi. Bazıları bu nasıl ilim adamlığı, yanlış bilgilere dayalı ilim mi olur gibisinden ilmimizi sorgularken bazıları da daha da ileri giderek, resmi zevat arayarak farklı bir tonla buna bir düzeltme yayınlayın gibi şeyler söylediler. Konuyu “İran´da bir molla” diyerek aktardığım için rencide oldukları anlaşılıyor. Kendilerini mutlu edecekse söyleyeyim bu muayyen meselede o İranlı molla sadece Vahhabi bir molladan nakilde bulunuyormuş, o görüşler kendisinin değilmiş, itiraf ediyorum bilmiyordum, öğrenmiş oldum.
Fakat “Bizde yok böyle şeyler” şeklindeki mezhepçi bakış açısıyla sorunu halletmiş olduk mu aziz dostlar? O olay sadece bir örnekti. Bunun gibi başka örnek olaylar Vahhabilerde, Sünnilerde olduğu gibi sizin mezhepte de yok mu? Sadece politik olarak çatışmaya girildiği zaman “Şiraziler” demek yeterli mi? “Molla Sadra okumak ve okutmak haramdır” diyen Ayetullah Sistani değil mi? Kum´da kendi öğrencilerine “Sakın Sadra derslerine gitmeyin hatta giden bir öğrenci olursa onun elinin değdiği yer de necis olur onun elinden bir bardak su dahi içmeyin” diyen Ayetullah Behçet değil mi? Haşa huzurdan “Mevlana bir homoseksüedir” diyerek hadd-i kazif isteyen Ayetulah Isfahani değil mi? Daha ötesi İmam Humeyni´nin kitaplarını okumayın, vahdet-i vücud ve ilhad doludur diyen koca koca mollalar yok mu? Kum´da Hafız´dan beyit okudu diye havzadan kovulan Hüccetülislam arkadaşım var. Bunları pekala siz de çok iyi biliyorsunuz. Ve bu gidişatın sonu yakın zamanlarda neye vardı biliyorsunuz. Ortada hiç lüzumu yokken bir takım dervişlere saldırmak ne kadar yanlış oldu ise o dervişim diyenlerden bir tanesinin de arabayı gariban askerlerin üzerine sürerek üç tanesini öldürmesi de o kadar yanlış oldu. Her iki yaklaşımı da tel´in ediyorum. Osmanlı zamanında Fatih Camii imamı Halebi´nin vaazı sonrası dergahlara saldıran ve de bazı dervişleri öldüren ve yer yer onlardan da karşılık gören o meş´um hadiseyi hatırlattı bana. Ne gerek vardı dostlar… Hasılı Vahhabilik sadece Sünnilere has bir problem değil Şia Vahhabileri de bir diğer problemdir. Lakin resmi devlet görevlisi gibi mezhep tutanlar bu meseleyi göremezler ve çözemezler. Şeriati´nin “Ali Şiası” tabiri artık arkaik bir tabir oldu, rafa kalktı..
İkinci yazım Tasavvufun içini boşaltan Şeyhler üzerine idi. Bu yazım üzerine bazı tasavvufi çevrelerden tepkiler alacağımı zannederdim. Tam tersi oldu. Pek çok sufi dost arayarak “Hepsi de doğru tespitler” diyerek katıldıklarını ifade ettiler. Yani tasavvuf camiası yine de en olgunları çıktı. Ümmetin ümidinin irfan ve hikmet camiâsında olduğunu bir kere daha hatırlattılar. Şayet içlerindeki o şarlatanları bir ayıklayabilseler bendenize göre de ümit tasavvuf yorumunda. Yüksek hoşgörülerinden dolayı bütün dostlara teşekkür ederim. “Biz birleştirmek için geldik ayırmak için gelmedik” diyen Mevlanalar, Arabiler, Hafızlar, Yeseviler, Yunuslar, Bektaşlar her türlü engel ve karşı propagandaya rağmen bu ümmetin velileri ve rehberleri olmaya devam ediyorlar. Gençler artık ruhlarını doyuracak bu bilgeleri okuyor. Bu nesil Geleneği keşfedecek ve ihya edecektir..

Anahtar Kelimeler: içini, boşaltmak, üzere, şiye
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Bilgilendirme notu (17 Eylül 2018 - Pazartesi)
Ruhsallığı öldüren modern hayat (02 Eylül 2018 - Pazar)
Hoy´dan Hay´a (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Düşünce sentezi yapabilmek (13 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Yaz okulunda irfan dersleri (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Düşüncesiz aksiyonerlik (30 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Metodik yanlışa devam (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Psikopatlar ve din (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Aynoroz Adası´nda II (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Aynoroz Adası´nda -I (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Esas olan devletin bekâsıdır.. (28 Haziran 2018 - Perşembe)
Köpek yavruları ve biz (17 Haziran 2018 - Pazar)
Kadir kıymet bilmek (11 Haziran 2018 - Pazartesi)
Son 10 gün (05 Haziran 2018 - Salı)
İmparator Marcus (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Sabır ve oruç (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Sanman taleb-i devlet u câh etmeye geldik… (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Anadolu erenlerini bir bir kaybederken… (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Geleneksel tıp üzerinden ideolojik okumalar (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
Tasavvufun içini boşaltan şeyhler (27 Mart 2018 - Salı)
İslâm´ın içini boşaltan Müslümanlar (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Gençleri doğru yöneltmek (25 Şubat 2018 - Pazar)
Şîrâz… (06 Şubat 2018 - Salı)
Sofra sırları (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
Bana göre İran´da ne oluyor? 2 (23 Ocak 2018 - Salı)
Bana göre İran´da ne oluyor? 1 (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bir ilmin nefsi müdâfaâsı (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Müslüman Biblicalistler (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
Mevlânâ endeksi (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mevlânâ endeksi (21 Aralık 2017 - Perşembe)
Dış politikada büyük oynamak (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Arap dünyası nereye gidecek (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
Çevre ve biz (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Mimari eserler de bir ruha bağlıdır (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
Hüseyin misiniz, Yezid mi? (26 Eylül 2017 - Salı)
Elmalı´da Vehhâbîler (?) (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Hacc´ın ardından bazı tespitlerim (12 Eylül 2017 - Salı)
Aydınlanmış Medine´den selam (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Aydınlanmış Medine´den selam (29 Ağustos 2017 - Salı)
Din adamı vardır (22 Ağustos 2017 - Salı)
Benim İslâm üniversitem (14 Ağustos 2017 - Pazartesi)
İslam siyaset felsefesi tek midir? (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Kudüs ortak hedefimiz olmalı (01 Ağustos 2017 - Salı)
15 Temmuz analizlerine devam (17 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Yaz üzerine metafizik değinmeler (08 Temmuz 2017 - Cumartesi)
Aylar var ki… (06 Haziran 2017 - Salı)
Çocuklar kadar saf olmadıkça (13 Nisan 2017 - Perşembe)
Köy gençliği üzerine (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
"Tenini besleyip geliştirmeye bakma, çünkü o sonunda topraga verilecek bir kurbandir.

Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Ümit kesmeyin;
Coşkun GÖKKUŞ
Coşkun GÖKKUŞ
DERBY DEĞİL DÖĞÜŞ...
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
İyilik yolunda olmak
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Bilenlerle bilmeyenler
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Yahya Kemal ve kökü mazide ati olmak
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Vali Salih Ayhan´ın Sivasspor Projesi
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Biraz daha teori çalışalım
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Yeni bir konferans modeline ihtiyaç var
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Acı reçete!
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Rağmen Tavrı ve Nebevî Şahitlik Yolculuğu
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Mütesettir Anıtkabir!
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
Şeriat aziz eder yüceltir
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
Müslüm Baba
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Çakmak Taşındaki Ümit
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
LEGO VE DİJİTAL RUHLAR DÜNYASI
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Ahlak merkezli dindarlıktan nerelere?
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
EV ÖDEVİ Mİ!...
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Aday belirlemek artık kolay değil
Salih Tuna
Salih Tuna
Kadir Mısırlıoğlu´nun fesi, PKK´nın kalpağı
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ