İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi
Tarih: 7.7.2017 16:24:21 / 350okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Kanaatimce İslâm dünyasının son asırlardaki ana meselesi, meselelerin meselesi düşünce kısırlığıdır. Oysa tarihte bir İslâm düşüncesi vardı. Dünya ölçeğinde düşünürler yetiştiren, teoriler geliştiren, tartışmalara katılan, yeni tartışmalar üreten, medeniyet inşa eden ve dünya medeniyetleri üzerinde etkiler yapmış bulunan bir İslâm düşüncesi vardı.
Öncelikle Kur´an böyle bir düşüncenin başlatıcısıdır. Tanrı anlayışı, evren yorumu, Tanrı-insan ilişkisi, insan-insan ve insan-tabiat ilişkisi Kur´ân-ı Kerîm´in ana konularındandır. Kur´an; akletmeye, ilme, tefekküre, hikmete, nazar, tedebbür ve itibara, kısaca her alanda aklı kullanmaya yaptığı vurgularla düşünce konusunda Müslümanları yüreklendirdi ve bu sayede onlar, dünya düşünce tarihinde görülmemiş bir süratle cehalet devrinden uygarlık devrine sıçradılar. Bir yüzyıl gibi kısa bir sürede İslâm ümmeti kapsamlı bir bilgi ve düşünce hareketini başlattı; varlığı, insanı, evreni yorumlayan, anlamlandıran, bilim üreten; insanlığa problemlerini aşmada çözümler öneren bir düşünce hareketi ortaya çıkardı. Bu hareket içerisinde felsefenin temel disiplinleri yanında, kelâm, ahlâk, tasavvuf, hukuk, siyaset gibi İslâmî düşünce alanları da bulunuyordu.
***
İslâm dünyasındaki bu büyük atılım ne zaman ve neden durgunlaştı? Bu hususta farklı görüşler var. Mesela R. Arnaldez´e göre “İslâm düşüncesinin kötürümleşmesi”nin sebepleri kendi bünyesinden gelmektedir. L. Gardet durgunlaşmanın, İslâm dünyasının dışında gelişen olgularla da ilişkili olduğunu söyler. Gazâlî´nin felsefe eleştirilerinin de gerilemede etkili olduğu söyleniyor. Özellikle Moğol istilası, İslâm dünyasında 13. yüzyıldan itibaren fikrî gelişmenin durmasında kahredici bir etki yapmış, bu süreç 19. yüzyıla kadar devam etmiştir.
19. yüzyıl, İslâm ve bilhassa Osmanlı dünyasının Batıyı anlamaya, aradaki malum mesafeyi görmeye başladığı ve bunun krizine girdiği dönemdir. 19. yüzyılın başından itibaren İslâm dünyası, bu farkı nasıl kapatacağı, Batı karşısındaki bu geriliği, bunun doğurduğu fikrî, bilimsel, sosyal, ekonomik, askerî, hatta psikolojik sorunları nasıl aşacağı hususunu tartıştı. Bu tartışma yavaş da olsa bir düşünce hareketini beraberinde getirdi. Bu bağlamda mesela Tanzimat ve diğer Müslüman toplumlardaki benzerleri, yeni bir düşünce dinamizmine kapı aralaması bakımından bereketli gelişmeler idi. Nitekim bunun sonuçları da doğdu. Mesela Türkiye, Mısır, Pakistan gibi ülkelerde “yeni ilm-i kelam” denilen dinî düşünce hareketi, fıkıhta yeni arayışlar; ayrıca Kafkas ülkelerinde cedidci hareketler gibi güzel gelişmeler ortaya çıktı.
***
Fakat 20. yüzyılın ikinci çeyreğinden başlayarak Türkiye´nin girdiği yeni bir inkılap sürecinin bu atılımda olumlu bir etki bıraktığını söyleyemeyeceğim. Bu uzun bir konu. Ama çarpıcı olduğu için değinmek istediğim bir örnek, modern bir üniversite olarak kurulan Darülfünun´un kapatılmasıdır.
70-80 yıllık bir arayışın ortaya çıkardığı verimli bir sonuç olan Darülfünun 1901´de açılmış, 1930´lara gelindiğinde oldukça önemli başarılar kaydetmişti. Fakat o günkü siyasi anlayış Darülfünun ile barışık değildi.
Zamanın Maarif Nazırı Reşit Galip İstanbul Üniversitesi´nin açılış konuşmasında Darülfünun´u kapatma gerekçesini ifade ederken şöyle der: “Çünkü Darülfünun ilmi, ilmî muhtariyeti inkılapların üzerinde tutmaktadır.” Ülkenin yegâne üniversitesi olan Darülfünun´da 143 hoca vardı. Bunların 82´si üniversiteden uzaklaştırıldı. Bu suretle Tanzimat süreciyle başlayan yeni bir İslâm düşüncesinin filizlenmesi önemli bir darbe yedi. Sonraki hikâye malum.
Ülkemiz bağlamında İslâm düşüncesinin inşası, daha doğrusu ihyası birinci derecede İlâhiyat fakültelerine düşüyor; tabii ki bu fakülteler şimdilerde içinde bulundukları “dogmatik uyku”larından uyanırlarsa…

Anahtar Kelimeler: düşüncesinin, kısa, yesi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Mürşitlik alıcılık değil, vericiliktir?

Hacı Bektaşı Veli