İş insanı güzelleştirir
İş insanı güzelleştirir
Tarih: 5.3.2015 10:35:24 / 629okunma / 0yorum
MUSTAFA KUTLU

 

İşsizin yüzü soğuk, donuk ve karanlıktır. Başı önüne eğilmiştir. İş sahibi neşelidir. Gülünce yüzünde güller açar.

 

Neden?

 

Tüm canlılar gibi insanoğlunun şu dünyada birinci ihtiyacı “güven” duygusudur. Yarın endişesi insanı çökertir, enerjisini bitirir. İşsiz yarın için proje yapamaz, umut besleyemez; buna mukabil iş sahibi gelecek için planlar yapar, hedefler koyar, bunlara ulaşmak için heyecan duyar, çalışır. Turgut Cansever hoca hadis olduğu söylenen şu sözü çok tekrar ederdi: “İnsanoğlu dünyaya onu güzelleştirmek için gelmiştir”.

 

Buna rağmen geçen televizyonda binlerce işsiz hikâyesinden birini seyrettik. Adam içerden yeni çıkmış, altı aydır iş arıyormuş, sabıkalı diye kimse buna iş vermemiş, bu da intihar için dama çıkmış. Karısı ve iki buçuk yaşındaki kızı ne kadar yalvardıysa kâr etmedi, adam kendini attı. Neyse ki itfaiye önlem almıştı, can yatağı üzerine düşüp şans eseri kurtuldu.

 

Üstüne benzin döküp yakmak, çocuğunun boynuna bıçak dayamak neredeyse çok görüne görüne “klişe” oldu kimseyi kazımıyor. Ne acı.

 

Ülkemizi işsizlik belasının felaketlerinden hâlâ ayakta duran aile-akraba-dost-hemşeri dayanışması ve bunun ahlakı korumaktadır.

 

Devlet işsizlik konusunda “kimsesizleri” kollamalıdır. Çünkü metropollerde yukarıda zikrettiğimiz dayanışma çökmekte, onun yerini sosyal yardımlar almaktadır.

 

Bu yazıyı kaleme almama sebep hayırlı bir girişimdir.

 

MÜSİAD Koordinatörlüğünde Sinop Kapalı Cezaevi’ne bir milyon dolarlık yatırımla tekstil atölyesi açılmış. Adalet Bakanlığının da desteklediği projede 300 kişi iş sahibi olmuş. Mahkumlar zenaat öğrenecekleri atölyede sigortalı çalışarak maaş alıyormuş.

 

Bir milyon dolarlık yatırımı bir kapalı cezaevine yapan iş adamını kutluyor, bu işte emeği geçenleri tebrik ediyorum.

 

Ülkemiz son günlerde kadın cinayetleri başta olmak üzere bir suç merkezi gibi gösteriliyor. İşin aslı öyle değil. Türkiye’de 170 bin mahkum var. Avrupa ülkelerinde bunun en az üç katı, Amerika’da altı katı mahkum var. İstanbul herşeye rağmen New York ve Londra’dan daha emniyetli bir şehir.

 

Mahkumların yüzde onu iflah olmaz suç makinası psikopatlardır. Gerisi tabir yerinde ise “kader kurbanı”dır.

 

Bildiğim kadarıyla ülke cezaevlerinde benzer iş imkânları var. Hatta Yarı Açık Cezaevleri bir fabrika gibi çalışıyor. Cezasını tamamlayanlar zenaat sahibi olarak hayata atılıyorlar. Bu çok makul bir rehabilitasyondur.

 

MÜSİAD Başkanı Nail Olpak açılışta şöyle bir konuşma yapmış:

 

“Bu projenin bir özelliği de mahkumlar ile sivil vatandaşların birlikte üretim yapacak olmaları. Bu da ülkemiz cezaevi şartlarının farklı konseptlerde olabileceğini göstermesi bakımından önemlidir. Yetkililerden aldığımız bilgiye göre şimdilik günde bin gömlek üretiliyor, hedef ise 3 bin gömlek üretimi.”

 

“Bir üretim sürecinin öznesi olmak, ona emek vermek, hükümlü arkadaşlarımızı motive edecek ve sevdiklerine kavuşmak için daha dirençli kılacaktır. Temennimiz odur ki, mahkûm arkadaşlarımız buradaki günlerinizi huzurlu, verimli ve hızlı bir şekilde tamamlayarak sevdiklerine ve ailelerine bir an önce kavuşurlar.”

 

Yazıya son verirken ülkemizde iş konusunda hakim ama sakat bir görüşü de zikretmek isterim. İşte size ideal iş tarifi: Adam şöyle diyor: “Abi bir iş buldum. Lokum, lokum. Sabahtan akşama yatıyorum. İki imza, iki telefon, maaş dolgun.”

 

Bu elbette emeksiz yemektir ki makbul sayılmaz.

 

Suç oranlarının ve cinayetlerinin artmasında da “havadan para kazanma”nın ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin payı büyük.

 

Şunu da kaydedelim.

 

Televizyonda muhtemelen Adalet Bakanlığı bünyesinde görev yapan bir Ceza Hukuku profesörü şöyle bir açıklama yaptı:

 

“Anadolu’da 13 il ve ilçenin adliye teşkilatını kapattık.”

 

Niçin?

 

“Çünkü suç işlenmiyor. Hakimler, savcılar boş oturuyor.”

 

Hatırlıyorum bir ara Erzincan’ın Kemaliye (Eğin) ilçesinin hapishanesini kapatmışlardı. Çünkü mahkum yoktu.

 

Metropollerdeki suç oranı ve cinayetler azalabilir. Bakın polis sıkı tedbir aldı, suçun cezası arttırıldı “Kap-kaç” bitti.

 

Çok manidar değil mi?

Anahtar Kelimeler: İş, insanı, güzelleştirir
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
MADALYA (11 Ekim 2018 - Perşembe)
Mânalı hayat (04 Ekim 2018 - Perşembe)
Kalbin akletmesi (27 Eylül 2018 - Perşembe)
Hayat zor (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
‘Söz´ün gücü (06 Eylül 2018 - Perşembe)
Çorbada tuzum olsun (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
İnsan nereye koşuyor? (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
Yalnız ölüm (01 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Roman diliyle iktisat (25 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Eskiler alıyorum… (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Aidiyet (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Çıkmaz sokak-geçer akçe (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Ceviz ile sincap (27 Haziran 2018 - Çarşamba)
Tatil programı (20 Haziran 2018 - Çarşamba)
Elveda zamanı (06 Haziran 2018 - Çarşamba)
Haddini bilmek (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Kıssadan hisse (24 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (17 Mayıs 2018 - Perşembe)
“Öteki” diye biri yok (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Piyasa (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Tanrı misafiri (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
İnsanı tanımak (12 Nisan 2018 - Perşembe)
İnsanı tanımak (29 Mart 2018 - Perşembe)
Tarihi yapanlar ve yazanlar (15 Mart 2018 - Perşembe)
Yara (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Mesele (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
BEYAZ (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Sarışın (09 Şubat 2018 - Cuma)
Mus­ta­fa KUT­LU (02 Şubat 2018 - Cuma)
Ahlâk ağacı (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (2) (18 Ocak 2018 - Perşembe)
Şehir, kültür ve sanat (1) (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sanat nedir? (05 Ocak 2018 - Cuma)
Korku zamanı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Bizim mahalle (14 Aralık 2017 - Perşembe)
Şiir öldü mü? (07 Aralık 2017 - Perşembe)
Hayatın nabzı (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (23 Kasım 2017 - Perşembe)
Hayat zor (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Aramıza kim girdi (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Başka format yok mu? (02 Kasım 2017 - Perşembe)
Günler gelip geçerken (26 Ekim 2017 - Perşembe)
Kurban ile bayram (20 Ekim 2017 - Cuma)
Eğitimin olmazsa olmazı: Disiplin (12 Ekim 2017 - Perşembe)
Kimin borusu ötüyor? (05 Ekim 2017 - Perşembe)
Tükenmeyen hazine (22 Eylül 2017 - Cuma)
Aidiyet (14 Eylül 2017 - Perşembe)
Gergin miyiz? (07 Eylül 2017 - Perşembe)
İnsan nereye koşuyor? (04 Eylül 2017 - Pazartesi)
Atla, atla (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Eğlence (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
Çöpten gıda (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Tek tip (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Kirlenme (04 Temmuz 2017 - Salı)
Takva nerede? (08 Haziran 2017 - Perşembe)
Domatesin tadı (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Hikâye ve romanda kişiler (19 Mayıs 2017 - Cuma)
“İkinci Yeni” üzerine (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
Eğitim şart (28 Nisan 2017 - Cuma)
Devamsızlık bilgisi (16 Nisan 2017 - Pazar)
Evvelbahar (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Nurettin Albayrak (23 Mart 2017 - Perşembe)
Heidegger´in Kulübesi (17 Mart 2017 - Cuma)
Fotoğrafın anlattığı (03 Mart 2017 - Cuma)
SİZ VE BİZ (23 Şubat 2017 - Perşembe)
Büyük filim (09 Şubat 2017 - Perşembe)
Anne (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Kar yazısı (27 Ocak 2017 - Cuma)
Devlet ve şahsiyet (19 Ocak 2017 - Perşembe)
Televizyonda evlilik (13 Ocak 2017 - Cuma)
“Hemşehrilikten feragat” (06 Ocak 2017 - Cuma)
Nihayet tarım (04 Aralık 2016 - Pazar)
İstanbullu kim? (19 Ekim 2016 - Çarşamba)
Ruh (06 Ekim 2016 - Perşembe)
Mazmun (21 Temmuz 2016 - Perşembe)
ŞÜKÜR (09 Temmuz 2016 - Cumartesi)
Eski eserler ve Taksim´e cami (30 Haziran 2016 - Perşembe)
DUA (09 Haziran 2016 - Perşembe)
FARKINDALIK (05 Mayıs 2016 - Perşembe)
Çağla (27 Nisan 2016 - Çarşamba)
Güle dair (21 Mayıs 2015 - Perşembe)
Huzur (26 Nisan 2015 - Pazar)
Cinayetler (19 Mart 2015 - Perşembe)
Çakma bunalım veya II. Yeni (27 Şubat 2015 - Cuma)
Köprü ve göç (18 Şubat 2015 - Çarşamba)
Fena (04 Şubat 2015 - Çarşamba)
Izdırabın boyutu (28 Ocak 2015 - Çarşamba)
Hayat tarzı (21 Ocak 2015 - Çarşamba)
Kar yazısı (14 Ocak 2015 - Çarşamba)
Taşra çıkarması (31 Aralık 2014 - Çarşamba)
Kırk milyon fidan (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Hangi muhafazakarlık (18 Aralık 2014 - Perşembe)
Dört kişiden biri (04 Aralık 2014 - Perşembe)
Birlik-beraberlik (26 Kasım 2014 - Çarşamba)
Müzik bitti mi? (19 Kasım 2014 - Çarşamba)
Bir avuç toprak (13 Kasım 2014 - Perşembe)
Kafayı çizen adam (05 Kasım 2014 - Çarşamba)
Cumhurbaşkanlığı Sarayı (31 Ekim 2014 - Cuma)
Bana ne yapacağımı söyle (23 Ekim 2014 - Perşembe)
M. Seyfettin Özege (15 Ekim 2014 - Çarşamba)
Üniversite ve kütüphane (09 Ekim 2014 - Perşembe)
Halime Toros merhaba (07 Ekim 2014 - Salı)
Huşû (21 Eylül 2014 - Pazar)
Yeni Türkiye ama nasıl? (11 Eylül 2014 - Perşembe)
Sarnıçlara dönmek (04 Eylül 2014 - Perşembe)
Eski ve yeni (28 Ağustos 2014 - Perşembe)
Af adaletten üstündür (21 Ağustos 2014 - Perşembe)
Hep aynı hikâye (14 Ağustos 2014 - Perşembe)
Zenginlik (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Açlık (05 Ağustos 2014 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Daima iyiyi, güzeli, doğruyu öğrenebilmek için okuyunuz, okutunuz?

Hacı Bektaşı Veli