‘İran ve turan´
Tarih: 27.7.2018 13:24:18 / 703okunma / 2yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

İlk asırdan itibaren Sünnî-Şiî ayrışması aslında siyasidir. Zaten başta ayrışmanın adı da Hâşimî-Emevî çekişmesiydi. Fakat o çağlarda dünyanın her yerinde bu tür büyük ihtilaflar dinden güç devşirirdi. Alexandre Adler´in tabiriyle “Arap Sünniliği” (daha uygun ifadesiyle “Arap Selefîliği”), ta Emevîler´in Mevâlîler´i dışlayan Arapçı politikasından beri İranlılara ve Türkler´e sürekli ötekiler olarak bakmış, İslâm´ın asıl sahibi olarak kendisini görmüştür.

Hâlbuki Ceyhun nehrinin ikiye böldüğü bir elmanın iki yarısı gibi olan  “İran ve Turan” daha İslâm´ın ilk yüzyılında İslâm coğrafyasına katılmışlar, İslâm´a altın çağını onlar yaşatmışlardır. İslâm´ın ilk kültür tarihçilerinden Câhız “Araplar yöneticilik bilgilerini İranlılardan aldılar” der. İran coğrafyası İslâm medeniyetine İbn Sina, Bîrûnî, Gazâlî gibi sayısız âlim ve düşünür verdi. Öte yandan Turan coğrafyası da İslâm medeniyetine en büyük hadis âlimi Buhârî, İslâm kelâmının akılcı mezhep önderi Mâtürîdî, İslâm felsefesinin abide şahsiyeti Fârâbî gibi sayısız âlim ve düşünür kazandırdı.

**

Gelmek istediğim yer, bugünkü Türkiye-İran ilişkileridir. Konunun siyasi yönünü uzmanları konuşur; ben ise, biri on üç yıl önce, diğeri yenilerde basılmış iki eser üzerinden fikrî ve dinî ilişkiler boyutuna değineceğim. İlk eser, Fransız tarihçi ve gazeteci Alexanre Adler´in yazdığı, M.A. Erginöz´ün çevirdiği (Rendez-voux avec l´Islam (İslam´la buluşma); diğeri akademisyen-ilâhiyatçı Asiye Tığlı´nın İran´da Entelektüel Dinî Düşünce Hareketi başlıklı, mutlaka okunması gereken doktora çalışması.

Adler´in eserindeki tezi, Türkiye-İran yakınlaşmasının, hem mümkün hem dünya barışı için gerekli hem de İslâm dünyası için –kendisinin “Arap Sünniliği”ne bağladığı- aşırılıktan kurtulmanın tek yolu olduğudur. İki cümlesini aktarayım: “…Ortaklık yapan Türkiye ve İran´ın, bu yeni dünyamızda seslerini işittirme ve İsmail´in çocukları olan Arapları… bir intihardan koruyacak hareketleri beraberce bulabilmelerinin zamanı gelmiştir… Türkiye ve İran; sırt sırta, birbirine benzemeyen iki kardeş gibi fakat birbirlerine ortak uzun bir tarih ile yürekten bağlı, bugün ise ikisi de kendi tarzlarında belli bir çağdaşlığın zaferi adına çarpışıyorlar.”

(Yazarın bu kadar iyimser olduğu dönemin İran´da muhafazakâr demokrat Muhammed Hatemî, Türkiye´de yine muhafazakâr demokrat Ak Parti dönemi olduğunu hatırlayalım.)

Asiye Tığlı, modern İran´daki dinî düşünceler ile bunların temsilcileri üzerine çalışmalar yapmaktadır. Aslında -tarihine ve bugünkü iddialarına bakılırsa- bütün dünyadaki kültürel vs. gelişmeleri izlemesi gereken Türkiye´nin, yakın çevresindeki dinî, fikrî ve siyasi yapılardan bile yeterince haberinin olmadığı, onca üniversitesi bulunmasına rağmen bu konularda uzman sıkıntısı çektiği bilinmektedir. Bu ortamda Asiye Tığlı´nın ilgi alanı özellikle önemli ve –maalesef şimdiki fiili gerçek tam tersi olsa da- onun uzmanlığı son derece değerlidir.

Hâlihazırda İran bir din devletidir. Ama İran´da güçlü bir klasik ve modern felsefe var ve bu olgu daima yeni düşüncelerin gelişimine ortam hazırlar. Asiye Tığlı´nın tezinde incelediği “İran´da entelektüel dinî düşünce hareketi” bu ortamın ürünü olup, artısıyla eksisiyle mutlaka izlenmelidir.

***

Çağımızın düşünme biçimi, ideolojik ve siyasi gerçekliği karşısında, elmanın öteki yarısını, İran´ı daha yakından tanımak zorundayız. Özellikle de –şimdiki ayrıştırıcı ve kışkırtıcı şekliyle- sürdürülmesi aptallıktan başka bir anlam taşımayan mezhepçi ideolojiyi artık tarihin çöp sepetine atma zamanı gelmiştir. İran ve Turan´ın, dört asırdan beri birbirine silah patlatmamış olan bu iki ülke çocuklarının, yeni düşüncelerle ileriye doğru birlikte yürümelerinin kendileri, çevreleri ve dünya için ne kadar değerli olduğunu anlamaları gerekmektedir.

 

Anahtar Kelimeler: İran, turan
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
İnsan olmak / İnsan kalmak (05 Ekim 2018 - Cuma)
‘Müslüman insan´ ne idi ne oldu (27 Eylül 2018 - Perşembe)
Kur´an ahlâkını anlamak için (13 Eylül 2018 - Perşembe)
Derin bir kaygı ya da çığlık (07 Eylül 2018 - Cuma)
Din-dünya ilişkisini doğru anlamak (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Dinamik dindarlık (17 Ağustos 2018 - Cuma)
15 Temmuz ihanetinin hatırlattıkları (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İlim, kendini bilmektir.

Yunus Emre