İnci Baba´nın tarihçileri
Tarih: 21.6.2018 14:54:23 / 76okunma / 0yorum
Yusuf Ziya Cömert

İnci Baba, geçmiş zamanın büyük mafya babalarından birisi. (Mafya babasına mafya babası demek bazen sorunlu olabiliyor. Adamın aynı zamanda müteahhit olduğunu da söyleyelim. Devletten de iş alıyormuş.)
Acayip hikayeleri var. Yazsaydı best seller olurdu.
Bilindiği gibi ‘Baba´ların devlet idarecileriyle araları iyi olabiliyor.
İnci Baba da eski başbakanlarımızdan Süleyman Demirel´le sıkı-fıkıymış.
(Devlet kalitesi açısından idarecilerin kriminal ‘baba´larla hiç yüzgöz olmamaları gerekir.)
Hatta Demirel´in bir Amerika gezisine katılmış.
Bir defasında Şikago´ya gidip meslektaşı Alkapon´un kabrini ziyaret etmiş. Mezarına çelenk koymuş.
Şu anda ne işimiz olabilir İnci Baba´yla?
Adam 1993´te ahirete gitmiş.
Normalde işimiz olmaz.
Fakat, nasılsa hafızamda yer etmiş bir hatırası, bir ‘ilgi´ oluşturuyor.
Birkaç tarih yazısı yazdım ya burada... İkide bir hatırıma geldi. Denk düşürüp yazamadım.
Demirel´le sıkı-fıkı günlerinde İnci Baba başbakanlığı aramış.
Herhalde Demirel´in özel kalemini aramıştır.
Hoş bir talepte bulunmuş.
“Tarihi yazan arkadaşla görüşmek istiyorum” demiş.
Bunu bana, arkadaşım rahmetli Ramazan Dikmen anlatmıştı.
Şu anda teyit etme imkanımız yok.
Fakat, hikaye güzel.
İnci Baba, Başbakanlık´ta tarihi yazmakla görevli, eski vakanüvislere benzer birinin istihdam edilmesi icap ettiğini düşünmüş olmalı.
Çok da saçma bir düşünce değil.
Fakat, aynı şey özel sektöre de ihale edilebilir.
Bizim yüksek reytingli televizyon dizilerinin senaristleri fena değiller.
Mesleki açıdan başarılı sayılırlar. Sorun, insanların ekranda gördüğünü tarih zannetmesi.
Tarihe bakışımızla ilgili böyle eleştirel cümleler kuruyorum ama, her şey o kadar da kötü değil.
Bütün ‘tarihçi´ etiketli insanlar balon şişirmiyor, gaz dolumu yapmıyor.
Sayıları az da olsa, ikide bir medyada arz-ı endam etmeseler de iyi tarihçiler mevcut.
Onların varlığını fark edince seviniyorum.
Ben haftada bir iki gün kitapçılara uğrarım. Her gidişimde birkaç kitap alırım.
İsimlerine bakarak, konularına bakarak alırım
Aldığım bütün kitaplar umduğum gibi çıkmaz.
Bazılarını birkaç sayfa okur, altına üstüne bakar, bırakırım.
Yine bir kitapçıda, bir kitap gördüm.
‘Sultanın Casusları.´
‘16. Yüzyılda istihbarat, sabotaj ve rüşvet ağları.´ (Kronik Yayıncılık.)
Yazarı, Emrah Safa Gürkan.
Tanımıyorum. Fikrini zikrini bilmiyorum.
Kitabın ismi cazip.
Aldım kitabı.
Kitabın şişirme bir kitap olma ihtimali bir kenarda duruyor.
Evde kapağını görüyorum ama okumayı erteliyorum.
Birkaç ay kitapla aramdaki mesafeyi korudum.
Sonra başladım okumaya.
Bugünlerde bitirmek üzereyim.
Hemen şunu söyleyeyim, İnci Baba´nın aradığı ‘Tarihçi´ tipi, Emrah Safa Gürkan değil.
İnci Baba, ‘tarihi yazan arkadaş´la görüşebilseydi, muhtemelen, o günlere dair, tarihe geçmesini istediği bir hadiseyi tarihe yazdıracaktı.
Gürkan, politik ya da ticari siparişlerden ziyade, ilmin gereklerine, taleplerine uygun bir biçimde mesai sarf etmiş.
Dinamik, okuma süresince zihni ayakta tutan bir dil kullanmış.
Bir tarih araştırmasının ne olduğunu, nasıl bir efor ve nasıl bir donanım gerektirdiğini anlamak isteyenler ‘Sultanın Casusları´na bakabilir.
Evvela, Türkçe, İtalyanca, Rumca, Fransızca, İspanyolca başta olmak üzere bir çok dilin dört-beş yüzyıl önceki hallerini bilmeyi gerektiriyor Gürkan´ın çalışması. Ya da en azından bu dillerde yazılmış kaynaklardan yararlanmayı bilmeyi gerektiriyor.
Ayrıca, yoğun bir çalışmayı gerektiriyor.
Yani, laf u güzafla altından kalkılacak bir iş değil.
Ben bu çalışma sayesinde, harpten ziyade diplomasiyle ve ‘yüzük´le, yani evlilikler yoluyla büyüyen, güçlenen Habsburg hanedanını biraz daha yakından tanımış oldum.
Dört-beş yüzyıl önce vaki olmuş başka bir Akdeniz´i müşahede ettim.
Osmanlı-Habsburg rekabetinin anlaması uzmanlık gerektiren bir veçhesi hakkında fikir edindim.
İnci Baba´nın tarihçilerinden asla öğrenemeyeceğim daha bir çok şey öğrendim.
Tavsiye ederim.

Anahtar Kelimeler: İnci, Baba, tarihçileri
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Gitmez sanıyorduk, gitti (12 Temmuz 2018 - Perşembe)
Yeni sistemin ilk günü (09 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Yeni sistemin ilk günü (09 Temmuz 2018 - Pazartesi)
‘Yetiş hocam minareyi kesiyorlar!´ (05 Temmuz 2018 - Perşembe)
Seçimden önceki son ‘dip dalga´ (28 Haziran 2018 - Perşembe)
Tartışmasız, Erdoğan zaferi (25 Haziran 2018 - Pazartesi)
Follu´nun Kahvesi´nde ‘pürüzlük´ler (18 Haziran 2018 - Pazartesi)
Tarihi abur cubur yiyoruz midemiz bozulacak (09 Haziran 2018 - Cumartesi)
Erol´un eksikliği hissediliyor (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Zaman zemine uygun din siparişi (01 Haziran 2018 - Cuma)
Demek ki, ‘olmaz´ olmazmış (11 Mayıs 2018 - Cuma)
Yeni sistemin muhalefet halleri (04 Mayıs 2018 - Cuma)
Seçim sath-ı maili normal (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Siyasetin voltajı yükseliyor (26 Nisan 2018 - Perşembe)
Siyasette ‘olmaz´ olmaz (23 Nisan 2018 - Pazartesi)
Herkes geç kaldı (20 Nisan 2018 - Cuma)
Bir büyüğün öğütleri (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Hasan Abi´nin en güzel mirası (23 Mart 2018 - Cuma)
‘Karar´ günü (08 Mart 2018 - Perşembe)
‘Trol´ün lügatteki sergüzeşti (02 Mart 2018 - Cuma)
Bu sene seçim olacak mı? (28 Şubat 2018 - Çarşamba)
Siyasetçiler ‘Adana´daki Kahve´ye uğrasın (21 Şubat 2018 - Çarşamba)
Şimdi Rusya ne yapacak? (20 Şubat 2018 - Salı)
Kimle savaşıyoruz? (13 Şubat 2018 - Salı)
Dünyada neler oluyor Nezire yenge! (08 Şubat 2018 - Perşembe)
Silivri´deki gevşekliğimiz (01 Şubat 2018 - Perşembe)
Sert bir ‘Zeytin Dalı´ (24 Ocak 2018 - Çarşamba)
İblis galip gelmeyecek (10 Ocak 2018 - Çarşamba)
İran´daki gaileye sevinen var mıdır? (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Hayal edeceksin hayalini anlatmayacaksın (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Avrasya´da ütülen ombudsmana gitsin (26 Kasım 2017 - Pazar)
Doların başımıza açtığı işler (21 Kasım 2017 - Salı)
Mimariyi dikeyleştiren ‘istisnai´ elemanlar (15 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Arap Baharı´ yoksa bu muydu? (09 Kasım 2017 - Perşembe)
Keramet şehrin betonunda değil (11 Ekim 2017 - Çarşamba)
Bir şiir velisiydi Cahit Zarifoğlu (04 Ekim 2017 - Çarşamba)
Müzelik hassasiyetler! (28 Eylül 2017 - Perşembe)
Bir şiir velisiydi Cahit Zarifoğlu (26 Eylül 2017 - Salı)
Celal Hoca´dan 80 sene gerideyiz (24 Eylül 2017 - Pazar)
Kim bu ‘Şehirli Müslüman´lar? (19 Eylül 2017 - Salı)
Köylülük o kadar da kötü değil (15 Eylül 2017 - Cuma)
Yeni müfredata göre trollerin durumu (09 Eylül 2017 - Cumartesi)
‘Dava-yı bi-mana´mız (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
‘Bana İmam-Hatiplilerin listesini getirin!´ (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Bu da Tomris Uyar´ın Metal Yorgunluğu (22 Ağustos 2017 - Salı)
‘Varyag´ gibi bir eğitim sistemi (15 Ağustos 2017 - Salı)
Maddiyat ve maneviyat: İki kanatla uçan kuşlar! (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Meğer her şey tap-tazeymiş (17 Temmuz 2017 - Pazartesi)
İmtihanın adı Yusuf Akdeniz (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Topraksız bir devlet gibi... (29 Haziran 2017 - Perşembe)
Yer yatağıyla Kur´an´ın alakası? (10 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ofsayta düşersem ibret alırım (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Yeni sistemde debriyaj yok (14 Mayıs 2017 - Pazar)
Fetö´nün ihaleleri! (02 Mayıs 2017 - Salı)
Artık diyebilirim, hayırlı olsun (18 Nisan 2017 - Salı)
New York savcısının YouTube delilleri (06 Nisan 2017 - Perşembe)
Dünyayı kurtarmak bizi aşar (31 Mart 2017 - Cuma)
Oylar ne tarafa gidiyor? (28 Mart 2017 - Salı)
Biz 28 Şubat´ta rahatsızdık (06 Mart 2017 - Pazartesi)
Ankete inanma anketsiz de kalma (16 Şubat 2017 - Perşembe)
En merak ettiğim görüşme (12 Şubat 2017 - Pazar)
‘Tarihin sonu´ ne zaman? (07 Şubat 2017 - Salı)
‘Bize gelmeyin, kendinize gelin´ (03 Şubat 2017 - Cuma)
May´in yüzü ne kadar da İngiliz (31 Ocak 2017 - Salı)
Dolar artsın mı düşsün mü? (18 Ocak 2017 - Çarşamba)
‘Mükemmel´ yerine ‘mümkün´ (12 Ocak 2017 - Perşembe)
Katil yaralı yere vurdu ama… (22 Aralık 2016 - Perşembe)
Ne yedik de bozulduk? (17 Aralık 2016 - Cumartesi)
Hüzün günlerinin tesellisi (15 Aralık 2016 - Perşembe)
Kelimeleri bozdular… İnsanları da! (13 Aralık 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Resulullah (sav) rüşvet alana da verene de lanet etti.Rüşvet alan da veren de cehennemdedir.

Hz. Muhammed