İbrahim Kaya


İnandığın Gibi Yaşamak

İnandığın Gibi Yaşamak


       "İnandığın gibi yaşamazsan yaşadığın gibi inanmaya başlarsın." diye çok hoş, oldukça anlamlı, pek kıymetli, gayet güzel bir söz var. Bazıları Hz. Ömer(ra), bazıları Hz. Ali (ra), bazıları da Celâleddîn-i Rûmî tarafından söylendiğini ifade etse de kimin söylediği çok da önemli değil aslında. Anlatmak istediği, işaret ettiği hakikate bakmak gerek. 
       Ne zaman etrafımdaki insanlara baksam bu ifade geliyor aklıma. Hele hele son zamanlarda daha da fazlasıyla... Ne yazık ki inanç esaslarımızla hayat tarzımız arasındaki ikilem gittikçe artıyor. Çelişkilerimiz, çatışmalarımız çok fazla.
       Değişiyoruz, hem de hızla değişiyoruz. 
        Kaybediyoruz yavaş yavaş. Çok azımız müstesna... "Asra yemin olsun ki, insan mutlaka ziyandadır. İman edenler, salih amel işleyenler ve birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna." (Asr Suresi, 1-3) 
        Maneviyatımız, dinî hassasiyetimiz, kadim medeniyetimize bağlılığımız, iyiden, güzelden ve doğrudan yana olan tavrımız gün geçtikçe daha da azalıyor. Dün çok büyük bir önem arz eden, olmazsa olmaz  değerlerin bugün kıymetinin azaldığını görüyoruz. Üzülüyoruz buna. 
        İlim, irfan, şuur, sadakat, marifet, hikmet... İbadet, secde, şükür, helal, sabır, tövbe... İffet, namus, şeref, haysiyet, ahlak, edep... İhsan, infak, iman, tevazu, rahmet, ahiret... 
       Ne zaman uzaklaştı bize bu ifadeler! Ne kadar da yabancı geliyorlar bize!
        Belli ki yarınımız bugünümüzden daha da kötü olacak. Gidişat öyle görünüyor. Belki daha çok para kazanacağız. Makam, mevki olarak çok iyi yerlere geleceğiz belki. En iyi arabalara bineceğiz. En güzel evlerde oturacağız. Zevk ve safa içinde günümüzü gün edeceğiz çoğu zaman belki.
       Keyfimiz yerinde olacak yani ki.
       Peki, bize bunları veren Allah(cc) ile irtibatımızı koparmak niye? O'nu unutacak mıyız hemen? Dünyalıklarla şımaracak mıyız? Emir ve yasakları görmezlikten mi geleceğiz? "Ben yaptım!" diyerek kibirle mi gezeceğiz yeryüzünde. Elde ettiklerimize mi güveneceğiz? "Yarın!" diyerek erteleyecek miyiz yapılması gerekenleri? 
        Durum vahim. 
       "Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır." (Âl-i İmrân-104) 
       Böylesi insanlara ne çok ihtiyacımız var değil mi?
      Hak ve hakikati görmezlikten gelen, inanç esaslarına uymayan, helale, harama sağır kesilen ve dolayısıyla Allah(cc)'a muhalif bir yaşam tarzını benimseyenlerin kazandığı şimdiye kadar hiç olmadı. Olmayacak da. Bu da böyle biline.
       Yaşamak güzeldir. Eyvallah.
       İnandığın gibi yaşamak daha da güzeldir.
       


 



YAZARLAR