İnalcık Hoca´nın ölümünün düşündürdükleri
Tarih: 29.7.2016 09:52:12 / 514okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

 

Tarihçilerin Kutbu” Halil İnalcık´ın da bulunduğu bir toplantıya müzakereci olarak katılmıştım; görüşlerimi açıklarken “prestij kültür” kavramını kullanınca Hoca´nın dikkat kesildiğini ve toplantıdan sonra tatlı bir tebessümle “Beni okumuşsun!” dediğini hatırlıyorum. Hoca, eserlerinin okunup Osmanlı tarihçiliğine yaptığı katkıların fark edilmesinden çok mutlu olurdu. “Prestij kültür” onun damgasının kavramdır ve Osmanlı dünyasında ayrı ayrı kompartımanlar halinde yaşayan kültürleri birbirine bağlayan ve İstanbul´un asıl kimliğini belirleyen üst kültürü ifade etmektedir.

Türk tarihçiliğine dünya ölçüsünde itibar kazandıran ve gerçekten büyük bir Osmanlı tarihçisi olan Halil İnalcık Hoca, 25 Temmuz´da, Ankara´da tedavi görmekte olduğu hastanede vefat etti. Medya, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün yarattığı büyük karmaşa içinde olmasına rağmen, hayata tam yüz yaşında veda eden bu büyük hocayı ihmal etmedi; bazı televizyonlarda onun hayatı, çalışmaları ve tarihçiliğimize katkıları hakkında bilgi verilen uzun haberlere rastladım. Yakında gazete ve dergilerde de dikkate değer değerlendirme yazıları çıkacağını sanıyorum.

Darbe teşebbüsünün gerçekleştirildiği gün vefat eden Nevzat Yalçıntaş Hoca gibi İnalcık Hoca da ihmal edilseydi doğrusu çok üzülürdüm.

***

Halil Hoca´nın bir tarihçi olarak neler yaptığını bir gazete yazısı çerçevesinde anlatmak zor. Ben, izninizle, onun çalışma azminden ve şuurunun açık olduğu son anlarına kadar hiç kaybetmediğini tahmin ettiğim heyecanından söz etmek istiyorum.

Hoca, eminim, son nefesini verirken bile yarım kalmış projelerini düşünüyordu. Erhan Afyoncu´nun önceki gün Sabah´ta çıkan yazısında anlattığına göre, 1986 yılında bir dergiye verdiği röportajda yarım kalan eserlerini bitirmek için Allah´tan on yıl daha ömür istemiş. Allah bu çalışkan kulunun talep ettiği süreyi üçe katlayarak vermiş, o da kendisine bahşedilen bu nimeti en verimli şekilde kullanmıştı.

Çeşitli dost sohbetlerinde, yazıp çizmeyen, hele emekli olduktan sonra okuyup yazmayı büsbütün terk eden akademisyenlerden söz edilirken, yüz yaşına merdiven dayamış Halil Hoca´nın çalışkanlığına mutlaka atıfta bulunulurdu. Hoca´nın uzun yaşamasında hiç şüphesiz genetik mirasının payı büyüktür; ama heyecanını hiç kaybetmemiş olması, sürekli çalışması, bilginin peşinde koşup birçok problemi çözmesi ve literatürü ciddiyetle takip etmesi, hafızasının ve zihnî melekelerinin canlı kalmasını, bünyesinin fizyolojik olarak iflas ettiği son zamanlarında bile düşünmeye, yazmaya, konuşmaya devam etmesini sağlamıştır.

***

Araştırarak öğrenmenin, elde edilen bilgileri bir araya getirip yeni bir terkip inşa etmenin, bir problemi çözmenin, bir bilinmeyene ulaşmanın, yanlışları düzeltmenin, mevcut birikime katkılarda bulunup yeni yaklaşım tarzları ortaya koymanın tadını almış, zevk ve heyecanını tatmış birinin araştırmayı, okuyup yazmayı bırakması düşünülebilir mi?

İki buçuk ay önce kaybettiğimiz Ömer Faruk Akün de Halil Hoca gibi çok çalışkan, elde ettiği bilgiyi paylaşmaktan pek hazzetmese de, sürekli araştıran, sahasında yazılıp çizilenleri bir detektif gibi büyük bir dikkatle takip eden seçkin bir edebiyat tarihçisiydi. O da uzun yaşadı; hayata veda ettiğinde 90 yaşındaydı. Rahmetli Turgut Cansever de doksanına yaklaşmıştı; ölümünden kısa bir süre önce ziyaretine gittiğimde, yattığı yerde gözlerini güçlükle aralayarak “Daha yapacak çok işimiz vardı!” dediğini birkaç defa yazmıştım. Büyük sanat tarihçimiz Semavi Eyice ise 93 yaşında... Görme hassasını hatalı bir ameliyat yüzünden büyük ölçüde kaybetmiş olmasına rağmen hâlâ konuşuyor, yazıyor, hatta yeni yayınları takip ediyor. İnanılmaz zenginlikte bir bilgi birikimine ve pırıl pırıl bir hâfızaya sahip...

Bana öyle geliyor ki, heyecanını, merak duygusunu kaybeden, üretmekten vazgeçen insan, dünyada yapacak başka işi kalmadığı için farkına varmadan adımlarını hızlandırıyor. Gerçek bir yazarın yazma iştiyakı, ilim adamının ve araştırmacının öğrenme heyecanı bittiğinde ömrü bitti demektir.

***

Halil İnalcık, Türk tarihçiliğinde bir ekoldür; talebelerinin bu ekolü başarıyla devam ettireceklerinden eminim. Aziz hocamıza Allah´tan rahmet, yakınlarına ve dostlarına başsağlığı diliyorum. Bir dileğim de, hayatımızı bir anda karabasana 15 Temmuz darbesinin yarattığı travmadan ve puslu havadan bir an önce kurtulmak...

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Güzelliği sevdiği kadar, erdemi de seven bir insanı daha görmedim.

Konfüçyus