İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde?
Tarih: 14.3.2018 15:26:44 / 341okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Son günlerde bizim mahallede yine fırtınalar koptu: Din âlimi kılıklı bazılarının ipe sapa gelmez fetvaları… Onların peşine takılan yığınlar… Onlara karşı duran çok daha büyük kitleler… Devletin zirvesinden sürpriz mi sürpriz bir “İslam´ı güncelleme” konuşması… Diyanet ve İlâhiyatlara yönelik haklı eleştiriler ve beklentiler… İlâhiyat Fakültelerimizin bildirileri… Hepsini birkaç günde yaşadık.

19.07.2017´de Karar´da yayımlanan “Yeni şeyler söylemek lazım” başlıklı yazımdan bir alıntı:

Zamanın ve olguların dönüşüm ve değişimine ayak uyduramamış toplumlarda yenileşme ve gelişmenin şartlarıyla donanamayanlar, yeniliklere ve gelişmeye odaklanamayanlar en iyi bildikleri konuya odaklanıyorlar: İlkel menfaat hesapları, ideoloji ve din üzerinden ihtilaf, kavga, hakaret, kaba kuvvet…”

Bu söylediklerimin çoğunu ve “Reis ne yaptın!” diyerek ayılıp bayılanları sosyal medyada izliyoruz.

***

Yaygaracılar ve de beyinleri yüzyıllar öncesinin ürettiği sakat bilgilerin çöplüğü haline gelmiş “hoca efendiler” ne derse desin, bir buçuk milyarlık İslam âleminin acı gerçeği orada duruyor. İslam toplumlarının asırlardır din anlayışlarını ve yorumlarını güncelleyememiş olmalarının ürettiği yürek yakıcı devasa sorunlar ortada. Yönetim ve toplumun kahir çoğunluğu bu sorunları çözme sorumluluğunu Diyanet´te ve İlâhiyatlar´da görüyor. Teorik olarak bakıldığında asıl sorumluluk İlâhiyat Fakültelerinindir. Çünkü İlâhiyatlar bilgi üretir, Diyanet de uygular.

Fakat fiili durum öyle değil. Umarım kimseyi darıltmam ama her iki kurumda da çalışmış biri olarak dürüstçe söylemem gerekirse, söz konusu sorunlar bağlamında daha bilgili-birikimli, daha duyarlı ve daha çok çözüme odaklı kurum İlâhiyat değil, Diyanet´tir. İlâhiyatlarda ise –hedef olmayı göze alan bazı bireysel çabalar varsa da- bilhassa dinî ilimlerde eğitim ve öğretimin karakteri, öğretim kadrosunun hâkim zihinsel yapısı büyük ölçüde klasiktir; güncel ihtiyaç ve taleplerden uzak, skolastik ve dogmatiktir. Böyle bir yapıdan şimdiki olguları ve sorunları kavrayıp uygulanabilir çözümler geliştirmesini beklemek gerçekçi olmaz.

(Esasen –benim kanaatime göre- bütün İslâm dünyası gibi ülkemizdeki din eğitimi ve öğretiminin istikameti de İslâm´ın evrensel ilke ve değerleri üzerine kurulu modern, vizyoner, saygın bir Müslüman ülkeye doğru değil, Ortaçağ bağnazlığına boğulmuş bazı “İslâm” ülkelerine doğrudur. Son “güncelleme” çıkışına kadar ülkemizdeki siyasi ve idari irade de bu gidişattan memnundu.)

***

Bu “güncelleme” çıkışı üzerine İlâhiyat Fakülteleri adına yapılan destekleyici açıklamalar elbette değerlidir. Ama şunları da söylemeden geçemeyeceğim:

1. İlgili fakültelerin öğretim kadrosu içinde bu açıklamaların içeriğine katılmayan çok sayıda hocanın bulunduğunu ama şu atmosferde –sosyal medyadaki bazı itirazlar dışında- sustuklarını düşünüyorum.

2. İlâhiyatlar, açıklamalarını Sayın Cumhurbaşkanının konuşmasından önce, malum hocaların utanç verici konuşma ve fetvalarının hemen ardından yapılsaydı saygı duyardım.

3. İşin esasına bakılacak olursa akademik kurumların asıl görevleri, resmi konuşmalara destek bildirisi yayınlamak değil, alanlarıyla ilgili sorunların çözümüne katkı sağlayıcı bilgi ve fikir üretmektir.

Ancak -haksızlık etmemek lazım- eğer onlar bu tür açıklamaları doğru zamanlarda yapsalardı nasıl bir idari ve siyasi muameleye maruz kalacaklarını tahmin etmek zor olmayacaktır.

Son bir şey daha: Elbette kurumlarımızın eksiğini gediğini konuşacağız. Ama şu gerçeği de görelim:

Her şeye rağmen son yıllarda İslam dünyasında yaşanan ve neredeyse tamamı din anlayışıyla ilgili olan gelişmelere bakarak “İyi ki bizim ülkemizde Diyanet varmış; İlahiyat Fakülteleri varmış” dememiz gerekiyor.

Not: Konunun diğer bir ilgilisi olan Din İşleri Yüksek Kurulu hakkındaki görüşlerimi bir sonraki yazımda sunacağım.

Anahtar Kelimeler: hiyatlar, güncelleme, neresinde
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Nice alimler vardır ki, hakiki bilgiden, hakiki irfandan nasipleri yoktur. Bunla bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.

Mevlana