‘İhtiyar´ın imparatorluğu
Tarih: 4.8.2017 16:41:25 / 424okunma / 1yorum
Beşir Ayvazoğlu

Rahmetli Tarık Buğra´nın Gençliğim Eyvah isimli bir romanı vardır. 1977 yılında Tercüman´da tefrika edilen ve 1979´da kitap olarak basılan bu romanda, bir nesli mahveden ve Türkiye´yi 12 Eylül darbesine götüren hadiselere çok farklı bir açıdan yaklaşılır. Tarık Buğra, Siyah Kehribar´dan sonra en çok eleştirilen bu romanıyla beğenilmediği ölçüde övündüğünü, hatta en önemli romanının Gençliğim Eyvah olduğunu söylerdi. Şu sözleri kendisiyle yapılan bir röportajdandır: “Gençliğim Eyvah, Türkiye´nin romanıdır. Politikaya bulaştığımız ölçülerle hepimiz varız onda. Aynaya niçin kızıyorlar?”
Tarık Buğra, Marksist eleştirmenlerin benimsedikleri ideolojiye yönelik bir saldırı olarak algıladıkları, bu yüzden acımasızca eleştirdikleri Gençliğim Eyvah´ın ideolojik bir roman değil, bir anarşi lânetlemesi olduğuna, belli bir grubu, belli bir kuruluşu, belli bir yetkili ve sorumluyu hedef seçmediğine kimseyi inandıramamıştır. Romanın en önemli kahramanı olan İhtiyar´ın belki de benzeri görülmemiş bir mozaik tip olduğunu söyleyen Tarık Buğra´ya göre, bu tip, yani İhtiyar, “yüz-yüz elli yıl zarfında Türkiye´nin gidişatına etkili olmuş bütün yanılgıların, kasıtların ve idraksizliklerin sembolüdür.”
***
Bir çeşit Mefisto (İblis) olarak tasvir edilen İhtiyar, İstanbul Üniversitesi´nde profesördür. Bir şeyhin oğlu olarak dünyaya gelir, Birinci Dünya Savaşı sırasında Darülfünun´dan mezun olur. Birçok dil bilen, zeki ve aykırı davranışları görülmediği için çevresi tarafından sevilen biridir. Fakat evlendikten sonra hızla değişir; hiçbir değer ve kendinden üstün bir deha tanımayan biri hâline gelir. Dehasını kavrayabilecek bir kafa tasavvur edemediği için bir idrak iddiası olarak gördüğü övgüden bile bile rahatsız olmakta, kendisini övmeye kalkışanları aşağılayıp paylamaktadır.
İkinci Meşrutiyet devrinde İttihat ve Terakki´nin tepesindeki üç isme düzenlenen bir suikastın planlayıcılarından olduğu hâlde yoldaşları darağacını boylarken paçayı nasılsa kurtaran İhtiyar, Cumhuriyet devrinde de İzmir Suikasti´nin asıl düzenleyicisidir, fakat gölgede kalmayı ve devlet içinde gücü arttıkça görünmez olmayı başarmıştır.
1930´lardan itibaren büyük bir güç kazanan ve adeta “devlet içinde devlet” kuran İhtiyar, düşmanı olduğu devleti ve düzeni yıkmak için gençliği hedef olarak seçer. Üniversite hocası olması işini kolaylaştırmaktadır. “Keklik avlarken”, yani gençleri “örümcek ağı”na düşürürken onların çocukluklarında yaşadıkları ve hâlen yaşamakta oldukları sıkıntıları büyük bir maharetle kullanır. Kendine bağladığı gençleri yetiştirir Devlet´te önemli görevlere gelmelerini sağlayan İhtiyar, bu arada suç dosyalarını da belgeleriyle birlikte kabartmayı ihmal etmez. “Gelecekteki yazarlarım, milletvekillerim, genel müdürlerim ve müsteşarlarım... Belki de bakanlarımdır bunlar benim, diyordu.” (s. 58)
Böylece başta Üniversite, Milli Eğitim, Ordu ve Adliye ve Emniyet olmak üzere, bütün Devlet kurumlarına adamlarını yerleştiren İhtiyar´ın nazarında bunların hepsi aslında hırslarının esiri “diksürüngen”ler, gerektiğinde kolayca gözden çıkarılacak piyonlardır. Sadece piyonlar mı? “Şah-Mat´a giderken piyonlar, hatta sırası gelecek, atlar, filler, kaleler ve elbette vezir harcanacaktır.” (s. 55) İhtiyar, bu “devşirme” işinde o kadar başarılı olur ki, hayali bir “Sersemlikleri Koruma ve Geliştirme Vakfı” bile vardır.
İhtiyar, örümcek ağına düşürüp devşirdiği ve çok önemsediği iki kişide yanılmıştır: Adamlarını peşine takıp adım adım takip ettirerek hayatını en ince ayrıntısına kadar öğrendiği Delikanlı (Raşit) ve onu avlamak için kullandığı Güliz (Sıdıka)... İhtiyar, bu çok güvendiği iki gencin -ki Delikanlı´yı kendi yerine düşünmektedir- iki gencin birbirine âşık olabileceklerini, yani kurguladığı aşkın gerçeğe dönüşebileceğini hesap edememiştir ve bu yanılgısı sonu olur.
Bu kısa yazı çerçevesinde Gençliğim Eyvah´ı bütün ayrıntılarını kapsayacak şekilde özetlemem mümkün değil. Sadece çok ilginizi çekeceğini tahmin ettiğim bazı iktibaslarda bulunmak istiyorum.
***
“İhtiyar gerçekten bir imparatorluk kurmuş. Daha 1930´larda, bir tek insan için -bir Devlet içinde- akıl almaz bir eylem gücüne ulaşmıştı. Devlet içinde devlet olmuş, bu örgütünü de Türkiye´nin dört döneminde, her dönemde bir parça daha güçlendirerek sürdürmüştü.” (s. 41)
***
“İhtiyar daha gençlik yıllarında, türlü alanların, mesela politikanın, basının, ticaretin, edebiyat ve sanatın, üne, paraya, sandalyeye aşerenlerini tanımaya koyuldu. Özellikle üçkâğıtçıları ve ispatlanmamış suçlar işleyenleri aradı. Uzmanı olduğu bilim, bu konuda kendisine yardımcı oluyordu. Ve ele geçirdiği her insan, en azından bir kişi daha getiriyordu. Böylece kısa bir süre içinde, aralarında sapıklar da bulunan ve kendisine gık diyemeyecek duruma düşen bir yığın ‘ağır hizmet mahkûmu´ yakaladı.” (s. 47)
***
“İhtiyar, sersemlik sözcüğüyle neyi anlatmak istediğini de, bir kesin ilkeyi, hatta bir fizik veya matematik kanunu ezbere söyler gibi şöyle açıklardı: ‘Yeteneklerini ve imkânlarını ve güçlerini aşan isteklere ve özellikle tutkulara kapılmak sersemliktir (...) Terazinin bir kefesinde kuvvet ve yetenek ve imkânlar, öteki kefesinde de istekler ve tutkular! İnsanlara hükmedenler ve hükmetmiş olanlar ve hükmedebilecek olanlar bu dengesizlikten yararlanır ve dengesizliği körükler ve kışkırtır.” (s. 48)
“Bu yüzden de çalışmasının en yoğunlaştığı alanlar Devlet´i Devlet yapan kurum ve kuruluşlar oldu. Bu arada Darülfünun´a özel bir önem veriyordu. Kendisinin de öğretim üyesi oluşu ve öteki üyelerin pek çoğunu tanıyışı, geri kalanlarla da istediği zaman ilişki kurabilecek durumda bulunuşu işini kolaylaştırdı. Müderris- profesör- olmak için can atan hebennekaları, dekanlık ve senato üyeliği için yemedik nane bırakmayacak etiket budalalarını, milyonluk davaların bilirkişiliğinden gelecek tomarlara ve yağlı danışmanlıklara ağızlarının suyu akan para delilerini kısa sürede tanımıştı. Bunların çoğunu İblisçe oyunlarla, acımasız pençelerle kapıp adamları arasına kattı; deli oyununun piyonları yaptı.” (s. 49-50)
***
“Akla gelmezdi ki, o, bütün ilişkilerinde bir parçacık olsun politika kokan konuların ‘aman aman´lı ve ‘oo… hiç aklım ermez´li kaçağı idi. Politikadan söz edildiği için bırakıp çıktığı davetler, misafirlikler ve toplantılar çok görülmüştü. O kadar ki şöhreti de buradan gelmeye başlamıştı. Üstelik dostu, arkadaşı bile yoktu onun. Nereden şüpheleneceksin?”
***
“İhanet, belki de hiçbir insana ona geldiği kadar çirkin ve iğrenç gelmemiştir. Ama ihanetin anlamı onun sözlüğünde bambaşkadır ve ancak kendi mesleği, felsefesi ile sınırlıdır.” (s. 55)
***
“Bütün bunlar olup biterken Kandilli sırtlarındaki köşkünü, İhtiyar, ancak FBI ve KGB´de görülebilecek bir biçimde, bir haber alma ve savunma merkezi haline getirmişti. Köşkün bir, bir buçuk kilometrekarelik çevresinde gece gündüz sinek uçsa denetçilerin haberi oluyor, buna karşılık da, başta İhtiyar´ınkiler, köşke geliş gidişlerinden kimsenin haberi olmuyordu.” (s. 82)
***
“Ve Güliz her yönüyle denetim altında idi. Onunla bir de ‘Abla´ ilgileniyordu.” (s. 95)
***
İhtiyar´ın ve kurduğu imparatorluğun aziz okuyucularıma çok tanıdık geldiğinden eminim. Pazar günü aynı konuya devam edeceğim.

Anahtar Kelimeler: İhtiyar, imparatorluğu
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Murat Aygen
8.8.2017 11:27:06
«(Bende bu kapitalist-üst-akıl olmasa) 27 Mayıs sabahı geberir giderdim» diyen roman kahramanı, FG değil, fakat olsa olsa İ.İnönüdür [bkz: Tarık Buğra, «Gençliğim eyvah», Bütün Eserleri (dizisi) 2, Ötüken Neşriyat A.Ş. Klodfarer Cad. 40/7 İstanbul, Yayın Nu.141 Edebî Eserler 72, Dizgi-Tetip-Baskı Emek Matbaacılık, s.215].
Yazarın Diğer Yazıları
‘Sevda bölüğünde kıdemli bir asker´ (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
Millet bahçeleri ve Gülhane Parkı (16 Ekim 2018 - Salı)
Yunan mitolojisi ve biz (13 Ekim 2018 - Cumartesi)
Yunan mitolojisi ve biz (10 Ekim 2018 - Çarşamba)
Tatlı aşurenin acı hatırası (05 Ekim 2018 - Cuma)
‘Aylar bize hep Muharrem oldu´ (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Ya Ali, benden sonra yola gidenler, senin gösterdiğin yoldan giderlerse selamete ererler.

Hz. Muhammed
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Dikkat! Türkiye´nin sosyolojisi metamorfoz geçiriyor!
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
BUNLAR HEP BASİT MANTIK KURALLARIDIR
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Sorun sadece döviz ve faiz olsa keşke
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Ehl-i Sünnet tek tip midir?
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Para görününce vicdan sıvışır
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
İslam´ın ölçütleri
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Son günlerin dünyası
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Âlet işler el övünür
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Nasılsın dediklerinde
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Beşiktaş´a Futbol Dersi
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Sessiz karşı devrim
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
TÜYAP Kitap Fuarı´na ve Selim İleri´ye dair
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Avucunuzdaki Kelebek
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Dikkat, PKK dönüşüyor
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Ey ana toprağı, ey Anadolu
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
“YAZIN ÜÇ AY YATAN ÖĞRETMEN” HA!
Salih Tuna
Salih Tuna
Türk ekonomisi McKinsey´e mi emanet edildi?
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ