‘İğneyi kendimize…´
Tarih: 2.2.2017 13:42:42 / 495okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Maalesef İslâm dünyasında ve başka bazı ülkelerde İslâm ve Müslümanlar aleyhine onur kırıcı olaylar peş peşe geliyor. Son gelişme, yeni ABD Başkanının yedi Müslüman ülkenin vatandaşlarına ülkeye giriş yasağı koyması oldu.

Bu zalimane tutumların arkasında, Müslümanlardan kaynaklanmayan derin sebepler bulunabilir. Öte yandan bu tür toptancı kararların temel insan haklarına aykırı, çağdışı olduğunu anlatan ilkesel tavırlar da var. Fakat bu eleştirilerin yeterince karşılık bulmadığı da açık. Çünkü siyasetçiler genellikle iki gerekçe ileri sürüyorlar: 1. Alınan kararların, ülkelerinin güvenliği için gerekli olduğu iddiası; 2. Bu kararların toplumlarınca desteklendiği iddiası. Hak savunucuları ne kadar “Temel insan hakları oylama konusu olamaz” deseler de maalesef yaşanan gerçek budur.

Demek ki sorunlar sadece eleştirmekle, insan hakları ve özgürlüklerini savunmakla aşılamıyor. Elbette bunlar yapılacak. Ama konunun bir de öbür tarafı var ve ben ısrarla temel meselenin burada olduğunu savunuyorum: Bu Müslüman ülkeler, toplumlar; onların yöneticileri, aydınları, üniversiteleri, sivil toplumları, din âlimleri ve önderleri, işler buralara gelmeden önce kendi insanlarının hak ve özgürlüklerini, barış, güvenlik ve refahlarını, sonuçta onur ve itibarlarını ne kadar önemsediler? Bunun için şimdiye kadar ne yaptılar? Bundan sonrası için bir ışık veriyorlar mı?

***

Biz neden böyle olduk?

Her kültürde olduğu gibi bizim kültürümüzde de hem bütün çağlara hitap eden ilkeler ve değerler var hem de tarihin belli şartlarının ürettiği, geçerliliği o şartlarla sınırlı olan telakkiler var. Benim üzerinde durduğum bir meselemiz de şu: İslâm toplumları olarak biz, bu iki alan arasındaki farkı kavrayamadık. Hatta evrensel ilkelerimizi ihmal ederken; geçmişte üretilmiş ne kadar kural, fetva, gelenek varsa sonradan hepsini dinî alana taşıyıp kutsal dogmalar yaptık. Büyük değişimin farkına varamadık; Türkiye gibi az çok farkına varanlar olduysa da kendimizi değişimin temposuna uygun olarak yenileyemedik. Dinimizin ve medeniyetimizin kalıcı ilkeleri ve değerleriyle yeni dünya şartlarını buluşturan bir insan modeli ve eğitim felsefesi oluşturamadık. Bunun yerine, ırmağı tersine akıtmak için boş yere uğraştık durduk. Sonuçta değişen dünyanın gerisinde kalmamız ve onunla zıtlaşmamız kaçınılmaz oldu.

Değişen dünya çok mu iyi, âdil ve insanî? Elbette hayır! Ama 1. Her şey kötü de değil; 2. Kötü olanları düzeltmenin yolu, bizim tuttuğumuz yol değil.

Bizim dışımızdaki dünyanın toptan kötü olduğu fikri, eski şartların ürettiği ve artık anlamını yitirmiş bulunan “dâr-i harp” anlayışının bir ürünüydü. O zamanlar en büyük rakibimiz olan Hıristiyan dünyası da bize öyle bakıyordu. Hatta Protestanlar Katolikleri, bunlar da diğerlerini toptan kötü görüyordu. Fakat iletişimden ekonomiye kadar her alanda ilişkilerin böylesine yoğunlaştığı bir dünyaya artık eskisi gibi “hepsi düşman” gözüyle bakamayız. Rusya ile yaşadığımız krizde Antalya´daki üretici Ahmet ile Moskova´daki tüketici İvan´ın birbirine nasıl muhtaç olduklarını gördük. Durum bu iken hâlâ bin sene önce üretilmiş fetvalara bakıp sürekli dünya ile kavga mı edeceğiz? O takdirde Müslümanlara karşı sergilenen güvensizliğin bütün suçunu diğerlerine yüklemekte haklı olamayız. Bu, İslâm´ın insan ilişkilerinin temeli saydığı dürüstlük ve adaletle bağdaşmaz.

***

Sözün özü: Barış, özgürlük, güvenilirlik, hakikat, adalet, dürüstlük, insan onuru gibi kavramlar insanlığın her çağda değer verdiği, İslâm medeniyetinin de yücelttiği idealleri ifade eder. Müslüman toplumlar, bu değerlere saygılı olan, dinî mirası bu değerler üzerinden okuyan, insanlığa bu idealleri vadeden bir yönetim ve eğitim zihniyeti geliştirdiklerinde her şeyin hızla düzelmeye başladığını da görecekler.

Anahtar Kelimeler: İğneyi, kendimize
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kur´an ahlâkını anlamak için (13 Eylül 2018 - Perşembe)
Derin bir kaygı ya da çığlık (07 Eylül 2018 - Cuma)
Din-dünya ilişkisini doğru anlamak (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Dinamik dindarlık (17 Ağustos 2018 - Cuma)
‘İran ve turan´ (27 Temmuz 2018 - Cuma)
15 Temmuz ihanetinin hatırlattıkları (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Herkesin bakmadığı yönden bak dünyaya?

Mevlana