‘İbrişime benzer senin yeleceğin´
Tarih: 16.3.2018 14:19:41 / 253okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Perşembe günkü yazımda ressam Süleyman Saim Tekcan´ın atlarından söz ederken atalarımızı sırtlarında ufuktan ufuğa taşıyan atlarına ne gibi isimler vermiş olabileceklerini düşündüm. “Türk Kültüründe At” konulu birçok makale var ama önemli şahsiyetlerin, mesela padişahların atlarının isimleri hakkında herhangi bir araştırma görmedim. Vakanüvis tarihleri özel bir dikkatle taranırsa belki bazı bilgilere ulaşılabilir.

Hayatları at sırtında geçen Yıldırım Bayezid, II. Murad, Fatih, Yavuz, Kanuni gibi padişahların cins atlara bindiklerinden şüphe edilebilir mi? Bazılarını çok sevdikleri ve güzel isimler verdikleri muhakkaktır. II. Osman´ın Sisli Kır´ı gibi... Genç padişah, Nakşî´nin bir minyatüründen nasıl bir at olduğunu bildiğimiz Sisli Kır´ı o kadar severmiş ki, öldüğünde Üsküdar Kavak Sarayı´nın avlusuna onun için özel bir mezar yaptırmış. Halkın zamanla bu büyük mezarda bir at evliyasının yattığına inanmaya başladığını, hatta sancılanan atların bu mezar etrafında dolaştırıldığı takdirde iyileşeceğine inanıldığını rahmetli Reşat Ekrem Koçu´nun bir yazısında okumuştum.

Koçu´nun yazdığına göre, Sisli Kır´ın mezar taşında şu manzum kitabesi varmış:

Zıll-ı Hak hazret-i Osman Han´ın

Sisli Kır nam atı öğülmüşdür

Emr-i Yezdan ile mevt irişicek

Bu makam içre o gömülmüşdür

***

Sultan II. Abdülhamid´in en sevdiği atının ismi ise Ferhan´dı. Bu kuğu güzelliğindeki atın hikâyesini Semih Mümtaz S., Tarihimizde Hayal Olmuş Hakikatler (1948) isimli kitabında uzun uzun anlatır.

Bağdat civarında, bir mer´a meselesi yüzünden iki Arap aşireti arasında ihtilaf çıkar ve gerginlik bir süre sonra silahlı çatışmaya dönüşür. Bağdat Valisi Müşir Rauf Paşa, bunu haber alınca derhal müdahale ederek çatışan kabilelerin şeyhlerini barıştırmak için huzuruna davet eder ve meselenin aslını, bu arada çatışmada yaşananları öğrenir. Eneze aşireti şeyhinin ortanca oğlu, çatışma sırasında vurulup ağır bir biçimde yaralanarak atından düşmüştür fakat çok şanslıdır; cins ve sadık atı, onu ağzıyla belinden yakalayarak tırısa kalkar ve kendi aşiretinin bulunduğu tarafa ulaştırır.

Rauf Paşa´nın bu hadiseyi ve atın fedakârlığını telgrafla bildirdiği Sultan II. Abdülhamid, cevabi telgrafında meselenin çözüme kavuşmuş olmasından duyduğu memnuniyeti ifade ettikten sonra bu atın kendisine hediye edilip edilemeyeceğini sorar. Paşa, padişahın arzusunu bildirice, Eneze şeyhi bunu aşireti için bir lütuf olarak kabul edeceğini belirterek atı kendi eliyle Rauf Paşa´ya teslim edecektir, hem de şeceresi ve koşum takımlarıyla birlikte... Bu, çok genç ve süt gibi beyaz atın ismi Ferhan´dır.

Ferhan, mutlu, sevinçli demektir.

***

“Bu meşhur atın güzelliğine doyulmazdı,” diyen Semih Mümtaz S., Ferhan´ı ilk defa çocukluğunda Yıldız´daki saat kulesinin önünde gördüğünü ve o gün süvarisinin cuma selamlığından Saray´a dönen Sultan Abdülhamid olduğunu söylüyor.

İmrahor Paşa, Saray tabiriyle “teşrif-i şahane” vaki olacağı zaman hünkârın ata mı, arabaya mı bineceği bilinmediği için bir iki arabayla birkaç at hazırlatırmış. Padişah göründüğü zaman paşalardan hademelere kadar herkes hareketlendiği halde Ferhan yerinden kımıldamaz, başını hafifçe döndürüp padişahın geleceği tarafa bakar, onun binek taşına yöneldiğini görünce kendisini tercih ettiğini anlar ve derhal belini eğerek kulaklarını diker, başını geri çevirip padişaha bakar ve kişnermiş. Sultan Abdülhamid, eyere yerleşir yerleşmez bu edalı hallerine bayıldığı Ferhan´ı uzun uzun okşar severmiş.

***

Sultan Abdülhamid´in sadece atlara değil, bütün hayvanlara özel bir ilgisi vardı. Cherie adını verdiği bir de köpeğinin bulunduğunu kızı Şadiye Sultan´ın hatıratından öğreniyoruz.

Cherie, aslında pasaklı sokak köpeğiymiş; bir Cuma günü, padişah Hamidiye Camii´nde namazdayken arabasının önüne gelip yerlerde yuvarlanmaya başlamış. Oradan derhal uzaklaştırılan köpek iki hafta üst üste aynı şekilde arabaya yanaşıp ayaklarına sürününce padişah tarafından sahiplenilmiş. Çok sadık ve akıllı bir köpek olan, hatta padişahın marangozhanesinde yangın çıkaran bir cariyeyi şıpınişi tespit eden Cherie, sahibinin beyaz Ankara kedisi ve beyaz papağanıyla çok iyi anlaşır, oynaşırmış. “Papağanı, odasının dışında konuşulan şeyleri gelir babama gayet güzel bir telaffuzla ve sadakatle tekrar ederdi,” diyen Şadiye Sultan, beyaz kedinin ise mamasını ancak ağzına çatalla uzatıldığı takdirde yediğini söyler.

***

Bazı kaynaklarda iyi bir yüzücü ve çok usta bir binici oluğu ifade edilen Cem Sultan´ın atlarının isimleri de maalesef bilinmiyor. O da Sultan II. Abdülhamid gibi kuşlara ve hayvanlara meraklıymış; gurbet yıllarında beyaz bir papağan edinmiş. Bu papağan “Allah yensuru Cem Sultan”, yani “Allah Cem Sultan´a yardım etsin!” dermiş. Cem Sultan öldükten sonra da papağanına “Allah yerhamu Cem Sultan”, yani “Allah Cem Sultan´a rahmet etsin!” demeyi öğretmişler. Evliya Çelebi´ye inanmak gerekirse, zavallı şehzadenin satranç oynayabilen bir de maymunu varmış.

***

Bu yazıyı Dede Korkud Kitabı´nda, Bamsı Beyrek´in atını överken söylediği sevgi dolu mısralarla bitirmek istiyorum. Bu mısralar, atın binicisiyle zaman içinde nasıl bütünleşebileceğini göstermesi bakımından çok anlamlıdır:

 

Açık açık meydana benzer senin alıncığın

İki şebçerağa benzer senin gözceğizin

İbrişime benzer senin yeleciğin

İki koşa kardaşa benzer senin kulacağın

Eri muradına yetirir senin arkacığın

At demezem sana kardaş derim kardaşımdan yeğ

Başıma iş geldi yoldaş derim yoldaşımdan yeğ

Anahtar Kelimeler: İbrişime, benzer, senin, yeleceğin
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki !

Mevlana