İbretlik ülke: Pakistan
Tarih: 17.9.2017 12:37:24 / 286okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Başta bağımsızlık fikrinin ilk sahibi meşhur düşünür Muhammed İkbal olmak üzere, 1947´de Pakistan´ı bağımsız bir devlet yapanlar, Muhammed Ali Cinnah önderliğindeki “Müslüman, milliyetçi, çağdaş” şeklinde tanımlayabileceğimiz, entelektüel birikimleri yüksek ılımlı aydınlardı. Bundan sonraki 25-30 yıl boyunca Pakistan´da “İslamî aydınlanma” diyebileceğimiz bir süreç yaşandı ve dinî düşüncede önemli bir yükseliş gözlendi.
Öte yandan hepsi birbiriyle kavgalı olan Diyûbendîler, Birelvîler, Kur´ancılar, Hadisçiler; kısacası gelenekçisinden tasavvufçusuna, selefîsine kadar birçok eski ve yeni İslamî cemaatler de giderek güç kazandılar. Bu zihinsel parçalanmanın da tesiriyle gelişen fikrî, sosyal ve siyasi çalkantılar genç ülkenin yakasını bırakmadı. Bütün bunlar halkta büyük bir hoşnutsuzluk ve huzursuzluk doğurdu. Bu süreçte –ikisi de selefi olan Mısır´daki İhvancı hareket ile Suudi Arabistan kaynaklı Vahhâbî hareket başta olmak üzere, Arap dünyasında gelişen siyasi-dinî ideolojilerin de etkisiyle ülkede siyasal İslamcılık hızlı bir yükselişe geçti.
İslam düşünce ve siyaset tarihinin her döneminde ve bütün İslam toplumlarında din, devleti yönetenlerin ülkede sulhu sükûnu hâkim kılmalarını, adaletli bir yönetim sergilemelerini sağlayan saygın, aktif ve etkili bir güç olarak bilinmiş; din bu yapıcı toplumsal ve siyasal işlevini modern dönemlere kadar sürdürmüştür. Bu nedenle de Pakistan halkı uzun yıllar İslamcı ideolojiyi, bu ideolojinin siyaset, medrese ve üniversite çevrelerindeki sözcülerinin söylemlerini kolayca kabul edip onlara ümit bağladı.
***
Ama bir yandan İslamcı siyaset devlet imkânlarıyla sürekli güç kazanırken buna paralel olarak Pakistan bir entrikalar, darbeler, baskılar ve yolsuzluklar ülkesi haline geldi. İslamcı siyasetçilerin ve büyük kısmı cemaatlerin kontrolünde olup sayılarını Allah´tan başkanın bilmediği medreselerde yetişmiş olan “okumuş” kesimlerin onca başarısızlıklarına, ürettikleri hayal kırıklıklarına, kan ve gözyaşına rağmen Pakistan halkının çoğunluğu İslamcılara inanmaya ve ümit bağlamaya devam etti ve hala da ediyor. Şimdilik başka da çareleri yok. Çünkü önlerinde güvenecekleri, ümit bağlayacakları başka bir fikrî ve siyasi hareket göremiyorlar.
Bu tükenmişlik, Pakistan´daki cemaatlerin güya ülkede “İslam”ı hâkim kılma adına devlet kurumlarına musallat olup ülkeyi kendi sakat ideolojilerine göre yönetme sadizminin kaçınılmaz bir sonucudur. Kaçınılmazdır; çünkü arkasında siyasal İslamcıların oluşturduğu, bireyin entelektüel yeteneğini ve kişiliğini tek bir ideolojik şablonda eriten ve bu suretle insanların yeni çözümler geliştirme potansiyelini, yani Peygamber efendimizin “rahmet” olarak nitelediği farklı fikirler üretme imkânını ve farklılıklara saygı erdemini tümden yok eden eğitim-öğretim zihniyetleri var.
Bu din anlayışı yüzünden Pakistan -sözde din adına- içindeki cemaatiyle birlikte camileri havaya uçuracak kadar vicdan ve akıl yoksunu cinayet yapılarının kol gezdiği ve tabii ki maddi sefaletin diz boyu olduğu ülke haline geldi ve bu felâket komşusu Afganistan´ı da vurdu.
***
Bir ara Pakistanlı yetkililer, Türkiye´nin dinî bilgi ve uygulamada birliği nasıl sağladığını; din üzerinden toplumsal çatışma değil, birlik ve bütünlük oluşturmayı nasıl başardığını öğrenmek için ülkemize geliyor, özellikle Diyanet ve İmam-Hatip okulları uygulamasını örnek almak istiyorlardı.
Şimdi bu ilişkiler devam ediyor mu bilmiyorum.
Bilmediğim ama bazı bölük pörçük bilgilere bakarak kaygı duyduğum bir şey daha var ki, o da bizdeki İmam-Hatip okullarının ve diğer dinî öğretim kurumlarının da cemaatlerce kuşatılmaya başlandığı iddiasıdır.
Dilerim böyle bir şey yok. Ama eğer varsa ve bu devam ederse 10-15 yıl sonramız bellidir: Şimdiki Pakistan…

Anahtar Kelimeler: İbretlik, ülke, Pakistan
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Kur´an ahlâkını anlamak için (13 Eylül 2018 - Perşembe)
Derin bir kaygı ya da çığlık (07 Eylül 2018 - Cuma)
Din-dünya ilişkisini doğru anlamak (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Dinamik dindarlık (17 Ağustos 2018 - Cuma)
‘İran ve turan´ (27 Temmuz 2018 - Cuma)
15 Temmuz ihanetinin hatırlattıkları (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
‘Din dili´ sorunumuz (13 Temmuz 2018 - Cuma)
Veda Hutbesi üzerine (06 Temmuz 2018 - Cuma)
Seçim sonucuna farklı bakışlar (29 Haziran 2018 - Cuma)
Dinî bilgi ve Diyanet (21 Haziran 2018 - Perşembe)
Türkiye´nin dinî ve kültürel birikimi (17 Haziran 2018 - Pazar)
İslâm´ın güncel sunumu (07 Haziran 2018 - Perşembe)
Havanda su dövmek (25 Mayıs 2018 - Cuma)
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Güleryüzlü olmayan bir kişi, dükkan açmamalıdır.

Konfüçyus