HZ. SÜLEYMAN PEYGAMBER VE HAYVAN EFSANELERİ
Tarih: 6.11.2017 16:37:53 / 1402okunma / 0yorum
Müjgan Üçer

 Daha çok  mülk ve saltanatıyla tanınan Hz. Süleyman Peygamber, Kur´an-ı Kerîm´e göre, iyi bir kuldur ve  Allah´a  yönelmiştir.  Allah katında yüksek bir makamı  ve güzel bir istikbali vardır. Hayvanlara ve  cinlere hükmetmiş ve hayvanların  dilinden anlamıştır.

Hz. Süleyman´ın hayvanlarla konuşması hakkında şöyle bir menkıbe anlatılmıştı. Yüce Allah kullarına sormuş; "benden ne istiyorsunuz?"Herkes duasında kendine göre bir şey istemiş. Kimi servet, mal, mülk, kimi evlat, kimi makam. Kimi de düşmanlarına ölüm istemiş. Sadece Hz. Süleyman; "Yarabbi, bana akıl ver, âdil olayım, haklıyı haksızdan, doğruyu yanlıştan ayırayım." diye dua etmiş. Bunun üzerine Allah ona, hayvanların dilinden anlama, esen rüzgârdan bile haber alma üstünlüğünü vermiş.Hz. Süleyman´in mucizelerinden,  hayvanlarla konuşması   ve rüzgârlardan haber alması konusunda  halkımız arasında birçok  efsane anlatılır ki Sivas´ta derlediklerimden  bazı örnekler veriyorum:  

  Hz. Süleyman Peygamber ve Arılar

Arının nasıl bal yaptığını görmeyi isteyen Hz. Süleyman camdan bir  kutu yaptırmış. Arılar önce cam kutunun içini balmumu ile kaplayarak içini  görünmez hale getirmişler, sonra da bal yapmışlar. Böylece  Hz. Süleyman, bal yapma sırrının  Hüdâ´nın yüksek takdiri olduğunu, bunu kimsenin bilemeyeceğini  anlamış. (Halk arasında, arının bal yapması  Allah´ın Lâtif esması olarak bilinmektedir.  El-Lâtif: Lütfedici ve gizli sırları bilen).

 Hz. Süleyman  Peygamber ve Karınca

   Kur´ân´ın Neml (Karınca) Suresi 27/18. Âyet´te;  Hz. Süleyman´ın, ordusuna yol veren karıncalardan bahsedilmekte, Allah´ın bu mütevazı  yaratıklarına karşı  Hz.  Süleyman Peygamber´in duyduğu sevgi ve şefkate atıfta bulunulmaktadır.  Karınca  kıssasından çıkarılacak manevî, ahlakî ders budur.

  Sivas´ta halkımızın anlattığı efsaneye göre; Hz. Süleyman´ın  bir  karıncaya bir yıllık yiyeceğini sormuş. Karınca, "bir buğday danesi yerim" demiş.  Cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen Süleyman Peygamber karıncayı bir şişeye koymuş. Yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatmış. Bir yıl sonra bakmış ki karıca, buğday danesinin yarısını yemiş. Hepsini niçin yemediğin merak ederek sormuş. Karınca şöyle cevaplamış: "Daha önce benim rızkımı yüce Allah (c.c) verirdi. Ben de O´na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim. Çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi. Fakat bu işi  insan üzerine alınca pek güvenemedim, bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek, diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım".

Anlatanın yorumu:  Yüce Allah (c.c) cümlemizi kul kapısına baktırmasın.

Şemseddin-i Sivasî ´nin  Süleymâniyyesi

Şemseddin-i Sivasî  ( 1520-1597) Hazretlerinin, Süleymâniyye isimli 1684 beyitlik mesnevisinin 491-742. beyitleri arasında Süleyman Peygamberle karınca beyi arasında geçen menkıbeye yer verilmiştir.  Ricamız üzere, Süleymâniyye üzerinde çalışmış olan  hemşehrimiz Prof. Dr. Hüseyin Akkaya şu bilgileri göndermiştir:

 “Mekke´den ayrılan Süleyman Peygamber, maiyyeti ile beraber karınca ülkesine uğrar. Karıncaların Tahiyye isimli bir beyleri vardır. Süleyman Peygamberin tahtı ile havadan geldiğini gören karınca beyi, diğer karıncalara Süleyman Peygamberin ve askerlerinin bilmeden onları çiğneyebileceğini, bu sebeple yuvalarına girmelerini söyler. Rüzgâr, bu sözü Süleyman Peygamberin kulağına getirir. O da tebessüm eder ve bu nimetten dolayı Allah´a şükreder. Süleyman Peygamber, karınca beyini davet edip bir peygamber olduğu için kimseye zulmetmesinin mümkün olmadığını, hâl böyle iken karıncaları niçin sakındırdığını sorar. Karınca beyi, askerlerin ziynetini görüp de kalpleri onlara meyletmesin, böylece Hakk´ın zikrinden uzaklaşmasınlar diye onları sakındırdığını ifade eder.

 Süleyman Peygamber karınca beyinden kendisine nasihat etmesini ister. Karınca beyi şöyle nasihatte bulunur: “Ey Süleyman! Hak Teâlâ sana yelleri müsahhar kıldı. Tahtını nereye istersen götürür. Bu dünyanın yel olduğuna işarettir. Dünyanın peşinden koşanın elinde yel kalır.” Süleyman Peygamberin daha fazla nasihat istemesi üzerine, karınca beyi devamla “Hak sana bir hatem verdi, onunla âlemi zabt edersin. Bu da dünyanın iki pare taşa değmeyeceğine işarettir” der.

 Süleyman Peygamber, karınca beyine “Senin mi askerin çok, benim mi?” diye sorar. Karınca beyi, kendi askerinin daha fazla olduğunu söyler. Süleyman Peygamberin gözleriyle görmek istemesi üzerine, karınca beyi emreder, karıncalardan bir cinsi çıkar, dağlar ve taşlar karıncalarla dolar. Karınca beyi, daha bunun gibi yetmiş ayrı cins askeri olduğunu ilave eder. Bilahare, Süleyman Peygambere çekirge budu hediye eder. Bütün asker ondan yiyip doyduğu hâlde, yine de yarısından fazlası artar.”

 Hz. Süleyman Peygamber ve  Leylek

 Babam Kâzım Arslan (1900-1991) bu  efsaneyi,  Sivas Gökmedrese´de 1915-1917 yıllarında talebeliği  zamanında hocasından dinlediğini belirterek şöyle anlatmıştı:

 “Süleyman Peygamber devrinde yaşlı, sakalı ağarmış bir köylünün harmanına bir leylek yavrusu girmiş. Anne leylek, oradan birkaç dane yiyen yavrusunu çağırmamış. Çünkü harmandaki sakallı, yaşlı köylünün, küçük leyleğe bir şey yapmayacağını, biraz buğdayı onun yemesine izin vereceğini düşünmüş. Fakat  adam yavru leyleği harmandan kovmak için   taş atarak ayağını kırmış. Olay, anne leylek tarafından  Süleyman Peygamber´e intikal ettirilmiş. Hz. Süleyman da  mahkemede  iki tarafı dinleyerek kısas, yani adamın ayağının kırılması cezasını vermiş. Anne leylek buna itiraz ederek şöyle demiş: “Ben bu yaşlı adamın ayağının kırılmasını değil, sakalının kesilmesini istiyorum. Çünkü  başkaları da benim gibi şekline bakıp aldanmasınlar!”

 Hz. Süleyman Peygamber ve Karga

  Süleyman Peygamber zamanda, kadınlar birbirleriyle şakalaşırlarken  biri şöyle demiş. "Erkekler, neden birkaç kadınla evleniyor da, kadınlar  bir erkekle evli oluyor?" Onları dinleyen bir karga, gidip Süleyman Peygambere  sorayım ve size bir haber (!)  getireyim demiş. Süleyman Peygamberin huzuruna varan karga durumu anlatmış. Bunun üzerine Hz. Süleyman, şu emri vermiş: Etrafta  bulunan kadınların  evlerinden birer ekmek alarak gelmelerini istemiş. Her kadın ekmeği ile gelmiş. Hz. Süleyman büyük bir leğen getirttirip içini süt ile doldurtmuş ve kadınlara ekmeklerini parçalayarak süte atmasını söylemiş. Söylenen yapıldıktan sonra Hz. Süleyman bir kepçe ile ekmekleri karıştırmış ve kadınlara, herkesin kendi ekmeğini almasını söylemiş.  Hiç biri ekmeğini bulamamış. Bu durumu görüp anlayan karga, kadınlara bu cevabı getirememiş!

Hz. Süleyman Peygamber   ve  Ölümsüzlük Suyu

Ölüm konusunda, Sivas´ta kaydedilen sözlü kültür örneklerinin hayatı her yönüyle nasıl kuşattığı, anlamlandırıp ve temellendirdiği dikkat çekicidir. Burada fânilik duygusu,  ölüm gerçeği ve kaçınılmaz son gibi temaları işleyen  iki efsanemize. de yer verelim:

Hz. Süleyman Peygamber   ve Akbaba

Hz. Süleyman Peygamber, ölümsüzlük için âb-ı hayat  getirmiş. Önce bir sorayım da öyle içeyim demiş. Kuşa, kurda haber salmış, hepsi gelmiş, yalnız akbaba  (anlatan ağababa gibi söylemekteydi) kuşu üç günde gelmiş. Sultan Süleyman, niye geç geldin? diye sormuş. Akbaba kuşu; “Altı yüz yaşındaydım kanatlarım yoruldu” demiş. Sultan Süleyman; “Âb-ı hayat getirdim, içeyim mi?" diye sormuş. Akbaba şöyle demiş: “Ben yirmi yaşında iken, herkes beni beğenirdi, beyaz kuş gelmiş, ne güzel" derlerdi. "Yüz yaşımda iken aynı yere gittiğimde, ağaca kondum, taşladılar, yaralandım, horladılar. Sen ne yapacaksın? Akran bulamazsın, konuşacak adam bulamazsın, duvar diplerinde kalırsın. Âb-ı hayatı içme, git, öl, kurtar!” demiş.

 Herkes Akranı ile Gitmeli

Hz. Süleyman Peygambere, Allah tarafından, “istersen sana ölüm vermeyeyim” haberi iletilmiş. Hz. Süleyman; "Bir danışayım, hayvanlara sorayım” demiş. Bütün hayvanlar, iyi olur demişler. Fakat kirpi itiraz etmiş ve şöyle demiş: “Ölmez isen, ihtiyarlarsın, gücün kuvvetin azalır, herkese gülünç olursun, herkes akranı ile gitmeli”.

 

Anahtar Kelimeler: SÜLEYMAN, PEYGAMBER, HAYVAN, EFSANELERİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
BAYRAM KOKUSU (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
HER GÜN ÇEVRE GÜNÜ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
İFTAR KOKUSU (15 Mayıs 2018 - Salı)
AHMET KUTSİ TECER´İ DİNLERKEN (27 Nisan 2018 - Cuma)
IRMAKLARIN SİVAS´I (05 Mart 2018 - Pazartesi)
"AĞIZSIZ DİLSİZ " CANLILAR (31 Ekim 2017 - Salı)
ATALAR SÖZÜ YERDE KALMAZ (17 Ekim 2017 - Salı)
Sivas´ta Komşuluk (28 Eylül 2017 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Seni sigaya çeken bir molla kasım gelir.

Yunus Emre