‘Huzur´ yetmiş yaşında
Tarih: 25.11.2019 00:00:01
Beşir Ayvazoğlu

Geçenlerde dostlarla sohbet ederken Huzur´dan söz açılınca bu önemli romanın yazılışından bu yana tam yetmiş yıl geçmiş olduğunu fark ettik ve önemli şahsiyetleri doğum ve ölüm yıldönümlerinde nasıl hatırlayıp anıyorsak bazı eserlerin de gündeme getirilebileceği üzerinde konuştuk. Bir dostumuz, Peyami Safa´nın Matmazel Noraliya´nın Koltuğu romanının da ilk baskısının 1949 yılında, yani yetmiş yıl önce yapıldığını hatırlattı. Bu şu demek: 2019 yılı, iki büyük romanının doğuşunun tam yetmişinci yılı…

Genç okuyucularımız Tanpınar´ın bugünkü popülerliğine bakarak Huzur´un yayımlandığı tarihte kapışıldığını zannedebilirler. Hayır, Huzur´un ilk baskısı 1970´lere kadar piyasada rahatlıkla bulunabiliyordu, çünkü tükenmemişti. İlk baskısı 1961 yılında yapılan Saatleri Ayarlama Enstitüsü de öyle. Kütüphanemdeki nüshayı 1974 yılında Babıâli yokuşundaki bir kitapçıdan satın almıştım, Sahaflar Çarşısı´ndan değil.

***

Tanpınar, hali tavrı, kılığı kıyafeti yüzünden ciddiye alınmayan, “Kırtipil” lakabı takılarak alay edilen bir yazardı. Cemil Meriç, bir zamanlar onun eserlerine dikkatle eğildiğini ve kendisiyle tanışmak isteyince bazı müşterek dostlarının “Yok canım, salağın biridir, sen sevmezsin, rahatsız eder seni!” dediklerini yazar. Kendisi de dışarıdan bakanlara “gülünç bir havada” göründüğü, bunun sebebinin sürekli tezatlar içinde yaşaması olduğu ve “sükût suikasti”ne uğradığı kanaatindeydi.

Bana sorarsanız, Tanpınar´ın görmezden gelinmesi ne tezatlar içinde yaşamasındandı ne de kılıksızlığındanı; yazdıkları devrin ana eğilimlerine ters düşüyordu, bütün mesele bu.

Hayatımızdan sökülüp atılmak istenen değerlerin çoğuna çağdaşlarından çok farklı bir gözle bakan Tanpınar, önceleri radikal bir Batıcı iken 1932 yılından sonra “kendisi için tefsir ettiği” bir Şark´ta yaşamaya, Emir Sultan, Şeyh Hamdullah, Fuzuli, Baki, Yesarizade, Şeyh Galibe, Itri, Dede Efendi gibi isimlerden dem vurmaya, Tanzimat´tan beri hayatımıza hâkim olan kültür ikiliğini ve devamsızlığı -sancılarını bizzat yaşayan bir aydın olarak- ciddi bir biçimde sorgulamaya başlamıştı. Hasan Âli Yücel, Ahmet Kutsi Tecer, Nurullah Ataç gibi, devlet ideolojisinin hem yapıcıları hem de en hararetli savunucuları olan yakın arkadaşları, onun çoğu düşüncelerini bir çeşit fantezi olarak gördükleri için pek tehlikeli görmüyorlardı. Çünkü o bir kavga adamı değildi; mesela Türk musikisi klasiklerini Radyoevi´ne gidip stüdyoya kapanarak saatlerce dinleyecek kadar sevdiği halde, hiçbir zaman alaturka-alafranga kavgasında taraf olmamıştı. Çünkü ciddi tereddütleri vardı ve “Debussy´yi, Wagner´i sevmek ve Mahur Beste´yi yaşamak, bu bizim talihimiz” diyordu.

Dostları Tanpınar´ı -fikirlerine katılmasalar da- aralarından uzaklaştırmak yerine kontrollerinde tutmayı daha akıllıca gördüler; hatta Avrupa´ya gönderdiler, milletvekili yaptılar. Zaaflarının farkındaydılar. Onu, “Kırtipil” lâkabında ifadesini bulan açık bir aşağılamayla gülünüp geçilecek zavallı bir adam olarak koruyup kolladılar. En yakın dostu Sabahattin Eyüboğlu, Tanpınar hakkındaki tek yazısını ölümünden sonra yazmıştı.

***

Aslında Tanpınar başından beri hem kendi değerinin hem de en yakın dostları tarafından bile ciddiye alınmadığının farkındaydı. Günlüğünde Türkçeyi, hece veznini ve Türk tarzı duyuşu daha ilerilere götürmek istediğini ve yapacak çok işi olduğunu ifade ederek şöyle yakınmıştır: “Varsın sussunlar, varsın okumasınlar, beğenmesinler, hayatlarına getirdiğim şeyin farkında olmadan, satıhtan beni tanısınlar, Bursa şiirimle iktifa etsinler. Varsın en aptal şiirleri okusun(lar), gazeteler bana boykot yapsın. Ben yine işime devam edeceğim.”

 

İşine devam etti, Mahur Beste´yi, Beş Şehir´i, Huzur´u, Sahnenin Dışındakiler´i, Saatleri Ayarlama Enstitüsü´nü vb. yazdı, fakat hep yok sayıldı. Bu nisyan ölümünden sonra da devam etmiştir. Gerçi İstanbul Üniversitesi´nin Türkoloji bölümünde ciddi bir biçimde okunuyor, tartışılıyordu. Prof. Dr. Mehmet Kaplan Tanpınar´ın Şiir Dünyası (1963) adlı eserini ve “Bir Şairin Romanı: Huzur” başlıklı makalesini çoktan yayımlamıştı. Talebeleri ise daha sonra makale ve mektuplarını titiz bir şekilde derleyip yayımladılar. Fakat bu önemli çalışmalar üniversite çevresinin dışına pek taşmadığı için yeterince etkili olamamıştı.

Bazı aydınların dikkatlerini Tanpınar´a yöneltmeleri, Huzur´un ikinci baskısının 1969 yılında, yani elli yıl önce, Tercüman 1001 Temel Eser dizisinin ikinci kitabı olarak çıkmasından sonradır. Özellikle Selahattin Hilav´ın Yeni Ortam gazetesinde çıkan “Tanpınar Üzerine Notlar”ı ve Hilmi Yavuz´un bu yazıya cevap niteliği taşıyan “Tanpınar´ın Solculuğu Efsanesi” başlıklı eleştirisi, sağdan ve soldan birçok aydının bu büyük yazarı keşfetmelerini sağladı. Aslında çok tuhaf bir durumdu bu; sanki birisi düğmeye basmış, birden herkes Tanpınarcı kesilmişti. Tanpınar üzerinde konuşmak artık bir çeşit modaydı.

Tanpınar´ın eserleri, o tarihten bu yana okunup tartışılıyor ve sürekli yeni baskıları yapılıyor. İki medeniyet arasında bocalayan, kişilikleri tam ortadan ikiye bölünmüş bir aydın neslinin yaşadığı dramı ve büyük bir “huzur”suzluğu anlatan bu roman, aynı zamanda, içinden geldiğimiz ve uzunca bir süredir sırtımızda ağır bir yük gibi taşıdığımız medeniyete içeriden bir bakıştı.

Aslında Tanpınar´ın yaşadığı ve anlatmaya çalıştığı huzursuzluğu öteden beri bütün Türk aydınlarının yaşadığı söylenebilir, farkında olsalar da olmasalar da... Huzur yazarı yıllar sonra cinin şişeden çıkmasına yol açmıştı. Karar Gazetesi 24/11/2019 gün ki yazısının iktibasıdır.

 

Anahtar Kelimeler: Huzur, yetmiş, yaşında
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Şiirlerinin aynasında Goethe ve Schiller (04 Kasım 2019 - Pazartesi)
İsveç Akademisi´nden bir skandal daha (14 Ekim 2019 - Pazartesi)
Son depremin düşündürdükleri (30 Eylül 2019 - Pazartesi)
Çağdaş Evliya Çelebi´mizi kaybettik (27 Ağustos 2019 - Salı)
Bir kitap kurdundan Namık Kemal biyografisi (07 Ağustos 2019 - Çarşamba)
Yine Ali Kemal (29 Temmuz 2019 - Pazartesi)
Bir estet ve koleksiyoner olarak Şevket Eygi (22 Temmuz 2019 - Pazartesi)
NAZIM HİKMET´İN DEDELERİ (12 Temmuz 2019 - Cuma)
Nâzım´ın şehit büyük dedesi (01 Temmuz 2019 - Pazartesi)
‘Lüferi tanımayan İstanbullu olamaz´ (24 Haziran 2019 - Pazartesi)
‘İkonyum´u Konya yapan dille konuşurdum´ (10 Haziran 2019 - Pazartesi)
Cumhuriyet´in ilk yıllarında Ramazan davulu (27 Mayıs 2019 - Pazartesi)
Müzik, politika ve çağdaşlık (20 Mayıs 2019 - Pazartesi)
Ekrem Amca ve ‘Kalem Güzelleri´ (13 Mayıs 2019 - Pazartesi)
Vefatının 20. yılında Erol Akyavaş (22 Nisan 2019 - Pazartesi)
Kemal Karpat ve ‘Türk Demokrasi Tarihi´ (15 Nisan 2019 - Pazartesi)
Amanvermez Avni´nin maceraları (03 Nisan 2019 - Çarşamba)
Bolayır´da iki türbe (25 Mart 2019 - Pazartesi)
Şehir, şiir ve İstanbul (11 Mart 2019 - Pazartesi)
İbrahim Müteferrika casus muydu? (04 Mart 2019 - Pazartesi)
‘Çölde Av´ ve Said Halim Paşa (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Sıradışı bir imam-hatipli: Mehmet Çebi (30 Ocak 2019 - Çarşamba)
Mozart ve Beethoven dinlemek (17 Ocak 2019 - Perşembe)
‘Namık Kemal´in Hürriyet Gazetesi´ (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Mehmed Âkif ve Yozgatlı İhsan Efendi (25 Aralık 2018 - Salı)
Müslüm Baba (10 Aralık 2018 - Pazartesi)
Haydi dostlar, Merih´e… (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
Doktor Bey´in işleri (19 Kasım 2018 - Pazartesi)
‘Sevda bölüğünde kıdemli bir asker´ (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
Millet bahçeleri ve Gülhane Parkı (16 Ekim 2018 - Salı)
Yunan mitolojisi ve biz (13 Ekim 2018 - Cumartesi)
Yunan mitolojisi ve biz (10 Ekim 2018 - Çarşamba)
Tatlı aşurenin acı hatırası (05 Ekim 2018 - Cuma)
‘Aylar bize hep Muharrem oldu´ (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7488
EURO
6.3738
booked.net
Evlat kokusu, cennet kokusudur.

Hz. Muhammed
Böceklerin küçük olduğuna bakmayın: Yeryüzündeki hayvanların %80´i böcektir.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59