“Hüve´l-Bâkî
Tarih: 16.11.2016 14:49:31 / 534okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

 

Daha önce de bir yazımda aktarmıştım: Fransız oryantalisti Louis Massignon, İslâm estetiği konusundaki nadir ciddi çalışmalardan olan bir makalesinin sonunda İslâm estetiğinin ruhunu şu cümlelerle tanıtıyordu:

“Hülasa, İslâm sanatını idare eden fikir Ehl-i Sünnet akidesidir. Yani şekillerin üstüne yükselmek, putperestliğe meydan vermemek; bir sihir fenerinde, bir fanusta, bir kukla veya gölge oyununda olduğu gibi, onları (şekilleri) hareket ettirene ve Yegâne Daimî Olan´a doğru gitmektir. Sayısız İslâm mezar taşları bize şunu tekrar eder: Hüve´l-Bâkî …”

“Hüve´l-Bâkî”… Tek ve mutlak hakikat ışığının eski mezar taşlarımızdaki yansıması…

Taşa ruh veren ezeli-ebedi gerçek: Hüve´l-Bâkî…

İnce ince işlenmiş mezar taşlarının, daha doğrusu bizim eski mezar taşlarımızın yüreklerimize bir gül yaprağı yumuşaklığıyla dokunuşunu hissetmemiz, –Allahü a‘lem- bu iki kelimelik hakikat cümlesinin bereketi olsa gerek: Hüve´l-Bâkî… “Baki olan O…” İşte mezar taşlarımızdaki maddeyi manaya, kesreti vahdete taşıyan hakikat: Hüve´l-Bâkî… Bizim mezar taşlarımız, şu âyetin tasdikçileridir: “Dünya üzerindekilerin hepsi sonludur; senin celal ve ikram sahibi Rabbinin zatıdır, baki kalacak olan.”

***

Tabii ki medeniyetimizin sayısız işaretleri var; ama nedense ben, bizim medeniyetimizin en belirleyici işaretleri olarak mezar taşlarını görürüm, öyle hissederim. Her bir mezar taşı, insanımızın etten kemikten ayrılan ruhunun yerleştiği yeni bir beden gibi gelir bana... Baksanıza, birbirinin tıpa tıp aynı olan iki mezar taşı var mı? Tıpkı insanlar gibi… Ama mezar taşlarındaki bu kesreti de o iki kelime vahdete dönüştürür: Hüve´l-Bâkî…

Batılılar ölülerinin resimlerini, heykellerini yaparlar. Biz ise –biz biz iken- ölülerimizi mezar taşlarıyla temsil ettirmişiz. Her heykel ve resim, resmettiği insanın bir taklididir, Batı estetiğindeki deyimiyle mimesisidir; ama bizde her bir mezar taşı bir ibdâ‘, bir ihtirâ‘dır.

Mezar taşları… Bazen mâbedlerle kucak kucağa… Hatta evlerle, dükkânlarla iç içe; Eyüp Sultan´da olduğu gibi… O eski semtler, -Yahya Kemal´in dilinden- “Biz ölülerimizle birlikte yaşarız” diyenlerin dünyası… İnsan oralarda gezerken dünya ile ukbâ arasında dolaştığını, “öbür taraf”ın bir adım ötede olduğunu hissediyor. Herhalde bu yüzden, eski insanlarımıza ölüm, “öbür taraf”a sadece birkaç adım atmaktan ibaret geliyordu. Tabii ki “öbür taraf”ta verecekleri hesabın sorumluluğunu da aynı derecede yakından hissediyorlardı. Evet... Eskiden mezar taşları ahiret hesabının birer ikaz işaretleri olarak düşünülürdü.

Mezar taşları… Ölenlerin, onları toprağa verenlerin, taş ustalarının, hattatların imanlarını gösteren şehadet parmakları gibi… Yalnız mezar taşları bile bizim medeniyetimizin, hayat felsefemizin, derin ve şamatasız dindarlığımızın, edep ve ahlâkımızın bütün manalarına işaret ederdi.

***

Heyhât… O mezar taşları yapılmıyor artık… Eski mezar taşlarımızın yer aldığı bir albümün yapraklarını çevirmek bile, bilmeyenlere, bunun kültürümüz adına ne büyük bir kayıp olduğunu anlatmaya yetecektir. Şimdi yaban ellerde kalan mezarlarımızın, mezar taşlarımızın başına neler geldi, bilmiyoruz. Medeniyetimizin bu mirasını hiç olmazsa ülke içinde koruyabiliyor muyuz? Ne yazık ki gördüklerimiz, duyduklarımız onlara bile yeterince sahip çıkamadığımızı anlatıyor. Başka türlü olması da beklenemez. Çünkü tarihî mirasa sahip çıkmak bir şuur meselesi; nesillere kendi dinî, tarihî, kültürel değerlerini ve onların ifade ettiği manaları öğretme, hissettirme işidir.

Hepimiz bu ülkenin okullarında yıllarca öğrenim gördük. İçinizde, resmî öğrenim hayatı boyunca, mezar taşlarımızın medeniyetimizdeki değeri ve manasıyla ilgili iki cümlelik bilgi almış olanınız var mı?.. Ne kadar acı!...

Anahtar Kelimeler: Hüve
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
‘Hoca Efendi´ kimliği (29 Ekim 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
İslamın temeli ahlak, ahlakın özü bilgi, bilginin özü akıldır?

Hacı Bektaşı Veli