Hümanist kültür politikası ve Tanpınar
Tarih: 6.4.2018 14:28:32 / 211okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

Güzel Sanatlar Akademisi´nde estetik ve mitoloji hocalığı da yapan Ahmet Hamdi Tanpınar, bazı konularda Türk hümanistlerinden çok farklı düşünmekle beraber Yunan mitolojisini iyi bilir, fikirlerini daha iyi anlatabilmek için zaman zaman antik mithos´lara başvururdu. Mesela “sanatın en karakteristik efsanesi” olarak gördüğü Orpheus ve Nietzsche´nin sanatı açıklamakta kullandığı Apollon ve Dionysos mithos´larına hususi bir ilgisi vardı.
İlham perisi Calliope´un oğlu olan Orpheus´un annesinden öğrendiği şarkıları Apollon´un kendisine hediye ettiği lirle terennüm etmeye başlayınca canlı ve cansız bütün varlıkları büyülemesi, bir yılan tarafından ısırılarak ölen eşi Euridyce´yi öteki dünyadan geri getirmek için sazının büyüleyici gücünü kullanarak cehennemler tanrısı Hades´le pazarlık etmesi, Tanpınar´ın muhayyilesini çok tahrik etmiş olmalı. Bir yazısında Yahya Kemal´in sanatını Orpheus´un sazına benzetmişti; onun bütün bir geçmiş zaman zevkini ahiretin kapısından geri çağırdığı, yani bir yeniden doğuş olduğu kanaatindeydi.

Günlüklerindeki notlardan “Orfe” isimli bitiremediği bir şiirinin de bulunduğunu öğrendiğimiz Tanpınar, Yahya Kemal´in şiirinin cevherinden söz ederken Venüs mithos´unu da kullanır: “Venüs´ün denizköpüğünden doğduğunu söylemek, büyük mabudeyi anlatmak değildir. Bazen en esaslı unsur bize sadece bir vasıf gibi görünebilir. Denizköpüğü Venüs´ün ten beyazlığı idi. Yahya Kemal´de de uzun müddet safdil edebiyatçılar, dili düzgün adamı gördüler.”
***
Tanpınar´ın eserlerinde Yunan mitolojisine böyle bir yığın atıfla karşılaşmak mümkündür. Ama mitoloji hiçbir zaman onun asli ilham kaynaklarından biri olmadı. İlhamını bütünüyle mitolojiden alan Salih Zeki Aktay´dan bir yazısında “Bizim şiirimizin oldukça garip bir simasıdır,” dedikten sonra “seçmiş olduğu sahanın an´anemize yabancılığı”ndan ve onun bu yüzden istidadına rağmen şiirimizde çok az bilinen bir isim olduğundan söz etmesi, 1930´larda bu konudaki yaklaşımını göstermektedir. 1940´larda Maarif Vekili Hasan Ali Yücel marifetiyle uygulanan hümanist kültür politikasını da -bazı tereddütler yaşasa da- hiç benimsememiş, Yahya Kemal´in çizgisinde bir milli Rönesans´ın peşine düşmüştü; o, kendi tabiriyle “kendimizin peşinde”ydi.
Hümanist kültür politikasının temel amacı, İslâmî muhtevalı Türk kültürüne alternatif olarak Greko-Latin temeline dayalı yeni bir kültür yaratmaktı. Bu amaçla kurulan Tercüme Encümeni´nin başkanı olan Nurullah Ataç, arı dil kavgasına ve okullarda Yunanca ve Lâtincenin öğretilmesi gerektiği görüşünü hararetle savunmaya bu görevi üstlendikten sonra başlamıştır. “Bu toplumu Yunan-Latin yazarlarının yapıtlarındaki düşünlerle yoğurmadıkça, bireyleri o düşünlerle, o görüşle yetiştirmedikçe bizde olumlu dil devrimi başlayamaz. Bunu hep birlikte anladığımız gün orta-öğretim kurağlarımıza Latince ve Yunanca girecek, gölgeleri değil, kendileri girecek,” diyordu.
Mevcut Türkçe, bu amacın önündeki en büyük engeldi, o halde bir an önce bizi İslâm medeniyetine bağlayan bütün kelimelerden kurtulmalı, türetilecek veya uydurulacak yeni kelimeleri Greko-Latin kaynaklı Batı kültürünün muhtevası yüklenmeliydi. Mesela Yunanlıların arete´si yahut Romalıların devlet ve vatandaşlık anlayışının temelinde bulunan virtus´u Türklerin “dinsel” fazilet´i ile çevrilirse metnin ruhu ve anlamı kavranamazdı.
Açıkçası, Atatürk´ün vazgeçtiği arı dil, yani öztürkçe hareketinin 1940´larda yeniden ve daha radikal bir biçimde başlatılması, hümanist kültür politikası kaçınılmaz bir sonucuydu.
***
Ahmet Hamdi Tanpınar´ın da 1940´ların başında ciddi bir kafa karışıklığı yaşadığı, Maarif Vekâleti Yunan Klasikleri dizisi için Euripides´den çevirdiği üç tragedya ve Henri Lechat´tan Zühtü Müridoğlu´yla birlikte dilimize kazandırdığı Yunan Heykeli (1945) isimli eserden anlaşılıyor. Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Bedrettin Tuncel gibi çok yakın dostlarının hümanist kültür politikasını benimsemiş olmalarına ve üzerinde hissettiği ağır baskıya rağmen Tanpınar çizgisini terk etmeyen Yahya Kemal, Ataç´ın dil anlayışını benimsememiş ve kültürde devamlılık konusundaki fikirlerini sonuna kadar savunmuştu. 28 Ekim 1960 tarihli günlüğüne, “Ben Yahya Kemal´in yanında tanıdığım, kendisini henüz idare edebilen Sabahattin´i seviyordum”, 23 Nisan 1961 tarihli günlüğüne de “Ne Sabahattin´le, ne Adalet´le uyuşamam (Dil, dünya ve edebiyatta)” demesi ve uğradığı “sükût suikasti”nin başlıca müsebbibi olarak “Sa” kısaltmasıyla zikrettiği Sabahattin Eyüboğlu´nu sorumlu tutmuş olması dikkat çekicidir.
***
Yukarıda Tanpınar´ın Türkçeye çevirdiği tragedyalardan bahsettim. Bu tragedyalar, Alkestis, Medeia ve Elektra´dır. Yakın zamanlara kadar sadece sahaflara tek tük düşen bu üç tercüme, Erol Gökşen tarafından yayına hazırlandı ve Dergâh Yayınları´nca tek kitap halinde yayımlandı. İnci Enginün hocamızın bir takdim yazısının yer aldığı kitap, eminim, Tanpınar hayranlarını çok sevindirmiştir. Büyük yazarın diğer çevirilerinin de aynı genç akademisyen tarafından yayına hazırlandığını ve aynı yayınevince Tanpınar´dan Çeviriler ismiyle yayımlandığını hatırlatmakla yetiniyorum.
İki büyük kayıp
Birkaç gün önce kaybettiğimiz Ülkü Tamer, sadece önemli bir şair değil, aynı zamanda üslup sahibi bir yazar ve dilimize İngilizceden çok sayıda eser kazandırmış bir kültür adamı ve son derece nazik, hatırşinas bir dosttu. Ölümüne çok üzüldüm.
1992 yılında Struga Şiir Akşamları´na birlikte katılmıştık. Dostluğumuz o tarihte başlar. TRT Türk´te Doğan Hızlan´la birlikte yaptığımız “Açık Şehir” programına konuk ettiğimiz şairlerden biri de o idi. Son olarak bir buçuk-iki yıl kadar önce telefonla görüşmüştük. Yakınlarda kaybettiğimiz değerlerden biri de, buğulu sesine ve mükkemel icrasına hayran olduğum halk musikisi sanatkârı Mükerrem Kemertaş´tır. İkisine de Allah´tan rahmet, ailelerine ve dostlarına başsağlığı diliyorum.

Anahtar Kelimeler: Hümanist, kültür, politikası, Tanpınar
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Savaş eri, Allah için nefsi ile savaşandır.

Hz. Muhammed