‘Hoca Efendi´ kimliği
Tarih: 29.10.2017 11:20:46 / 221okunma / 0yorum
Prof. Mustafa Çağrıcı

Diyanet´teki görevim sırasında Bolu´da yapılan bir müftüler toplantısını şimdiki Cumhurbaşkanımız da şereflendirmiş; eski din adamlarımızın toplumsal işlevinden söz etmiş; onların bir aile üyesi gibi evlerin en mahrem köşelerine kadar girebildiklerini, öylesine derin bir saygı, güven ve dostlukla karşılandıklarını hatırlatmışlardı.
Bu anlamlı hatırlatma ve bugünkü din adamlarına, bizlere dolaylı ve haklı eleştiri, beni dokuz yaşımdaki çocukluğuma götürdü. “Osmanlı kadını” dedikleri türden bir anneannem vardı. Duldu. Bir oğlu, gelini ve yetişmiş kız torunları vardı. Köyün imamından Kur´an-ı Kerîm okuyordum. Eve dayımın dışında bir tek erkek girerdi: Köyün imamı... Sabah erken, anneannem ekmek pişirirken bazen imam gelir, ocak başına otururdu. Anneannem yufka arasına peynir koyarak dürüm yapar, bir bana verir, bir de hoca efendiye ikram ederdi. Bu arada hoca efendi ile sohbet edilirdi. Çünkü hoca efendi o yaşlı kadının dert ortağıydı. Çünkü o hoca efendi -bizim kadar öğrenim görmüş değildi ama- imamın görevinin camiden çıktıktan sonra da devam ettiğini bilecek kadar irfan sahibi idi; insanların sevinçlerini ve kederlerini paylaşırdı. O ve onun gibiler, köylerinin veya mahallelerinin hem imamı hem müftîsi hem de yerine göre kadısı, hâkimiydi; anlaşmazlıkları hallü fasleder, dertlere derman olurdu.
Bazı örnekleri hâlâ yaşasa da, itiraf etmeliyim ki, o hoca efendilerin sayısı bugün çok azaldı. Bunun, biz din adamlarının dışında sebepleri de var. Bu doğru. Ama kabul edelim ki, biz de o hoca efendi kimliğini ve saygınlığını yeterince koruyamadık. Diyanet camiası bugün eskisiyle kıyaslanamayacak kadar gelişti, teşkilatlandı. Ama galiba ruhumuz bedenimiz kadar gelişemedi.
***
Vaktiyle ülke dışından din eğitimi almak için gelen soydaş ve dindaşlarımızın çocuklarına yurt temin etmek için boş durumda binaları olan bazı dernek yöneticilerini ziyaret etmiştim. Ama sebebini anlamakta güçlük çektiğim tuhaf bir isteksizlikle karşılaştım. Binalarını böylesine hayırlı bir hizmet için bir türlü vermek istemiyorlardı. Sonunda içlerinden biri, ağzından kaçırdığı şu sözle bu merakımın cevabını verdi: “Ya Diyanet binamızı elimizden alırsa!”
Bu güvensizliğin başlıca iki sebebinin olduğunu düşünüyorum: Biri bizim Diyanet olarak kendimizi, hizmetlerimizi, samimiyetimizi halkımıza yeterince anlatamamış olmamız; diğeri de –en tepeden başlamak üzere- bahsettiğim din adamlığı kimliğimizin aşınmış bulunması; yani dinimizin insanî ve ahlâkî güzelliklerini davranışlarımızda, ilişkilerimizde yeterince ortaya koyamadığımız gerçeğidir.
Diyanet İşleri Başkanlığı ve teşkilatı, bu ülkenin metropollerinden dağ köylerine kadar halkımıza hizmet eden, camileri açık tutan, ülke semalarını ezan sesleriyle şenlendiren bir camia. Onlar vaazlarıyla, hutbeleriyle toplumumuza İslâm´ın irfanını sunuyor; çocuklarımızı Kur´an´la buluşturuyorlar. Hâlâ birçok yerde yeni doğanların kulaklarına ezan okuyup isimlerini onlar koyuyor, doğum mevlidlerini onlar okuyor; gençlerin evlilik mutluluklarını, kıydıkları nikâhlarla paylaşıyor, nihayet ebedî âleme göçenleri onlar arıtıyor; namazıyla niyazıyla, hatim ve mevlidiyle onlar gönderiyor, mezarlarının başından en son onlar ayrılıyorlar. Bütün bunların yapılamadığı bir Türkiye´nin ne hale geleceğini düşünebiliyor musunuz!
***
Ama bütün bunlara rağmen büyük eksikliğimiz orada duruyor: O da, özlenen kişiliğiyle hoca efendi eksikliği... Kanaatimce bu kusurun ana sebebi, din adamlarımızın eğitimindeki yanlışlarımızdır. Bu yanlışların dağlar gibi olduğu Müslüman ülkelerde yaşanan faciaları hemen her gün izliyor ve elem duyuyoruz.
Anlaşılan bir sonraki yazımda da bu mesele üzerinde durmam gerekiyor.

Anahtar Kelimeler: Hoca, Efendi, kimliği
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yüz yıl önce yüz yıl sonra Ramazan (18 Mayıs 2018 - Cuma)
İslâmiyet insaniyettir (10 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zâhirî-Selefî din yorumu (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
‘Kutlu Doğum´un ardından (26 Nisan 2018 - Perşembe)
İnanç sapması-Ahlak sapması (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Dil terörü (06 Nisan 2018 - Cuma)
Diyanet´in taahhütnamesi (26 Mart 2018 - Pazartesi)
Diyanet´in taahhütnamesi (22 Mart 2018 - Perşembe)
İlâhiyatlar ‘güncelleme´nin neresinde? (14 Mart 2018 - Çarşamba)
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM (09 Mart 2018 - Cuma)
Sert konuşma! (07 Mart 2018 - Çarşamba)
Düşünme, istişare ve iş yapma üzerine (01 Mart 2018 - Perşembe)
‘Daha az daha çoktur´ (23 Şubat 2018 - Cuma)
Nasıl bir çağda yaşıyoruz? (16 Şubat 2018 - Cuma)
Akıl ve bilim çağında din (11 Şubat 2018 - Pazar)
“1/4 domuz”: Bir kafa yapısı (30 Ocak 2018 - Salı)
Tasavvuf hakkında okunacak bir kitap (09 Ocak 2018 - Salı)
Ev sahibinin günahı (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
İnsan olarak Hz. Peygamber (12 Aralık 2017 - Salı)
‘Büyük oyun´un nesiyiz? (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
“Küp içindekini sızdırır” (21 Kasım 2017 - Salı)
‘Sünnet´e dair (10 Kasım 2017 - Cuma)
Din görevlilerinin eğitimi (05 Kasım 2017 - Pazar)
Cami dernekleri (22 Ekim 2017 - Pazar)
Cami ve medeniyet (13 Ekim 2017 - Cuma)
Mehdilik sempozyumu (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
´Anlama sorunumuz´ (29 Eylül 2017 - Cuma)
Buna ‘uygarlık´ mı diyorsunuz? (21 Eylül 2017 - Perşembe)
İbretlik ülke: Pakistan (17 Eylül 2017 - Pazar)
Müslümanlar ne kadar müslüman? (12 Eylül 2017 - Salı)
Ümmet ve Ümmetçilik (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
‘Bizim camia´nın sorunları (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İktisat felsefesi sorunumuz (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Diyanet ve din eğitimimiz (29 Temmuz 2017 - Cumartesi)
İslâm düşüncesinin kısa hikâyesi (07 Temmuz 2017 - Cuma)
“İslâm tevhid dinidir” ne demek? (30 Haziran 2017 - Cuma)
“Doğrusu nedir?” (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Ramazan´a girerken (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
‘Din´ anlayışımız üzerine (23 Mayıs 2017 - Salı)
Gündemdeki konu: İslâmcılık (16 Mayıs 2017 - Salı)
‘Tekbir´ (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Güven toplumu (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Kendin için istediğini…´ (18 Nisan 2017 - Salı)
Çatışma dili saygı dili (07 Nisan 2017 - Cuma)
Suizan ya da niyet okuma (22 Mart 2017 - Çarşamba)
Suizan ya da niyet okuma (17 Mart 2017 - Cuma)
Siyasetimizde güzel gelişmeler (02 Mart 2017 - Perşembe)
İslamofobi (10 Şubat 2017 - Cuma)
‘İğneyi kendimize…´ (02 Şubat 2017 - Perşembe)
Hutbe ve hayat tarzı (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
Üniversiteler ve hocalar niye var? (06 Ocak 2017 - Cuma)
İlâhiyat öğretimimize dair (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
PISA raporunun düşündürdükleri (16 Aralık 2016 - Cuma)
‘Kadına şiddet´e farklı bir bakış (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Söküp atmalıyız´ ama nasıl? (29 Kasım 2016 - Salı)
“Hüve´l-Bâkî (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
Cemaat müdafilerine… (06 Kasım 2016 - Pazar)
Din ve dünyevîleşme (22 Ekim 2016 - Cumartesi)
Müslümanlar ‘bütünleşebilir´ mi? (15 Ekim 2016 - Cumartesi)
‘Zor oyunu bozar´ (08 Ekim 2016 - Cumartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Gazabını yutucu, sır saklayıcı, ayıp örtücü ol?

Hacı Bektaşı Veli