Hoca Ali Rıza, Süheyl Ünver ve Ahmet Yakupoğlu
Tarih: 7.10.2016 10:34:37 / 614okunma / 0yorum
Beşir Ayvazoğlu

 

Biz, muhteşem bir mirasın üzerinde oturan, fakat bu mirasın büyüklüğüne nisbetle küçük ve fakir bir ülke, ruhunu ve içinden geldiği me deniyetin dilini unutmuş, anahtarlarını kaybetmiş bir toplumuz. Bu yüzden çok zaman yapmaya çalışırken yıkıyor, düzeltmeye çalışırken bozuyoruz.

Olabilecekleri on dokuzuncu yüzyılın sonlarından itibaren fark eden ve kalemine, fırçasına, fotoğraf maki nesine sarılan bir avuç aydın, bu mirası kayda geçirmek, hiç olmazsa görüntü olarak kurtarmak için insanüstü bir gayretle çalıştı. Ressam Üsküdarlı Hoca Ali Rıza bunlardan biriydi.

**

Hayatı boyunca İstanbul´un tarihî ve tabii güzelliklerini yağlıboya, suluboya, karakalem gibi çeşitli tek niklerle bıkıp usanmadan tuvaline aktaran Hoca Ali Rıza´nın en büyük arzusu, milletinin hayatına kendi ifadesiyle “sadık ve hakiki tercüman” olmaktı. Bunun için İstanbul´un sokaklarını, evlerini, mescitlerini, çeşmelerini, servili mezarlıklarını, Boğaz´ı ve Boğaz sırtlarındaki benzersiz manzaraları, mehtaplı geceleri, karakteristik ağaçları, özellikle çok sevdiği fıstık çamlarını, kır kahvelerini, kahve içlerini, günlük hayatta kullanılan eşyaları, resmin diline bir fotoğraf makinesi sadakatiyle aktardı.

Hoca Ali Rıza´nın sanatı, aslın da memleketin güzelliklerini küçümsenip aşağılayanlara efendice bir meydan okuyuştu. Yanından hiç eksik etmediği kalemleri, fırçaları ve boyalarıyla sürekli resim yaparak İstanbul´un yakında kaybolacağını hissettiği güzelliklerini ve değerlerini Üsküdar penceresinden bakarak ölümsüzleştirdi.

***

Aslında bir hekim olan A. Süheyl Ünver, Hoca Ali Rıza´nın talebesiydi; İstanbul´un her göz tarafından fark edilemeyen ince güzelliklerini görmeyi ondan öğrenmiş, atalar mirasına musallat edilmiş “kör kazma”yı tutan elleri bağırıp çağırarak değil, yazıp çizerek protesto etmeye başlamıştı. Bu çabasını sadece İstanbul´da değil, zengin kültür mirasına sahip Anadolu şehirlerinde de sürdüren Süheyl Ünver´in yolu 1941 yılında Kütahya´ya da düştü ve burada, Vâhit Paşa Kütüphane sindeki yazmalar üzerinde çalışırken resme çok kabiliyetli bir gençle tanıştı. Çaldığı bütün kapılar yüzüne kapandığı için derin bir hayal kırıklığı yaşayan bu gencin çok istediği Güzel Sanatlar Akademisi´ne girmesini sağladı ve ona kendi ideallerini de aşıladı. Bu genç, ismi daha sonra Kütahya ile adeta özdeşleşecek olan Ahmet Yakupoğlu´ydu.

***

Güzel Sanatlar Akademisi´nde okurken bir yandan da A. Süheyl Ünver hocadan tezhip ve minyatür dersleri alan Ahmet Yakupoğlu, önemli bir ressam ve seçkin bir meşk zincirinin güçlü halkalarından biri olan neyzen Halil Dikmen´den de ney meşk etti. Güzel Sanatlar Akademisi´ndeki atölye hocası Feyhaman Duran ise aynı zamanda hattat ve çağdaşlarının birçoğunun aksine, içinden geldiğimiz dünyadan kopmamış, yerli tarafı ağır basan bir ressamdı.

Ahmet Yakupoğlu, Akademi´den mezun olduktan sonra, soluğu Avrupa´da değil, köklerinin bağlı olduğu Kütahya´da aldı ve hocası Feyhaman Duran´ın tavsiyesiyle Kütahya resimleri yapmaya başladı; çünkü şehrin dokusunun hızla yok olmakta olduğunun farkındaydı. Bu yüzden sanatta yeni eğilimleri, yeni arayışları bir çeşit lüks sayarak modem resim akımlarından hiçbirine iltifat etmedi, bıkıp usanmadan sevgili Kütahya´sını resmetti; hocası Süheyl Ünver´in ve onun hocası Üsküdarlı Hoca Ali Rıza´nın İstanbul´da yaptıklarını yapıyordu; bir fotoğraf makinesi sadakatiyle, fakat bütün sevgisini, heyecanını ve samimiyetini renkçi paletinde yoğurarak elde ettiği eşsiz lirizmi tuvallerine aktararak, tam kırk yıl...

***

Yıllar önce evini ziyaret ettiğimde, duvarlarını süsleyen yüzlerce tablo, bana Kütahya´nın geçmişine açılmış yüzlerce küçük pencere gibi görünmüştü. Yakupoğlu, 1940´lann sonlarında başladığı ve sağlığı elverdiği sürece devam ettiği bu büyük çalışmayla, Kütahya´nın çoğu muhtemelen tarihe karışmış olan sokaklarını, camilerini, evlerini, çeşmelerini, hanlarını, hamamlarını ağaçlarını, dağlarını, derelerini ve yağlıboya tablolar halinde süre ırmağından çekip aldı. Kütahya, bütün şehirlerimiz gibi betonarmeye teslim olmanın arefesinde, Ahmet Yakupoğlu´nun fırçasıyla ölümsüzleştirildi de denebilir. Onun yaptığı, görünüşleri kurtarmaya çalışmanın ötesinde bir şey; sufiyane bir sezişle görünüşlerin arkasına geçerek şehrin ruhunu, yaşanmışlığını, derinliğini yansıtmaktı. Bu tuvallerde tek bir motorlu vasıta yok, beton yok, gürültü yok... Sanatın dünyasında, zamanın pençesinden kurtarılmış asude bir şehir; içimizi ısıtan zarif ahşap evler, ağaçlar, çiçekler, dağlar, sular...

Bu zengin koleksiyondan seçme eserler, Türk Petrol Vakfı tarafından 1991 yılında Rengârenk Kütahya adıyla nefis bir albüm olarak yayımlanmıştı. Hemen başında yer alan kitap çapındaki metin, Yakupoğlu´nun aynı zamanda hiç de yabana atılamayacak bir kalem erbabı olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

***

Ahmet Yakupoğlu´nun tek gayesi, hiç şüphesiz, Kütahya´yı sadece görüntü olarak kurtarmak değil, bütün hüviyetiyle geleceğe aktarmaktı. Nitekim Demirkapı diye bilinen Vacidiye Medresesi´nin müze olarak düzenlenmesini sağlayarak bu müzede dört yıl görev yaptı. Yelice Dağı eteklerindeki yirmi bin dönümden fazla arazinin çam korusu haline getirilmesi için verdiği örnek mücadele de kayda değerdir.

16-10/06/dgsdf.jpgAhmet Yakupoğlu, Boğaz´da resim yaparken.

Ahmet Yakupoğlu, Kütahya için savaştı; çünkü Kütahya´nın bir parçası, yani yerlisiydi. Bir şehrin yerlisi kalmamışsa, o şehrin kültürünü ve kendine has atmosferini koruyacak kimse de kalmamış demektir.

***

Hayatının son birkaç yılında yatağa mahkûm yaşayan bu değerli kültür adamı ve sanatkâr, geçen pazar günü son nefesini verirken, eminim, Kütahya´nın ve çok sevdiği Boğaziçi´nin tuvallerine yansıyan güzellikleri göz kapaklarının arkasında bir sinema şeridi gibi akıyordu.

Aziz Ahmet Ağabeye Cenab-ı Hak´tan rahmet, yakınlarına ve dostlarına baş sağlığı diliyorum.

Anahtar Kelimeler: Hoca, Rıza, Süheyl, Ünver, Ahmet, Yakupoğlu
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
‘Sevda bölüğünde kıdemli bir asker´ (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
Millet bahçeleri ve Gülhane Parkı (16 Ekim 2018 - Salı)
Yunan mitolojisi ve biz (13 Ekim 2018 - Cumartesi)
Yunan mitolojisi ve biz (10 Ekim 2018 - Çarşamba)
Tatlı aşurenin acı hatırası (05 Ekim 2018 - Cuma)
‘Aylar bize hep Muharrem oldu´ (24 Eylül 2018 - Pazartesi)
‘Muhteşem ve feyizli bir başlangıç´ (26 Ağustos 2018 - Pazar)
Rahip Brunson, Reverend Frew ve Halûk (14 Ağustos 2018 - Salı)
Mütebahhir bir dost: Metin Kayahan Özgül (07 Ağustos 2018 - Salı)
Şerefiye Sarnıcı ve sanat (29 Temmuz 2018 - Pazar)
Futbol, milliyetçilik ve ırkçılık (23 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Eşsiz bir dost: Mustafa Çalık (15 Temmuz 2018 - Pazar)
Dergâh dergisi okurken... (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Münevver, aydın, entelektüel (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Semavi Eyice ve Sultan Abdülmecid´in tuğrası (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
‘Yâr bana bir eğlence meded´ (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Kudüs, Mescid-i Aksa ve edebiyatımız (22 Mayıs 2018 - Salı)
Ramazan düşünceleri (13 Mayıs 2018 - Pazar)
Edebiyat tarihimiz yeniden yazılmalı (08 Mayıs 2018 - Salı)
‘Geceleyin bir ses böler uykumu´ (03 Mayıs 2018 - Perşembe)
Zulmiyye´den Adliyye´ye Yenicami (30 Nisan 2018 - Pazartesi)
Nurullah Ataç ve Tevfik Fikret (27 Nisan 2018 - Cuma)
Hayat Ağacı´ndan Bursa´da Zaman´a (19 Nisan 2018 - Perşembe)
Hekimbaşı´nın karanfilleri (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
‘Miraciye Saklı Miras´ (14 Nisan 2018 - Cumartesi)
‘Utandım bu âciz şairliğimden´ (10 Nisan 2018 - Salı)
Leyleklerin Müslümanlığı (05 Nisan 2018 - Perşembe)
Bir sahafın dağarcığından (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Tophane-i Âmire´de muhteşem bir sergi (08 Mart 2018 - Perşembe)
Soyadı hikâyeleri (04 Mart 2018 - Pazar)
Shaykh Tosun Bayrak Al-Jerrahi Al-Halveti (22 Şubat 2018 - Perşembe)
Sultan Abdülhamid biyografisi yazmak (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Cinuçen Bey´in hatıraları (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Bir milyon kitap meselesi (11 Şubat 2018 - Pazar)
Müslümanlar, kitaplar ve kütüphaneler (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Haydarpaşa Garı ve tarih (25 Ocak 2018 - Perşembe)
‘Annemin Kütüphanesi´ (21 Ocak 2018 - Pazar)
Gözyaşı çeşmesi kurumasın (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Haydarpaşa Garı ve tarih (13 Ocak 2018 - Cumartesi)
Vampirizm ve Batı medeniyeti (09 Ocak 2018 - Salı)
İstanbul´un delifişek takvimi (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Âkif´e, dostlarına ve dostluğa dair (01 Ocak 2018 - Pazartesi)
Annemarie Schimmel ve Mevlânâ (22 Aralık 2017 - Cuma)
Karacaahmet, Ali Fuad Başgil ve Atsız (16 Aralık 2017 - Cumartesi)
Osmanlı barışı ve Filistin (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet (05 Aralık 2017 - Salı)
Türkler ve Ruslar (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
Türkler ve Ruslar (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
‘Büyük Kedi Katliamı´ (19 Kasım 2017 - Pazar)
Milli Saraylar Resim Müzesi (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
Nobel Edebiyat Ödülü´ne dair güftügû (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
TOKİ´nin yeni vizyonu (05 Kasım 2017 - Pazar)
TOKİ´nin yeni vizyonu (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Türk tarihçiliğinin iki İsmail´i (17 Ekim 2017 - Salı)
Osmanlı bilim mirası (06 Ekim 2017 - Cuma)
Bartók, Sarısözen ve türkülerimiz (30 Eylül 2017 - Cumartesi)
Kerkük üzerine düşünceler (27 Eylül 2017 - Çarşamba)
Bienaller ve güncel sanat (21 Eylül 2017 - Perşembe)
Mardinîzadeler Şerif Mardin (17 Eylül 2017 - Pazar)
‘Hayal Şehir´in ince ressamı (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Malazgirt´ten İstanbul´un fethine (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
İstifanın üç devirdeki anlamları (25 Ağustos 2017 - Cuma)
Körleşme (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
“Vay benim köse sakalım” (11 Ağustos 2017 - Cuma)
‘İhtiyar´ın imparatorluğu (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Şehir, kent ve ‘kent kültürü´ (01 Ağustos 2017 - Salı)
‘Bir nev-civansın şûh-ı cihansın´ (20 Haziran 2017 - Salı)
‘Hezarfen´ (17 Haziran 2017 - Cumartesi)
Sahibinin aynası: Hususi kütüphane (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Davul muhabbeti (06 Haziran 2017 - Salı)
Fâtih´in biyografisini yazmak (01 Haziran 2017 - Perşembe)
Kızılelma muhabbeti (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bir Darülelhan vardı (19 Mayıs 2017 - Cuma)
‘Ben sulh adamıyım´ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Biyografi muhabbeti (03 Mayıs 2017 - Çarşamba)
‘Tebessüm İnkılâbı´ (28 Nisan 2017 - Cuma)
Renkler muhabbeti (26 Nisan 2017 - Çarşamba)
‘Bir ağaç gibi tek ve hür...´ (16 Nisan 2017 - Pazar)
Karga muhabbeti (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
İnci Enginün´e saygı (29 Mart 2017 - Çarşamba)
İnci Enginün´e saygı (25 Mart 2017 - Cumartesi)
‘Hezarfen Çizgen´den ‘Anbean´ (14 Mart 2017 - Salı)
Ezana ve ezan şiirlerine dair (28 Şubat 2017 - Salı)
Sanat, edebiyat ve ahlâk (15 Şubat 2017 - Çarşamba)
‘Feyhaman Duran: İki Dünya Arasında´ (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
Gazi, Serbest Fırka ve Ağaoğlu Ahmet Bey (04 Şubat 2017 - Cumartesi)
‘Zamanı Aşan Taşlar´ (29 Ocak 2017 - Pazar)
Satranç muhabbeti (23 Ocak 2017 - Pazartesi)
Refik Erduran ve Türk aydınları (16 Ocak 2017 - Pazartesi)
‘Bembeyaz bir dünyada yaşamak´ (10 Ocak 2017 - Salı)
Elveda Galata Köprüsü (05 Ocak 2017 - Perşembe)
Köprüler ve tüneller (30 Aralık 2016 - Cuma)
Yüz yıl önce neler oldu? (24 Aralık 2016 - Cumartesi)
‘Âlemde ziyâ kalmasa halk etmelisin, halk!´ (07 Aralık 2016 - Çarşamba)
Tanburî Cemil Bey ve oğlu (04 Aralık 2016 - Pazar)
‘Yangın vaaar!´ (01 Aralık 2016 - Perşembe)
‘Tarihim, şerefim, her şeyim...´ (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
Maymuncuk kelimeler (18 Ekim 2016 - Salı)
Sivas´ta Selçuklu´yu düşünmek (07 Eylül 2016 - Çarşamba)
Tarikatlar ve siyaset (19 Ağustos 2016 - Cuma)
Yazmak ve yazarlık hakkında düşünceler (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
Masalları bile dönüştürmek istediler (21 Haziran 2016 - Salı)
‘Kul olayım kalem tutan ellere´ (14 Haziran 2016 - Salı)
NECİP FAZIL VE AĞAÇLAR (07 Haziran 2016 - Salı)
Aydos´un ikinci fethi (04 Haziran 2016 - Cumartesi)
HARİKA BİR FOTO-BİYOGRAFİ (28 Mayıs 2016 - Cumartesi)
OSMAN HAMDİ BEY VE YEŞİL CAMİ (24 Mayıs 2016 - Salı)
Üç sofra (20 Mayıs 2016 - Cuma)
Bıyık hikayeleri (17 Mayıs 2016 - Salı)
MECAZ, KİNAYE,ALEGORİ, İRONİ. V.B. (03 Mayıs 2016 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çoban uyudu mu kurt emin olur.

Mevlana
BERAT DEMİRCİ
BERAT DEMİRCİ
BUNLAR HEP BASİT MANTIK KURALLARIDIR
İbrahim KAHVECİ
İbrahim KAHVECİ
Sorun sadece döviz ve faiz olsa keşke
Prof. Mustafa Çağrıcı
Prof. Mustafa Çağrıcı
Ehl-i Sünnet tek tip midir?
Yusuf Ziya Cömert
Yusuf Ziya Cömert
Para görününce vicdan sıvışır
Mehmet Şevket EYGİ
Mehmet Şevket EYGİ
İslam´ın ölçütleri
İBRAHİM TENEKECİ
İBRAHİM TENEKECİ
Son günlerin dünyası
MUSTAFA KUTLU
MUSTAFA KUTLU
Âlet işler el övünür
Gülşah Akkaş Yaman
Gülşah Akkaş Yaman
Nasılsın dediklerinde
Selahattin Çerik
Selahattin Çerik
Şükürname!
İsmail Dursun
İsmail Dursun
Sivasspor´dan Beşiktaş´a Futbol Dersi
YUSUF KAPLAN
YUSUF KAPLAN
Dikkat! Türkiye´nin sosyolojisi metamorfoz geçiriyor!
D. Mehmet Doğan
D. Mehmet Doğan
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
Kemal Öztürk
Kemal Öztürk
Sessiz karşı devrim
Müjgan Üçer
Müjgan Üçer
SİVAS HALAYINA DURAN GENÇLER
Beşir Ayvazoğlu
Beşir Ayvazoğlu
TÜYAP Kitap Fuarı´na ve Selim İleri´ye dair
Yusuf Ziya Ünsal
Yusuf Ziya Ünsal
Avucunuzdaki Kelebek
Aydın Ünal
Aydın Ünal
Dikkat, PKK dönüşüyor
Ahmet ÖZDEMİR
Ahmet ÖZDEMİR
Ey ana toprağı, ey Anadolu
Muzaffer Gücer
Muzaffer Gücer
SİVASIN ÇERMİKLERİ
Ö. EMİR DOĞAN
Ö. EMİR DOĞAN
“YAZIN ÜÇ AY YATAN ÖĞRETMEN” HA!
Salih Tuna
Salih Tuna
Türk ekonomisi McKinsey´e mi emanet edildi?
Osman Nuri Kesici
Osman Nuri Kesici
25 Eylül Dünya Eczacılar günü...
Mahmut Erol Kılıç
Mahmut Erol Kılıç
Bilgilendirme notu
Muhsin Kaya
Muhsin Kaya
SİVAS´A SELAM YOLA DEVAM
Talha Gurbetçi
Talha Gurbetçi
OSMANLICAYA SAHİP ÇIKALIM
Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler
DÜŞMANIYIM ASALETİN KELİMELERDE BİLE”
Sami Akkuş
Sami Akkuş
DUA EDİN...
Ergün Diler
Ergün Diler
Kıbrıs planı
Gülşah YARLI
Gülşah YARLI
Sezona veda
Fikret ÜNSAL
Fikret ÜNSAL
DEDİKODUSU ÇIKARSA OLUR
Aziz Erdoğan
Aziz Erdoğan
ÇANAKKALE RUHU DÜNDEN DİRİDİR
Zübeyir Kamil Akkaya
Zübeyir Kamil Akkaya
Batı´ya Doğru - Taklit Bitti, Tahkik Başladı!
Salih Şahin
Salih Şahin
OSMANLI ARAPLARI NASIL SÖMÜRDÜ!
S. Emrah GÖKTAŞI
S. Emrah GÖKTAŞI
Sivil toplum
Osman Nuri KESİCİ
Osman Nuri KESİCİ