Hikmet ve irfan topluluklarını selamlıyorum
Tarih: 25.4.2017 12:25:47 / 605okunma / 0yorum
Mahmut Erol Kılıç

Anadolu´da gerek üniversite çevrelerince ve gerekse sivil toplum kuruluşlarınca düzenlenen bazı ilmi toplantılara zaman elverdiği ölçüde katılmaya gayret eden birisiyim. Çünkü ister ilmi sahada olsun ister siyasi sahada olsun bizzat “sahada olmak” başka bir şey. Ayne´l-yakin görmeden ahkam kesen hem ilim adamlarının ve hem de siyasetçilerin nasıl kendi sahalarında hatalı analizler yaptıklarını sık sık müşahede etmekteyiz. Bu sebepten “yakın temas” sadece tasavvufi ilimlerde değil sosyolojide de siyaset biliminde de mühim bir bilgi kaynağıdır.
Oralarda iki türden insanla karşılaşmaktayım. Birinci gurup o bölgelerdeki mahalli idare veyahut resmi dairelerde çalışan idari personelden meydana geliyor. Bunların o toplantıda konuşulan konularla doğrudan bir irtibatları yok. Sadece bulunmak zorunda oldukları için orada bulunuyorlar. Zaten siz konuşurken onların uyuklamaları veyahut cep telefonuyla meşgul olmaları da bunu gösteriyor.
Fakat esas mühimsenecek bir topluluk gözlemliyorum o toplantılarda. Protokol sıralarından uzakta, arkalarda oturan. Sessizce dinleyen, yeri geldiğinde not alan ve gerektiğinde sorular soran bir genç kitle var. Son yıllarda sayıları gittikçe artan bu gençler hikmet ve irfan konularına meraklılar. Yani eskilerin tabiri ile âlî konulara meraklılar. Eskiden daha çok politik ve ideolojik sorular soran bu gençler artık daha derinlere iniyor. Metafizik olmadan fizik olamayacağını, derin tefekkür olmadan siyasetin de kalıcı bir siyaset olamayacağını müdrikler bu gençler. Artık sloganlara, başlıklara, protokollere bakmadan doğrudan muhtevaya bakıyorlar. Yoksa dindar muhafazakar çevrelerin vakıf, dernek gibi kuruluşlarının sayısı kemiyet olarak yüzlerce, belki binlerceye ulaşmış vaziyette.. Ama bu gençler yıllardır Müslümanların destekleri ile ayakta duran bu kuruluşların kendilerine pansiyonculuk, otelcilik hizmetinden başka bir şey vermediklerinden dert yanıyorlar. Bu hizmetleri küçümsemiyorlar, reddetmiyorlar ama aradıkları bundan daha öte şeyler. Bu kuruluşların isimleriyle müsemma olup olmadıklarını soruyorlar bana. Mesela şimdiye kadar hangi İlmi yaydıkları, hangi birliği sağladıkları, hangi talebeleri birleştirmiş olduklarını sorguluyorlar. Keşke hikmet ve irfan ocakları olsalardı da vakitlerimiz sadece sabaha kadar hükümet kurup hükümet yıkmakla geçmeseydi diyorlar. O yerlerin bize fikri manada hiçbir şey katkısı olmadı diyorlar. Tabii ki bunun sebebi onlar değil, büyükler. Üst kuşaklar. Cemiyetçilik, teşkilatçılık diye bir meslek icat ettiler. Fikir yok, ilim yok, bir hedef yok, plan-proje yok ama sırf hareket var ortada. Aslına bakılırsa her aksiyon bir teoriyi izler. Teorisiz aksiyon amaçsız beyhude bir koşuşturmadan ibaret kalır sadece. Aylar, seneler böyle geçer ortada bir netice, bir mahsul bulunmaz.
Gençler artık bununla kanmıyorlar. Fikri ve manevi doyum olmayan hareketlerden zevk almıyorlar. Entelektüel konulara merak duyuyorlar. Bu da beni ümitlendiriyor. Mardin´de katıldığım bu sene üçüncüsü yapılan İşrak Günleri toplantısında az ama öz böylesi genç akademisyenler vardı. İslam Düşüncesi´nin nurlar hiyerarşisini konuştuk 3 gün 3 gece. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi´nde verdiğim konferansta geleneğimizde epistemolojik bir değeri olan “Kalp” üzerinde konuştuk. Modern ilahiyatçılarda ciddi bir problem olan akıl-kalp ikiliğinin ne kadar suni olduğunu anlattık. Bu konuşmanın bence en güzel anılarından bir tanesi dinleyiciler içerisinde yer alan sayın rektör Prof. Dr. Peyami Battal hocanın dedesi olan Bayburtlu Ağlar Baba´nın Divan´ını hediye ederken içerisinde bizim kastettiğimiz manadaki kalp tarifinin geçtiği yeri de göstermesi oldu. Demek ki gelenek elden ele aynı şeyi söylüyor. Van´da bir diğer güzel oluşum da yine genç akademisyenlerin başını çektiği Bil-hikem: Hikmet Araştırmaları Merkezi´ydi. Orada da bir sohbetim oldu. Gençlerden çok seviyeli sorular aldım. Ama bu tür oluşumlar maalesef o büyük dernekler ve vakıflar gibi meşhur olmadıkları için ve salt siyasi angajmanlara girmedikleri için maddi sıkıntılar içerisindeler. Adeta kendi maaşlarından kestikleri paralarla ayakta durmaktalar. Bunların desteklenmesi lazım.
Anadolu´da her yerde, Ankara´da, Adana´da, Kayseri´de, Antalya´da, Bursa´da, İzmir´de, Muğla´da böylesi küçük oluşumlar var. Samimi bir şekilde hikmet ve irfan araştırıyorlar. Bunların sayısının artması için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız. Çünkü donmuş, pıhtılaşmış, hedefsiz, ruhsuz ve son yıllarda aşırı şımaran vakıflar ve dernekler enflasyonu yanında bunlar hakikaten bir istikbal vadediyorlar. Ben elimden geldiği kadar bu arkadaşlarımın yanındayım. Sizleri de bunları maddi ve manevi desteklemeye davet ediyorum. Unutmayın “Küçük Güzeldir”….

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Psikopatlar ve din (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
Aynoroz Adası´nda II (08 Temmuz 2018 - Pazar)
Aynoroz Adası´nda -I (01 Temmuz 2018 - Pazar)
Esas olan devletin bekâsıdır.. (28 Haziran 2018 - Perşembe)
Köpek yavruları ve biz (17 Haziran 2018 - Pazar)
Kadir kıymet bilmek (11 Haziran 2018 - Pazartesi)
Son 10 gün (05 Haziran 2018 - Salı)
İmparator Marcus (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Sabır ve oruç (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Sanman taleb-i devlet u câh etmeye geldik… (09 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Anadolu erenlerini bir bir kaybederken… (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Geleneksel tıp üzerinden ideolojik okumalar (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
Tasavvufun içini boşaltan şeyhler (27 Mart 2018 - Salı)
İslâm´ın içini boşaltan Müslümanlar (21 Mart 2018 - Çarşamba)
Gençleri doğru yöneltmek (25 Şubat 2018 - Pazar)
Şîrâz… (06 Şubat 2018 - Salı)
Sofra sırları (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
Bana göre İran´da ne oluyor? 2 (23 Ocak 2018 - Salı)
Bana göre İran´da ne oluyor? 1 (17 Ocak 2018 - Çarşamba)
Bir ilmin nefsi müdâfaâsı (08 Ocak 2018 - Pazartesi)
Müslüman Biblicalistler (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
Mevlânâ endeksi (25 Aralık 2017 - Pazartesi)
Mevlânâ endeksi (21 Aralık 2017 - Perşembe)
Dış politikada büyük oynamak (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Arap dünyası nereye gidecek (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
Çevre ve biz (16 Kasım 2017 - Perşembe)
Mimari eserler de bir ruha bağlıdır (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
Hüseyin misiniz, Yezid mi? (26 Eylül 2017 - Salı)
Elmalı´da Vehhâbîler (?) (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Hacc´ın ardından bazı tespitlerim (12 Eylül 2017 - Salı)
Aydınlanmış Medine´den selam (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Aydınlanmış Medine´den selam (29 Ağustos 2017 - Salı)
Din adamı vardır (22 Ağustos 2017 - Salı)
Benim İslâm üniversitem (14 Ağustos 2017 - Pazartesi)
İslam siyaset felsefesi tek midir? (07 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Kudüs ortak hedefimiz olmalı (01 Ağustos 2017 - Salı)
15 Temmuz analizlerine devam (17 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Yaz üzerine metafizik değinmeler (08 Temmuz 2017 - Cumartesi)
Aylar var ki… (06 Haziran 2017 - Salı)
Çocuklar kadar saf olmadıkça (13 Nisan 2017 - Perşembe)
Köy gençliği üzerine (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Fikir sahibi olmaya,mal sahibi olmaktan fazla ihtiyaç duyacağımız gün gerçek zenginliğin sırrını bulacağız.

PEYAMİ SAFA