Yusuf Ziya Cömert


HDP oylarını istemeyen var mı?

HDP, kapatılsın kapatılmasın, önümüzdeki seçimlerin en önemli aktörlerinden biri.


Öyle ki, seçim tartışmalarının büyük bir kısmı HDP üzerinden yapılıyor.

Sen HDP’sin. Sen HDP ile ittifak yaptın. Şunu yaptın, bunu yaptın.

“İlk taşı günahsız olanınız atsın” desen kim atacak?

(Gerçi şimdi insanlar pişkin. Atarlar. O kadıncağız, İsa aleyhisselam devrinde yaşadığı için talihli sayılır.)

Türkiye’de HDP diye bir parti var. Bu partinin oy oranı yüzde 10 civarında. Yuvarlak hesap 6 milyon oy ediyor.

Bu 6 milyonu sadece bir zarfın içine konulup sandığa atıldığı zaman anlam kazanan oylar olarak görenler olabilir.

Ülke nüfusunun geri kalanından ayrılması imkansız olan bir kültürü, bir coğrafyayı, bir sosyolojiyi göz ardı eden son derece sathi bir bakış.

“Ben HDP’ye parti falan demem, PKK’yla irtibatı var.”

Sen parti demiyorsun ama devlet diyor. Kaç dönemdir seçime giriyor. Meclis’te grubu var. Grup Başkanvekilleri var. Bazen Meclis’i HDP’li başkanvekili idare ediyor.

Ayrıca, seçmen de ‘parti’ diyor. Oy pusulalarındaki HDP ambleminin altına 6 milyon kişi ‘evet’ mührü basıyor.

HDP’nin PKK ile irtibatı yeni keşfedilmiş bir şey değil. Bunu devlet de biliyordu ve o irtibattan istifade ederek bir çözüm sürecini uygulamaya koydu.

“Yanlış yaptı. Ben karşıydım.”

Yanlışsa da doğruysa da yaptı.

HDP’li vekiller İmralı’ya gidip Öcalan’la görüştüler. Aldıkları mesajları devlet yetkililerine götürdüler. Sonra kalkıp Kandil’e gittiler. Kandil’de mesajlar müzakere edildi. Geri döndüler, devlet yetkilileriyle fikir teatisinde bulundular, sonra bir daha gittiler, bir daha döndüler... İla ahir...

Yoğun bir mesai harcadılar. O dönemde çözüm süreci için devletten daha çok çalıştılar.

“Olsun, şimdi de devlet kapatma davası açtı.”

Parti kapatılınca partiye oy veren insanlar da kapatılmış mı oluyor?

Kapatılan partinin şahs-ı manevisiyle o partinin mensupları arasındaki bağ kapatılmış mı oluyor?

İnsanlar orada varlar, bir toplumsal gerçeklik olarak ve bir siyasi enerji olarak.

Seçimlerde istedikleri partiye istedikleri Cumhurbaşkanı adayına oy verebiliyorlar.

“Bu oy HDP seçmeninden geldi, geçersizdir” deyip iptal edemiyorsun.

Seçim barajının yüzde 50 artı 1 olduğu Cumhurbaşkanı seçiminde bu insanların oyları büyük kıymet ifade ediyor.

Öyle ki bazen cumhurbaşkanı seçemeyen yüzde 50 eksi 1’den daha kıymetli.

HDP’nin bu gerçeğin bilinciyle siyaset yapmasında siyasi bir yanlışlık var mı?

Öteki partiler HDP’nin yerinde olsalar ne yaparlar? Kendi oy kapasitelerinden istifade etmezler mi?

Ederler. Ediyorlar zaten. İstisnasız, büyük, küçük bütün partiler.

Şu siyasi ortamda ve şu siyasi dengede HDP’yi en sevmeyen partiler dahil, HDP seçmeninin oylarına talip olmayan bir parti tasavvur edebilir misiniz?

Mesela AK Parti, mesela MHP, “HDP seçmeninden gelecek oyları istemiyorum” diyebilir mi?

Deseler bile inanmam.

Aynı şey CHP, İyi parti, Gelecek, Deva, Saadet ve diğer partiler için de geçerli.

“HDP’yi istemiyorum” diyorsun ama HDP’nin seçmenini istiyorsun.

(Tuhaf. ‘HDP’yi istemiyorum’ dedikçe HDP seçmenini uzaklaştırıyorsun.)

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde gördük.

Bir avukatın seçime bir-iki gün kala İmralı’dan mesaj getirmesi HDP seçmeninin oylarına talip olmanın bir meyvesi değil miydi?

Veya TRT’nin Osman Öcalan’la röportaj yapması?

Evet, sınırları zorlayan, faullü aksiyonlardı bunlar. Ama yapıldı.

Gerçi HDP seçmeni kulak asmadı bu girişimlere.

Ama demek ki yapılabiliyor.

Demek ki HDP oylarını almak için yoldan sapmak caiz.

Bu gerçeğe rağmen, partililerin, parti sempatizanı uzmanların, muhtelif profesörlerin televizyon ekranlarında birbirlerini HDP üzerinden suçlamaları sakil durmuyor mu?



YAZARLAR