İsmail Ayhan


HAZİRAN 12 YENİDÜNYA FUTBOLU

HAZİRAN 12 YENİDÜNYA FUTBOLU



Dünya eski dünya değil, futbolda eski futbol olmayacak. Hızla hayatımıza giren COVİD-19 her sektörü vurduğu gibi futbolu da vurdu. 3 aya yakın zamandır evlere kapandığımız bu günlerde insanlar artık normal yaşam standartlarını ararken, Bilim Kurulu akraba seviyesinde yakınımız oldu. Yapılan açıklamaları seçim sonuçlarını izler gibi büyük bir merak içerisinde takip ediyoruz.
Haziran’ın 12’si, sağlık bakanlığının “Yetki ve sorumluluk sizin” diyerek TFF’ ye verdiği yetkiye dayanarak lig başlangıcı olarak düşündüğü tarih. Hepimizin malumudur ki, her sektör gibi futbol da artık endüstriyelleşmiş, bir eğlence aracı olmasının yanı sıra toplumların en büyük ekonomik faktörlerinden birisi haline gelmiştir. Bu nedenle olacak ki, tıpkı Almanya gibi, virüsün en büyük hasara uğrattığı ülkelerden birisi olan İspanya’da ve Türkiye Süper Ligi’nin de daha fazla ekonomik zararı kaldıramayacağı düşünülmüş, açılmasına karar verilmiştir. Tüm Maçlar seyircisiz bir arenada gerçekleşecek.
İşin ekonomik yanları hakkında yeni bir yazı yazılması gerektiğinden ve aslında bu husus; gerek transfer ücretlerinin yüksekliği, gerek reklam gelirlerinin artık had safhaya ulaşması, Arap sermayesi, Amerikan iş adamları gibi faktörlerden de anlaşılacağı gibi herkes tarafından ezberlenmiş olduğundan tekrar tekrar üzerinde durmaya gerek duymuyor ve bu paragrafla birlikte bu konuyu kapatıyorum. Gelin, bu duruma biraz insani yönlerden bakalım.
Henüz mart ayında, ligler seyircisiz bir şekilde devam ederken, ülkemizdeki vaka sayısı da yanlış hatırlamıyorsam 9 iken; Galatasaray Teknik Direktörü Sayın Fatih Terim maç sonu basın toplantısı için kameralar karşısına geçmiş ve “futbol insan hayatından önemli değildir, hayatımız söz konusu” minvalinde açıklamalar yapmış, aynı takımın kalecisi şahsi instagram hesabından liglerin devam etmesine isyan etmişti. Tüm bunlar yaşanırken, şampiyonluğa oynayan Trabzonspor Başkanı yine bir maç sonu maske ile “ligler devam etmeli, iptal edilirse buna kargalar bile güler” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Şimdi gelinen noktada her iki takımın da, kulüp menfaatleri doğrultusunda ilk yapılan beyanlarla çelişen yeni açıklamalarını şaşkınlıkla takip ettim. Bir taraf, şampiyonluk ihtimali olduğu için ligin tamamlanması gerektiğini savunurken, diğer taraf ligin zirvesinde olduğu için (lig ikincisi ile puan puana olmasına rağmen) şampiyonluğun kendi adına tescillenmesini istemekte.
İnsan hayatı; bir kupadan, bir şampiyonluktan, kazanılacak bir miktar paradan, üç puandan, birkaç golden, galibiyet primlerinden önemsiz değildir. Son derece sübjektiflik içeren bu yazımda sizlerin affına sığınarak sormak istiyorum: Uzun zaman sonra şampiyonluğa yakın olduğumuz şu sezonda Sivasspor’un şampiyon olmasını herkesten çok biz istiyoruz, ancak hangimiz herhangi bir futbolcunun, bir teknik direktörün, bir kulüp çalışanının, futbolla bağlantılı herhangi birisinin başına sırf maç izleyebilmemiz için kötü bir hal gelmesini ister?
Hangi açıdan yaptıklarını kamuoyunun vicdanına bıraktığım, sürekli kendisi ile çelişen TFF, en azından Sayın Rıza Çalımbay’ın geçen haftalarda yaptığı açıklamayı dikkate almalı, en azından planları arasında değerlendirmeliydi. Hocamızın da bahsettiği gibi, tüm kulüplerin seyahat sorunu olmadan, kalan 6 haftayı nispeten sıcak bir iklimde bulunan Antalya’da kamp halinde geçirmesi, ve tüm maçların burada oynanması kötü bir fikir miydi? Bu sayede en azından hiçbir futbol emekçisi riske atılmaz, TFF’nin de buyurduğu üzere adaletli bir şekilde lig tamamlanabilirdi.
Son söz olarak yukarıda yazdığım cümlenin altını farklı ifadelerle tekrar çizmek istiyorum: Önce insan sağlığı, önce hayat. Alınacak bir şampiyonluk, hiç kimsenin hayatını riske atmaya değmez. Sağlıklı kalalım, maske ve mesafe kurallarını unutmayalım.
Sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum.
 



YAZARLAR