Hayatta en hakîkî mürşit, “ezberlerdir”; ruhumuzu yok eden ç/ağdaş hurafeler!
Tarih: 13.9.2019 00:00:01
Yusuf Kaplan

Hakikati hem eğip bükmeden hem de insanları ürkütmeden söylemek o kadar zor ki!
Nerede?
Nerede olduğunu bile bilemeyen, hangi derelerde debelendiğini idrak edemeyen; çöle, yangın yerine dönen ama hiç bir şey olmamış, olmuyormuş gibi umursamadan yaşanılan yerlerde, fiilen yok hükmünde olan, kimliğini, yörüngesini ve ruhunu yitiren yok-ülkelerde, elbette!
Ne kadar uzun, kıvrımlı, inişli çıkışlı, Deleuze´cü bir cümle oldu bu böyle!
Daha doğrusu, ne kadar tedirgin edici, rahatsız edici, insanın kafasını iki elinin arasına alarak kara kara düşünmeye sürükleyici bir “tüm´ce” (!)...
İyi de, vaziyet böyle.
MEDENİYET BUHRANI NEDİR,BİLİR MİSİN, SEN?
Bakın, bu toplum medeniyet buhranı yaşıyor iki asırdır...
Medeniyet buhranı nedir, bilir misin, sen?
Kişinin tepesindeki gökkubbenin kafasına çökmesidir... Kendine olan güvenini yitirmesi... Aşağılık kompleksine sürüklenmesi... Kendini inkâr´a yeltenmesi... Celladına âşık tasmalı bir çekirgeye dönüşmesi...
Dayanamadı bu çileye bu ülkenin yürek çocuğu ve çöllere vurdu... Susuzluğunu giderecek bir vaha arayışına koyuldu...
Yüzyıllarca kendisini yok eden Haçlıların çocukları, tarihin akışını değiştirecek bir konuma ulaşmışlardı: Çağı onlar şekillendiriyordu. Dünyaya onlar çeki düzen veriyordu... Bilimi, düşünceyi, sanatı ve dolayısıyla hayatı yalnızca onlar üretiyor, yalnızca onların tarlaları ürün veriyor, yalnızca onların ağaçları meyveye duruyordu...
Yalnızca onlar insan katlediyordu kitleler hâlinde kimsenin gözünün yaşına bakmadan hem de, aynı zamanda.
Burası, ayaklarımızı toprak demeden bastığımız bu yer, bu topraklar çoraklaşmıştı...
Çoraklaşmıştı; çünkü coğrafya işgal altındaydı. Fizikī coğrafya değil yalnızca. Kültürel ve zihnî coğrafya işgal altındaydı asıl...
Coğrafyanın çocukları yabancılaşmış ve ruhsuzlaşmıştı!
Zihin, bana ait değildi.
Perspektif bana ait değildi.
Kavramlar bana, benim dünyama ait değildi.
Bir yanlışlık vardı.
Bir yerlerde büyük bir yanlışlık yapıldığı o kadar aşikârdı ki...
ŞEZLONGUNUZA DÜŞERDİ, ÖLÜM...KİMSENİN UMURUNDA DEĞİLDİ, GÜLÜM!
Bu ülkenin çocukları kendine olan güvenlerini yitirince, hem rotalarını, hem de yörüngelerini de yitirdiklerini hissediyor gibiydiler; ama sadece hissediyor gibiydiler...
Çünkü hiçbir şeyin tadı yoktu, ruhu yoktu; hiçbir şey heyecan ve coşku vermiyordu.
Kuru ve yavandı hayat: Hayat yoktu aslında yaşanacak... Yaşanmaya değer olacak... Hayata anlam katacak bir dünyası, ufku, umudu, koordinatları, anlam haritaları yoktu, yok olmuştu burasının: Bizim hapishanemizdi burası. Tımarhanemizdi artık!
Şizofrendik hepimiz: Çift kişilikli kişiliksiz, kimliksiz, acıklı kişiler!
Arabesk´le eurobesk arasında debelenip duran, sonra da bir haltmış gibi birbirine hönküren korunaksız kalelerinden...
O yüzden birbirimizle boğuşup duruyorduk; duruyoruz da hâlâ!
Ülkede cinayetler almış başını gidiyor: İnsanlar, birbirini, en sevdiklerini üstelik de, testereyle doğruyor, parçalara bölüyor, bir poşete koyup çöpe atıyor/du artık!
Şiddetin şiddeti bundan yüksek, bundan daha ürpertici olabilir miydi?
Şezlongunuza düşerdi ölüm...
Kimsenin umurunda değildi, gülüm!
İnsanın bedeninin parçalanıp sonra da torbaya doldurulup çöpe atılması, bu toplumun hapishaneye, tımarhaneye dönüştüğünün göstergesi değil de neydi ki?
İnsanı aziz kılan, eşref-i mahlûkât bilen, İslâm medeniyetinin insan yeşerten muazzez gökkubbesi çökmüş, yerine, hiç bir şey ikame edilememişti.
Bunu, yeni düzeni kuran adamların yetiştiricisi, Kadro hareketinin beyni, Şevket Süreyya Aydemir, aynen böyle söylemişti: “Her şeyi yıktık ama yerine hiçbir şey yapamadık.”
Daha ne desindi ki!
Büyük bir vakum oluşmuştu: Her şeyi yıkıcı bir anlamsızlık, hayatı çöle çevirici bir boşluk, ürpertici bir anlam karmaşası.
Deizmin en münbit tarlasıydı burası.
Bir adım sonrası ateizm olacaktı.
Kaçınılmazdı bu.
HAYATTA EN HAKÎKÎ MÜRŞİT, “EZBERLERDİR” PAŞAM!
Hayatta en hakikî mürşit, “ezberlerdir”, paşam!
Zihnimizi iğdiş eden, beynimizi felçleştiren, ruhumuzu çalan, bizi celladımıza âşık yapan, bu topraklara yabancılaştıran, mankurtlaştıran ayartıcı ezberler; bizi sadece ağlarına hapseden, ağlarına bağlayarak zihnen boğan, kendimize düşman yapan, bizi bizden uzaklaştıran ve ruhsuzlaştıran pozitivist ç/ağdaş hurafeler!
Türkiye´nin en temel sorunu, eğitim sorunu.
Eğitim sorununu çözmenin başlangıç yolu: Sömürgeci, mankurtlaştırıcı, çocuklarımızı hem ailelerine hem ülkelerine yabancılaştırıcı, şizofren, çift kişilikli, şiddete teşne, çağdaş hurafelerle beslenen tuhaf yaratıklara dönüştüren bu şiddet yüklü eğitim sistemini yıkmak!
Çocuklarımızın ruhlarını çalıyorlar bayım, ruhlarını!
Çocuklarımızın ufuklarını karartıyorlar, umutlarını söndürüyorlar ve cellatlarına âşık ediyorlar, yaşarken öldürüyorlar çocuklarımızı!
Burası neresi?
Sömürge ülkesi mi?
-İyi de, biz sömürülmedik ki!
Sen öyle zannet! Bedenimizi kurtardık ama ruhumuzu yok ettiler bizim, ruhumuzu!

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ulus devletlerin çöküşünü yaşıyoruz... (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Türkiye, kendi yolunu kendisi belirleyecek... (20 Temmuz 2019 - Cumartesi)
Türkiye´nin siyasetle yorucu imtihanı (25 Haziran 2019 - Salı)
Fetih ruhu ve rüyası (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
Ramazan´ın atları ve okları (28 Mayıs 2019 - Salı)
Oruç, niçin benzersiz´dir? (21 Mayıs 2019 - Salı)
Ruhköklerimize, anayurdumuza yolculuk-1 (27 Nisan 2019 - Cumartesi)
Sudan´da neler oluyor? (17 Nisan 2019 - Çarşamba)
Seçimlerin vebali ve toplumun basireti (01 Nisan 2019 - Pazartesi)
Ölüm fikri ve duanın sınırsız gücü (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Hatırladıkça özgürleşir insan... (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
Bugün Venezuela, yarın Türkiye! (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Türkiye´nin “cinsiyet”le imtihanı (26 Ocak 2019 - Cumartesi)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ne olabilir ve ne yapmalı? (08 Ocak 2019 - Salı)
Aslında, ne oldu? (05 Ocak 2019 - Cumartesi)
Annem... (01 Aralık 2018 - Cumartesi)
Bu dünya böyle gitmez! (24 Kasım 2018 - Cumartesi)
Eğitimde, ava giderken avlanmak... (06 Kasım 2018 - Salı)
İnsanlık, nereye sürükleniyor? (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
Kazana kazana kaybediyoruz... (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Mesafe fikri ve hakikat medeniyeti (29 Ekim 2018 - Pazartesi)
Üniversitenin krizi (18 Eylül 2018 - Salı)
Suriye sorununda kör noktalara dikkat! (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
Mesut Özil, Almanlara ayna tuttu (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Zihniyet ve maarif devrimi olmadan aslâ! (19 Temmuz 2018 - Perşembe)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (29 Ekim 2017 - Pazar)
İlerleme putu ve zihnî felçleşme (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Kervan´ın yolu niçin kesildi? (17 Ekim 2017 - Salı)
İnsansız şehir, şehirsiz insan… (12 Eylül 2017 - Salı)
Yarın, çok geç olabilir… (26 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Laiklik dogması ve sopası… (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
Sivas´ta tarihî bir toplantı (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Osmanlı ruhu olmadan aslâ! (14 Ocak 2017 - Cumartesi)
Bu sistem (17 Mayıs 2016 - Salı)
Medyanın “kusursuz cinayet”i! (21 Şubat 2015 - Cumartesi)
On Emir (29 Aralık 2014 - Pazartesi)
Medeniyet fikri ve eğitim sistemi (16 Aralık 2014 - Salı)
Dil Devrimi cinayeti ve Osmanlıca meselesi (08 Aralık 2014 - Pazartesi)
ÜMMET: SELÂM/ET YURDU (05 Aralık 2014 - Cuma)
En büyük tehdit: Misyoner Medya (28 Kasım 2014 - Cuma)
Eğitim (28 Kasım 2014 - Cuma)
Peygamberî çağ/rı varolmadan aslâ! (04 Kasım 2014 - Salı)
Hâriciye, Türkiye`nin altını oyarken... (01 Kasım 2014 - Cumartesi)
Urfa`nın `peygamber çiçekleri` (17 Ekim 2014 - Cuma)
Moro seferi... (25 Eylül 2014 - Perşembe)
Burası, sömürge ülkesi mi? (19 Eylül 2014 - Cuma)
Entelektüelle ve akademisyenle nereye kadar? (10 Eylül 2014 - Çarşamba)
Dünya Osmanlı`ya Gebe... (05 Eylül 2014 - Cuma)
Ben`i aşıp Sen`e ulaşabilmek... (19 Ağustos 2014 - Salı)
Erdoğan`a 20 öneri (16 Ağustos 2014 - Cumartesi)
Felsefe`den Hikmet`e: Hakikatin İZ`ini sürmek... (13 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Kuşatmadan umuda… (12 Ağustos 2014 - Salı)
İngilizlere dikkat! (08 Ağustos 2014 - Cuma)
Hayatsız İnsanlar, İnsansız Hayatlar (07 Ağustos 2014 - Perşembe)
``Bu kadar acı için çok küçük bu Filistin` (06 Ağustos 2014 - Çarşamba)
Hakikat ve hayal, umut ve ufuk (05 Ağustos 2014 - Salı)
Türkiye´nin cinayetlerle imtihanı (01 Ocak 0001 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.7690
EURO
6.4202
booked.net
Affetmek, zaferin zekâtıdır.

Hz. Muhammed
Burnunuzla başparmağınız ayıi boydadır.

www.bizimsivas.com.tr
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59